Evlilik aşkı, formüller müziği öldürüyor mu?

David Gilmour ’75 yılının bir kış günü, arkadaşının kendisine ilettiği demoyu dinlediğinde “Bu kızda iş var,” demiş olsa gerek. Zira cebinden ödediği parayla o minik kızın düzgün birkaç kayıt yapmasını ve zamanın en büyük plak şirketlerinden EMI’a götürüp sözleşme yapmasını sağlamıştı. Gilmour’un yeteneği algılamakta mahir duyarlılığı sayesinde Kate Bush gizli bir elmas olmaktan kurtulmuştu.

Bugün işler artık pek böyle yürümüyor. Dijital devrim her şeyi olduğu kadar müzik endüstrisini de kökten değiştirdi. Eskiden plak şirketleri büyük hitler üretme potansiyeli olan müzisyen ya da grupları avlamak için işinin ehli uzmanlardan yardım alırdı. Grup ya da müzisyen bir büyük şarkı yazdığında, hemen mahir bir prodüktör devreye girer; o parçayı dillere pelesenk edecek şekilde düzenler; grubun ya da müzisyenin ve elbette şirketin çapına göre bir şehir, ülke ya da dünya turnesiyle desteklenirdi.

Günümüzde müzik şirketleri burnu kuvvetli koku alan uzmanlara eskisi kadar itibar etmiyorlar. Bir gruba yatırım yapmaya değer mi, ne kadar büyük bir yıldız potansiyeli var, parçalarının beğenilme potansiyelleri nedir gibi soruların yanıtlarını artık bilgisayar destekli karar sistemleri veriyor. Müzik ekonomisti Volkmar Kramarz, liste başı parçaların sırlarını Die Pop Formeln (Pop Formülleri) kitabıyla açıkladığında, bu konudaki şaşırtıcı gelişmeler de gözler önüne serilmiş oldu.

Kramarz, ticari olarak son beş yılın en başarılı parçalarını incelediğinde, popüler müziğin armonilerinin bazı formüllere göre oluşturulduğunu iddia ediyor. Kramarz’a göre bu formüllerle üretilen parçalara piyasanın verdiği tepkiler de oldukça tahmin edilir.

İnsan kulağı, eşzamanlı işittiği iki sesin uyumlu mu uyumsuz mu olduğunu hemen anlama yeteneğine sahip. Uyumlu seslerin sayısı üçe çıktığında, buna akor deniyor. Araştırmalara göre bu akorların bazı kombinasyonları, yani armoniler, insan beyni üzerinde olumlu etkiye sahip ve bazı hormonların salgılanmasında tetikleyici olabiliyor. İşte müzik dünyasındaki başarı getiren formüller, bu akor dizilerinden oluşmakta. Bu formüller bazen oldukça eski tarihli de olabiliyor. En bilinenlerde biri de Pachelbel‘in “Canon”u.

Araştırmalara göre bu formüller sonsuza dek süren istikrarlı bir başarı ivmesi göstermiyor. Örneğin Pachelbel’in “Canon”u 60’lı yıllarda çok sevildikten sonra 90’lara kadar neredeyse unutulmuştu. Bir diğer daha yakın tarihli formülü kullanan Fool’s Garden’ın “Lemon Tree” parçası, bugün artık pek tercih edilmeyen bir reçeteye sahip.

Kramarz bugün sıklıkla Re Majör-Sol Majör-La Majör benzeri kadansların formüllerde kullanıldığını belirtiyor. Yine de armoni bir parçanın piyasada başarılı olup olmayacağını belirlemeye yetmemekte. Müzikal kompozisyon ve bütünlük, dinleyiciye kalite güvencesini vermekte. Bu olmadıktan sonra reklamın çok bir manası yok, diyor Kramarz.

