Koltukname 3 yaşında (ve çekiliş)!

5 Ocak 2012’de kurduğumuz Koltukname, bugün 3 yaşına girdi. İlgimizi çeken, önemli bulduğumuz, Türkçede eksikliğini hissettiğimiz kültür, sanat ve edebiyat haberlerini paylaşma hedefiyle yola çıkmıştık Koltukname olarak. Bu bağlamda geçtiğimiz yıl Gorki’den Woolf’a, Hugo’dan Necatigil’e birçok yazarın mektuplaşmalarını, yazarlar üzerinden burçların özelliklerini paylaştık, Yemek Kültürü köşemize devam ettik, Giyim Kültürü köşemize başladık. İstediğimiz her şeyi yapamadık belki ama siz okurların desteğiyle motive olduk.

İşte bu yüzden, bizi yalnız bırakmayan siz sevgili okurlarımıza bir hediye sunarak kutlamak istiyoruz üçüncü yaşımızı. Bu yazının altına 12 Ocak Pazartesi gününe kadar yorum bırakan okurlarımızdan birine, aşağıdaki kitaplardan istediği bir tanesini yollayacağız. Kitaplar, 2014’ten Kalanlar // Kitap listelerimizden alındı, kitaplarla ilgili düşüncelerimizi bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Yorumlarınızı bekliyoruz. Herkese iyi seneler.Devamı »

2014’ten Kalanlar // Kitap

2013 zor bir yıldı, Gezi tam anlamıyla damga vurmuştu 2013’e. Zihinleri, bedenleri, vicdanları ağır mesaiye gark etmiş; güçlüğüyle, yeşerttiği ümidiyle, barındırdığı öfkeyle yaşadığımızı hissettirmişti bize. 2013’ün selefi bu yüzden biraz ruhsuz, biraz yavan geldi. Olayımız eksik kalmadı elbet ama yüzümüz pek az güldü 2014’te. Yolsuzluklar, yasaklar, hastalıklar, iş kazaları, ölümler, ölümler, ölümler… Neyse ki insanlık bize ümit de verdi. Elbette sanatla, sinemayla, edebiyatla ve müzikle. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, Koltukname ekibi olarak –KoltuknameOptimusminimus ve Sevillaportakalı– 2014’te haşır neşir olduğumuz albümler, filmler ve kitaplardan bir demet sunmak istiyoruz. İşte 2014’ün parçalı bulutlu ruhunu bizim için renklendirenler. (Albümler için buraya, filmler içinse buraya buyurabilirsiniz. Geçtiğimiz yılların listeleri ise burada.)

Yayımlanana kadar yayımlanacağına inanılamayan kitap: 49 Numaralı Parçanın Nidası / Thomas Pynchon / Çev. Feride Evren Sezer / İthaki Yayınları

Kitap_3425731Çağdaş Amerikan edebiyatının en önemli –ve en gizemli– isimlerinden Thomas Pynchon, bugüne dek çevrilmediğine şaşılan, yıllardır da yayımlanacağı rivayet olan yazarlardan. Biz de iki yıl önce Inherent Vice‘ın film haberiyle birlikte yazarın üç romanının İthaki Yayınları’nca basılacağını müjdelemiştik. Yine de gözüyle görmeden inanmayacağını söyleyenler çoktu. 2014, yazarın hayranlarını da şüphecileri de tatmin eden yıl oldu ve 49 Numaralı Parçanın Nidası yayımlandı. Sırada Gravity’s Rainbow ile Inherent Vice var. Heyecanla bekliyoruz.Devamı »

Agatha Christie ve incirli portakallı çörek

Polisiye seviyoruz. Polisiye okumayı da polisiye yazarları hakkında okumayı da çok seviyoruz. Agatha Christie ilk okuduğumuz polisiye yazarıdır ve tahminimizce memleketteki çoğu okur için aynı şey söylenebilir. Son okuduğumuz olmadı ama. Patricia Highsmith’in yeri ayrıdır mesela. Ripley serisi olsun, diğer romanları olsun, büyük klasiklere benzetilmesi boş yere değil… İyi bir polisiye yazarıyla ilgili çok şey anlatır. Yazarın insanlara bakışı, yazarın sınıfı, yazarın kente, sokaklara, suça ve masumiyete bakışı. Yine iyi bir polisiye serisi tutarlıdır, aynı detektif ya da Ripley’de olduğu gibi aynı “suçlu” bütün seride karşımıza çıkar, tanıdık, bilindik bir karakter olur, hikâyeye bir devamlılık hâkimdir.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 13-19 Ağustos 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Ankaralı fotoğraf atölyesi Ka’nın sitesinde Lewis Carroll ve fotoğraf üzerine çok güzel bir yazı ve bol bol Lewis Caroll’ın fotoğrafçılığının örneklerini bulabilirsiniz.
* John Lennon’ın çizimlerinin nasıl da yasaklandığını, yasaklanan şehirde yıllar sonra açılan sergi vesilesiyle anlatmıştık. Fakat Lennon’a yasak ve sansür bitmiyor. TRT, olimpiyatların kapanış törenini verirken, Lennon’dan “Imagine” şarkısının, hayal ettiği “dinsiz” dünyayı sansürlemiş. Halbuki orijinali şöyle.
* Sansür, yasak derken, lisans ve yüksek lisansta Ortadoğu üzerine ders almış çoğu kişinin bileceği, çok temel ders kitaplardan William Cleveland ve Martin Bunton’ın Ortadoğu Tarihi kitabı Mısır’da yasaklanmış. Üniversitede derslerin okuma listesine konması engellenmiş. Aynı hafta içerisinde Devamı »

