Haftanın Eğlencesi: Minimalist sanat akımı posterleri

Poster sevdamıza, sanat akımlarının minimalist poster çalışmalarıyla devam ediyoruz. Daha önce minimalist masal, dizi, ressam vb. posterlerini görmüş ve çok sevmiştik, ama tüm sanat akımlarının, kendi başına bir sanat akımı olan minimalizm ekolünden örneklendirilmesini daha da ilginç bulduk. Bir gün, örneğin “sürrealist sanat akımı posterleri” gibi bir çalışmayla karşılaşır mıyız, diye merak içindeyiz.

Fas kökenli Fransız tasarımcı Amahouo Outmane‘ye ait bu posterleri biz şahane bir site olan Sanat Blog‘da gördük. Onlar da bu vesileyle her bir akımın altına Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi‘nden aldıkları tanımları yazmışlar, bizim de alıntılamamızı mazur göreceklerini umuyoruz.

Dadaizm: “Dada” olarak da bilinir. Avrupa’nın bazı büyük kentlerinde de görülen Dadacılık ilk olarak 1915-16′da New York ve Zürich’te hemen hemen aynı zamanlarda ortaya çıkmıştır. Savaşın yarattığı karamsarlık ve umutsuzluk içinde geleceğe inançlarını tümüyle yitiren sanatçıların oluşturduğu bir akımdır. Her şeyin anlamsızlığını, gereksizliğini, vazgeçmişliği ve hiçliği vurgular. Bıkkınlık ve nefret duyguları içinde, yıkılanın yerine yapma isteği olmadan, olayların acı bir alayla ele alınmasıdır.

De stijl: 1920′lerde tasarım, sanat ve mimarlık alanlarında etkili olan ilk önemli “modern hareket”lerden biri…Ressam, tasarımcı, yazar ve propagandacı Van Doesburg öncülüğünde gelişen ortak bir proje ya da girişim niteliğindedir… De Stijl, Hollandaca’da “stil, tarz” anlamının yanı sıra “dikme, söve, destek” anlamına da gelir.

Dışavurumculuk: “Ekspresyonizm” ya da “Anlatımcılık” da denir. 20. yy’ın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan sanat ve mimarlık akımı. Güzel sanatlarda Rönesans’tan beri hüküm sürmüş doğaya uygun betimleme anlayışından bir kopuş olan Dışavurumculuk’ta, sanatın asıl amacı, sanatçıın duygularını ve iç dünyasını, renk, çizgi, düzlem ve kütle aracılığıyla dışa vurmasıydı.

Fovizm: 1900′lerin başında Paris’te Matisse öncülüğünde Braque, Camoin, Derain, Dongen, Dufy, Friesz, Manguin, Marquet, Puy, Rouault ve Vlaminck tarafından oluşturulan akım… 1903′ten başlayarak grup sergileri açan bu sanatçılara fauves (vahşi hayvanlar) adı 1905′te Güz Salonu’nda açtıkları bir sergide verilmiştir. Bu yapıtlar, doğalcı olmayan renkleri ve kaba sayılabilecek tekniğinden ötürü önceleri tepkiyle karşılanmış, ancak zamanla, sanat tarihçileri tarafından çağdaş akımların öncüleri olarak nitelendirilmiştir.

Fütürizm: “Gelecekçilik” olarak da bilinir. Endüstrileşmeyle gelen teknoloji çağına geç bir giriş yapan İtalyanlar’ın ilerici sanat biçimleri arayışının bir ifadesi olarak tanımlanan akım. Marinetti’nin öncülüğünde Balla, Boccioni, Carra, Russolo ve Severini gibi ressamların çevresinde gelişmiştir…Bu dönemde Fransa, İngiltere ve Almanya’yla karşılaştırıldığında İtalya henüz oldukça geriydi. Bu nedenle dönüşümün hızlandırılması gerekiyordu. Ani değişikliklere yol açan bu hızlandırma sürecinin bir parçası da eski değerleri yok edip yeni koşulları yüceltmekti. Gelecekçilik böyle bir ortamda doğmuştu.

Kinetik sanat: 1950′lerin önemli akımlarından biri. Bilim dünyasında 19. yüzyıl ortalarından beri kullanılan “kinetik” (devingen) terimi, güzel sanatlarda ilk kez Gabo ve Pevsner’in hazırladığı “Gerçekçi Bildirge”de kullanılmış, ama hemen yaygınlık kazanmamış, uzun süre resim ve heykelde hareket yanılsaması “dinamik” terimiyle karşılanmıştır. 1950′lerde sanat terminolojisine giren terim o günden bugüne çok değişik üslup ve teknikleri kapsayacak biçimde kullanılmaktadır.

Kübizm: 1908′de Paris’te Picasso ve Braque öncülüğünde oluşan akım. Bu iki sanatçının yapıtlarını, küplerden oluşan bireşimler (“kübik acayiplikler”) olarak yorumlayan eleştirmen Louis Vuaxcelles akıma “Kübizm” adını vermiştir… Kübizm, cismin parçalara ayrılması ve yeniden değişik bir yorumla bir araya getirilmesi ilkesine dayanır.