Parçanın sözleri ise pek de o kadar önemli değil. Bu haliyle bir pop parçasının yeni bir şeyler getirdiğini söylemek pek mümkün değil tabii. Ancak 50’lerden bu yana müzik dünyasında bir tür fabrikasyon üretim yapılmakta. Bunu talep edense dinleyiciler. Kısa yoldan bir liste başı şarkı üretmek isterseniz izlenmesi gereken adımlar pek de karmaşık sayılmaz :

1. Daha önce başarılı olmuş parçalara göz atın ve bunlardan aşıracağınız binlerce kez kullanılmış akor dizilerini çekinmeden kullanın.

2. Dört akordan kurduğunuz melodinin üzerine sözlerinizi ve nakaratları yazın; nakaratta parçanın geri kalanından daha yüksekte kalan tonlar kullanın.

3. Parçayı bıkmadan usanmadan ve temiz şekilde kaydedin, en iyi yorumu ve yorumcuyu bulmak için sabırlı olun.

4. İyi bir yapımcı bulun; hem düzeltilecek her şeyi düzeltecek hem de her enstrüman için en doğru tınıyı oturtacaktır.

5. Parçayı optimal şekilde yayacak doğru ritmi arayın.

Dijital devrim ve müziğe bu tür aritmetik/mekanik yaklaşım, Hit Predictor, Sound Out, Rate The Music gibi analiz şirketlerinin de doğmasına yol açtı. Bu şirketler, müzik endüstrisine büyük hacimli veri ve veri analizleri sağlamakta. Böylece herkes kendi formülünü oluşturma imkânını elde etmekte. Ancak sadece akor dizilerinin analizinden ibaret bir karar sisteminden bahsetmiyoruz. Sosyal medyada seçilen kanallarda bazı parça kısımlarının yayınlanıp tepkilerin değerlendirilmesi ve gerekiyorsa parça üzerinde değişiklikler yapılması gibi çok farklı yöntemler de süreçlere dahil edilmekte.

Bu konuda Shazam adlı firma ilginç bir örnek. Şirket, birkaç yıldır parçaları yüksek başarıyla tanımlayan bir uygulama sunmakta. Radyoda ya da sokakta çalan bir parça mı duydunuz ? Shazam’e dinletin ve ne olduğunu büyük ihtimalle size isabetli şekilde söylesin. Şu âna kadar 500 milyon kez indirilmiş bu uygulama, istatistiklere göre günde 20 milyon sorguya cevap vermekte. Shazam’in bundan asıl kazancı ise internet müzik sağlayıcılarına veya stream (akım) hizmeti sunan Spotify gibi firmalara bu sorgulara ait bilgileri satmaktan geçiyor.

Shazam, müzik piyasasında kendi adıyla anılan, yani “Shazam etkisi” adı verilen bir dalga yaratmış durumda. Müzik endüstrisi bu gibi veriler sayesinde hangi müziğin piyasada daha fazla talep gördüğünü net ve tartışmasız şekilde kestirebiliyor. Bunun yan etkisi ise, yukarıda bahsettiğimiz algoritmaların hemen tüm müzik dünyası tarafından oluşturulması ve dolayısıyla da popüler müziğin giderek daha sıkıcı, kendini tekrar eden ve renksiz olmaya başlaması.

Belki hatırlarsınız, bu durumu ünlü Türk pop şarkıcısı Serdar Ortaç da zamanında “Topu topu yedi nota var, kaç ayrı beste yapılabilir ki?” sözleriyle vurgulamış ve bu yüzden acımasızca eleştirilmişti. Ne kadar haklı olduğu geç de olsa ortaya çıkmış oldu.

Kültür endüstrisi, ürünlerini daha kolay ve çok satmak için yöntemlerini inceltmiş ve müzik dinleyicilerinin bir kısmını tüketiciye dönüştürmüş olabilir. Ancak korkacak bir şey yok. Talep az olsa da kaliteli, yenilikçi ve farklı müzikler dünyanın her yanında üretilmeye hep devam edecek. Ve internetin imkânları, tüm bu müziklerin kendi minik dünyalarında saklı kalmasına engel olacak.

Reklamlar

Evlilik aşkı, formüller müziği öldürüyor mu?” üzerine bir yorum

Yanıt Verin

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s