Evrilen nağmeler, ruhumu sardı

Müzik, yıllar ve dönemler değiştikçe gelişen ve evrilen bir sanat. Bugün bu sonsuz dönüşüm sürecine tüketiciler de katılmış durumda. Hem de en belirleyici faktör olarak. Bazı müzikleri beğeniyor, bazılarını satın alıyor, bazılarını duymaya dayanamıyoruz. Ve pazarlamaya değer bir müziğin işareti görüldüğünde, bir ürün haline getirilip öne çıkartıldığını fark ediyoruz.

Peki beğenilerimiz neye göre şekilleniyor ? Hangi tür müzikler hangi dinamiklerle dinleyiciler tarafından beğeniliyor ? Bu soruların tam bir açıklaması bulunamıyor olsa da, konuya Darvinci bir çözümleme getirmek üzere, Londra’daki Imperial College’dan Robert MacCallum önderliğindeki bir kaç “çılgın” bilim adamı bir araya gelmiş ve aslında bir yazılım olan “Darvinci Müzik Motoru” geliştirmişler.

Bu motor, başlangıçta yüz kadar sekiz saniyelik kısa müzik parçacığı içermekteymiş. İnternet üzerinden bu parçalara ulaşması istenen dinleyiciler, en beğendikleri parçacıkları oylamış. Bu kısım, evrimin doğal seleksiyon aşaması olarak kabul edilmiş. Ardından en çok oy alan on parça, Darvinci Müzik Motoru tarafından “çiftleştirilmiş” ve sıkı durun, çiftleşen her çiftin ikişer “yavrusu” olmuş.

Kulağa yeteri kadar garip gelmiyorsa diye hikâyenin geri kalanını da aktaralım. Şu anda 2.513 nesillik bir evrim süreci geride kalmış. Evriltilen müzik parçacıkları, “Loop” (döngü) adı verilen hoş akor ve ritimlere dönüşmeye başlamışlar. Yedi bin kişiye dinletilen bu loop‘lar, hemen tüm dinleyiciler tarafından estetik açıdan tatmin edici bulunmuş. (Dinleyicilere sunulan parçaları siz de buradan dinleyebilirsiniz.)

Tüm biyolojik sistemlerde olduğu gibi, yeni doğanlar, rastlantısal olarak ebeveynlerinin miraslarını taşımakta ve müzikal yapısında rastlantısal ufak mutasyonlar da barındırmaktalarmış. Tüm bu çiftleşme, doğum ve karışım/değişim işlevini Darvicni Müzik Motoru yazılımsal olarak hallediyormuş. Ekosistemde nüfus artışını önlemek için, yeni doğanların ebeveynlerinin silinmesi, yani ölmesi gerekliymiş.

Başta sadece gürültü denebilecek parçacıklardan oluşan bu ekosistem, yaklaşık bin nesil evrim geçirdikten sonra, bir tür hoş müziğe dönüşmüş. Ancak bin nesil sonunda evrim sürecinin yavaşladığı tespit edilmiş. Bu noktadan itibaren ebeveynlerden alınan mirasın rastlantısal kombinasyonu çeşitliliği kısıtlayacak bir nitelik kazanmış. Ancak dengeli bir ses oluşturarak evrim durmadan devam etmiş.

Bu deneysel girişim, yaşamın evrimi hakkında herhangi bir sonuç elde etmek için yapılmış değil. Ancak insanın kültürel metalarının değişimi ve gelişimi üzerinde etkili olduğunu, seçimlerinin de yeni sonuçlar doğuracak tabi bir sürecin parçası olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, bu tür toplumsal ve ekonomik olayları evrimsel yaklaşımlarla açıklayıp açıklayamayacaklarını anlamanın peşinde olduklarını söylüyorlar.

PNAS (Proceedings of the National Academy of Sciences of the USA) dergisinde yayımlanan konu hakkındaki bilimsel makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Optimusminimus, kendini gezdirmekten yorulup ruhunu gezdirmeyi tercih eden, asgari müşterekler arayışında, tembel bir hoş seda düşkünüdür.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Müzik

Yanıt Verin

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s