Minimalizm: “Minimal sanat”. İlk kez 1961′de düşünür Richard Wollheim tarafından “içeriği en aza indirgenmiş sanat” için kullanılmış olan “Minimal Sanat” terimi, daha çok üç boyutlu yapıtlar, heykeller için kullanılmıştır. Ancak, 1960′lardan başlayarak Amerika’da yaygınlaşan sanat anlayışının kapsamındaki resmi de tanımlamaktadır. (Ve müziği de!)

OP Sanat: 1960′larda Kinetik Sanat kapsamı içinde optik yanılsamaya dayalı anlatım biçimi. [Geometrik kompozisyonların] amacı görsel ikilikten yararlanarak retinayı güçlü biçimde etkilemek ve optik yanılsama yoluyla titreşim, yanıp sönme ve hareket duygusu yaratmaktır.

Pop Sanat: 1950 ve 60′lı yıllarda önce İngiltere’de, ardından da ABD’de birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan ve kitle kültürünün imgelerini kullanan sanat akımı…Pop Sanat’ın İngiltere’de yerleşik kanılara bir tepki olarak ortaya çıktığı, ama ABD Pop Sanatı’nın ulaştığı yoğunluğa ve canlılığa ulaşamadığı düşünülür… Amerikalı Pop sanatçılar reklamcılık, dergi ve gazete resimleri, zevksiz her türlü ıvır zıvır, sıradan giysiler, yiyecekler, film yıldızları, model kızlar ve resimli romanlar gibi her türlü sıradan şeye ilgi duymuşlardır.

Post İzlenimcilik: “Ard İzlenimcilik”. 1880′lerin ortasında Fransa’da İzlenimcilik akımı artık belli bir doyum noktasına ulaşmıştı…Terim ilk kez İngiliz eleştirmen R.Fry tarafından 1900′lerin başında Cézanne, Van Gogh ve Gauguin için kullanılmıştı…Daha çok İzlenimcilik sonrası yeni arayışların bir simgesiydi…Temelde izlenimci renk ve teknikleri yadsımamakla birlikte, İzlenimcilik’in renk ve ışık etkileriyle sınırlanan anlatım biçimlerine karşıydı. Post İzlenimciler’in amacı daha özgür bir anlatım diline ulaşmaktı.

Rönesans: Sözcük genel anlamda, İtalya’da 15. yüzyılda başlayan ve 16. yüzyılda doruk noktasına ulaşan entelektüel bir etkinliği içermektedir. Rönesans terimi ilk kez 15. yüzyılda “klasik öğretinin yeniden doğuşu”nu tanımlamak üzere kullanılmış, daha sonra Vasari’nin 1550 tarihli ünlü kitabında “sanatların yeniden doğuşu” anlamında ele alınmıştır. Terimin anlamının edebiyat ve sanat etkinliği olarak belli bir dönemi içermesi ve yaygınlaşması 18. yüzyılda başlamıştır.

Soyut Dışavurumculuk: İvmesini büyük ölçüde Amerikalı soyut sanatçılar grubundan alan Soyut Dışavurumculuk, 1940′ların başında New York’ta oluşmaya başlamıştır. Akımın oluşmasında bir başka etken, 2. Dünya Savaşı’nın Avrupa’da yarattığı olumsuz etkilerden kaçan Ernst, Dalí, Masson ve Matta gibi Gerçeküstücü sanatçıların o sırada dünyanın yeni sanat merkezi durumuna gelen New York’a gitmeleridir.

Soyut Sanat: Renk, çizgi, kütle, ton gibi çeşitli biçim öğelerinin bilinen nesnelere benzemeyecek biçimde kullanımı sonucu ortaya çıkan geometrik veya amorf imgelerle oluşturulan düzenlemeler.

Sürrealizm (Gerçeküstücülük): Fransız şair Breton, 1922′de Éluard ve Aragon gibi başka şairlerle birlikte Dadacılar’dan ayrılmış ve bu akımın nihilist tavrına karşı, olumlu yönde yaratıcılığı savunan Gerçeküstücü sanatın ilkelerini oluşturmaya başlamıştır. Plastik sanatların dışında edebiyat, müzik ve sinema gibi öteki sanat dallarını da içeren Gerçeküstücülük, iki dünya savaşı arasında bir felsefe ve yaşam biçini de belirlemiştir. Breton, Freud’un özellikle düşler ve bilinçaltı kuramlarıyla yakından ilgiliydi.

Yeni Gerçekçilik: ABD’de 1950′lerde Soyut Dışavurumculuk’a karşı oluşan Pop Sanat’a koşut olarak, Avrupa’da da 1960′ların başında, sanat eleştirmeni Pierre Restany, Klein ve Arman’ın kurduğu ve güncel gerçeği olduğu gibi işlemeye yönelik sanatçıların oluşturduğu topluluk. Yeni Gerçekçiler, Pop Sanat’a çok yakın olmakla birlikte tümüyle tüketim kültürünü konu alan Pop’un ötesinde kent kültürünün duygusal ve nesnel yönüne de ele almışlardır.

Reklamlar

Yanıt Verin

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s