Nancy Reagan, Miles Davis ve etli kuru fasulye

Güzel adamlardandır Miles Davis. Müziği bir yana, kendisi de güzel giyinir, kayıtlardan gördüğümüz kadarıyla güzel bakar. Hem bir trompetçi hem de besteci. Caz dinleyip Miles Davis dinlemeyen yoktur herhalde. Bu The Guardian yazısında sadece kıyafetlerini anlatan uzun bir paragraf bulabilirsiniz. Blues Brothers tarzından, Avrupalı terzilerin elinden çıkma takımlara, funk kıyafetlere Miles Davis bir dönemi tüm renkleriyle yaşamış. Ayrıca John Lennon’la basketbol oynamışlığı bile var. Yok canım, demeyin, videoya bir bakın:Devamı »

Tanışınız: Feasting on Art

Tanışınız: bölümümüzde bugüne dek –tesadüfen– sinemayla ilgili sitelerden örneklerle ilerlemiştik. Öte yandan Koltukname’de edebiyat ve yemek ilişkisine değindiğimiz, hatta tarifler verdiğimiz oldu. Şimdi de güçlerimizi birleştirip bu ilişkiyi resim üzerinden kuran Feasting on Art‘tan (Sanattan Ziyafet Çekmek) bahsetmek istiyoruz. Ünlü yemek magazini Saveur‘ün “Sites We Love” (Sevdiğimiz Siteler) arasında gösterdiği, üçüncü yılına giren Feasting on Art, hız kaybetmeyen, aksine kendini geliştirip güzelleştiren sitelerden. (Söylemeden geçmeyelim: Saveur 2012 Ödülleri açıklandı. En iyi seyahat blog‘larında Istanbul Eats, Yılın En İyi Yemek Yazısı ise Café Fernando‘nun Chez Panisse yazısı birinci  oldular).Devamı »

Yemesek de tweet mi etsek?

Sosyal medyanın nelere kadir olduğunu Koltukname’de ara ara tartışıyoruz.  Bir sosyal medya rehberi bile sunmuştuk. Yayıncıların okurla yeni ilişkiler kurmasından, ülke bazında sansüre kadar sosyal medyanın hem yeni olanaklar sağlayan bir yüzü hem de aslında var olan ilişkilere eklemlenen bir yüzü var. Bir de yarattığı kendi kültürü var. Özellikle yemek kültürü sosyal medyadan çok etkilenmişe benziyor. Organik gıdadan gurme lezzetlere, bütçelere uygun, hem de zengin bir mutfak kültüründen, farklı memleketlerin yemeklerini pişirmeye, yemek pişirme ve tatma konusunda internette bir patlama yaşandığı kesin. Bu Türkiye’ye de yansıdı elbette. Ben kaçırmışım ama aslında şu tarifi arar dururdum diyenlere Café Fernando‘nun Yemekosfer arama motorunu öneriyoruz. Buradaki yemek blog‘ları bazı kriterleri tamamladıktan sonra dahil Devamı »

Sylvia Plath ve limonlu pudingli kek

Daha önce kadın şairler ve yemek konusuna değinmiş, Emily Dickinson ve hindistancevizli kekten bahsetmiştik. Tarifini de vermiştik. Bugün de sevdiğimiz yeni bir blog‘da, Paper and Salt‘ta gördüğümüz Sylvia Plath’in limonlu pudingli kekinin tarifini çevirmek ve biraz da Plath’ten bahsetmek istiyoruz. Plath konusunda Türkçede şanlısıyız aslında. Günceleri Oğlak Yayınları‘ndan yayımlanmıştı. Gerçekten Plath’in tartışmalı hayatını kendisinden okumak büyük bir şans. (Gerçi tükenmiş gözüküyor yayınevinin Devamı »

Amherst Güzeli’nden hindistancevizli kek tarifi

Emily Dickinson gelmiş geçmiş en yalnız şairlerden biridir. Ayrıca, “Şiirleri belki de hiç okunamayabilirdi,” dediğimiz şairler kervanındaki bilinen kadın şairlerdendir. “Hiç okunamayabilirdi, nasıl olur!” dediğimiz yazarlar listesinin başında ise herhalde Franz Kafka vardır. Emily Dickinson kardeşine, Franz Kafka ise Max Brod‘a tüm yazılarının yakılması talimatını vermişlerdi. Dickinson’ın yazıları arasında yakılanlar neredeyse tüm yazışmaları olmuş, şiirler ise ölümünün ardından yayımlanmış. (Yanan ve yanmaktan kurtulan kitaplarla ilgili İngilizce kısa bir bilgi için buraya bakabilirsiniz.)

Yaşarken kendisine “Amherst’lü Efsane” denilmiş. Ölümünün ardından adı “Amherst’lü Rahibe”ye çıkmış. Şiirlerinin yayımlanmasının Devamı »