Turgenyev ile Tolstoy’un düellosu (ve Dostoyevski’nin halleri)

Sergey Levitsky's 1856 photo of Russia's literary establishment. Standing, Tolstoy is in uniform. Below him Turgenev is seated. Standing next to Tolstoy is Dmitry Grigorovich. To Turgenev's right Ivan Goncharov sits; to his left first Alexander Druzhinin, then Alexander Ostrovsky.
Sergey Levitski; 1856. Yukarıdan aşağı ve soldan sağa, Tolstoy, Dmitri Grigoroviç, İvan Gonçarov, Turgenev, Alexandr Druzhinin, Alexandr Ostrovski.

Sevdiğimiz yazarların hayatları da ilgimizi çeker ister istemez. Nerede, hangi dönemde, kiminle yaşadıklarının ötesinde, neye benzediklerikaçta kalkıp yattıkları, en çok hangi kokteyllerden ve hangi atıştırmalıklardan hoşlandıkları, pasaportları, ex-libris’leri, evleri, burçları ve daha niceleri de heyecanla, ilgiyle takip ettiğimiz konulardandır. Dolayısıyla aradığımız şeyi her zaman “ciddi” bir biyografinin sayfalarında bulamayabiliriz. Devamı »

Nabokov’dan Dostoyevski eleştirileri: “Dostoyevski’yi madara etmek için sabırsızlanıyorum”

Vladimir NabokovVladimir Nabokov’un Dostoyevski’den pek hazzetmediğini biliyorduk. Lakin, geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları’ndan, Yiğit Yavuz, Fatih Özgüven ve Ayşe Nihal Akbulut çevirisiyle çıkan Rus Edebiyatı Dersleri bizi yine de afallattı. Nabokov’un 1948-58 yılları arasında ABD’de çeşitli üniversitelerde verdiği derslerin notlarından oluşan kitapta, önemli Rus yazarlar, eser eser gidilerek ele alınmış. Tolstoy, Gogol, Turgenyev, Çehov, Gorki ve elbette Dostoyevski.

Nabokov derse, “Dostoyevski’yi madara etmek için sabırsızlanıyorum,” diyerek başlayınca ister istemez biz de sabırsızlandık ve ilginç bulduğumuz tespitleri sizler için not ettik.

Dostoyevski’nin Sibirya’da yaşadığı talihsiz olayı (dört yıl ağır ceza almıştı fakat felaket bir prosedürle önce vurularak idam edileceği beyan edilmiş, idam gömleğini giyip direğe bağlandıktan sonra gerçek cezası yüzüne okunmuştu) onun için kırılma noktası kabul ederek, Sibirya’dakiler gibi acımasızca bir tespit yapıyor Nabokov: “Bunun üstesinden hiç gelemedi.

Bu olaydan önce yazdığı romanlardan Öteki’yi gerçek bir sanat eseri olarak kabul ediyor (gerçi onu da Gogol taklidi olarak gördüğünü söylüyor sonraları) ve Dostoyevski’ye gerçek ününü kazandıran efsanevi romanların tümünü çöpe atıyor. (Aman Allahım!)Devamı »

Flannery O’Connor: Dostlar, dostlara Ayn Rand okutmaz!

flanneryoconnor

Bugünkü paylaşacağımız mektuplar ilgili söyleyecek fazla bir söz yok. Güney gotiği olarak tabir edilen akımın öncüsü, Amerikan ve dünya edebiyatının en önemli öykücülerinden Flannery O’Connor, oyun yazarı arkadaşı Maryat Lee’ye gönderdiği mektuba Ayn Rand’ı yererek başlıyor. Lee’nin bir önceki mektupta yazdıklarına yanıt vermekte olduğunu tahmin edebiliriz.

Umarım sana Ayn Rand’ı öneren arkadaşların yoktur. Ayn Rand’ın edebiyatı, edebiyatta varılabilecek en düşük nokta. Umarım kitabı metroda yerden almış, sonra da en yakın çöp tenekesine atmışsındır. Ayn Rand’ın yanında Mickey Spillane Dostoyevski gibi kalıyor.

Kısaca “Dostlar, dostlara Ayn Rand okutmaz,” diyen O’Connor, The Habit of Being kitabında yer alan mektubun geri kalanında başka konulara değiniyor. Bir yazarı edebiyatın en düşük noktası, kitabını da çöp olarak tanımlaması sizi şaşırtmasın. En meşhur öykülerinden “İyi İnsan Bulmak Zor”u analiz etmeye çalışan bir öğretmene verdiği yanıtta sivri dilini ortaya koyuyordu yazar:Devamı »

Henry Miller’ı etkileyen 100 kitap

henrymiller1Oğlak Dönencesi ve Yengeç Dönencesi gibi kitaplarıyla 20. yüzyılın en önemli yazarlarından sayılan Henry Miller’ın daha önce Anaïs Nin’le mektuplaşmasına, bisikletiyle ilişkisine ve ressamlığa soyunmasına yer vermiştik. Bugün de yazarı en çok etkileyen 100 kitaplık bir listeyle karşınızdayız.

The Books in My Life (Hayatımdaki Kitaplar) adlı eserinin sonunda yer verdiği listeye Open Culture’da rastladık. Kitabın tamamına bir gün Türkçede de ulaşabilmeyi diliyoruz. Ama şimdilik, Miller’ın “Beni En Çok Etkileyen 100 Kitap” listesini, Türkçeye çevrilenlerin çevirmenlerini not düşüp bağlantılarını vererek sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Kitap keşiflerinize yol göstermesi dileğiyle!

Miller’ın, “dönenceler” ve Chlichy’de Sessiz Günler’i, Avi Pardo çevirisiyle Siren Yayınları’nda. Farklı farklı eserlerinin artık sadece sahaflarda bulunan eski baskılarını ise Nadir Kitap’tan görebilirsiniz. Aşağıdakine benzer listeler için bkz. Joan Didion ve Donald Barthelme.Devamı »

Joan Didion’dan okuma listesi

joandidion_favoritebooksRomanlarının yanı sıra kurgu dışı metinleriyle de çağımızın en önemli yazarlarından sayılan Joan Didion, tam bir defter tutkunuydu. Brainpickings’de gördüğümüz alıntıda da söylediği gibi, defter tutmaktaki amacı “hiçbir zaman yaptığım ya da düşündüğüm şeylerin gerçeklere dayanan bir kaydını tutmak değildi.” Peki neden yazıyordu?

Neden yazıyordum? Elbette hatırlamak için ama tam olarak neyi hatırlamak istiyordum? Yazdıklarımın ne kadarı gerçekte yaşandı? Herhangi biri yaşandı mı? Neden defter tutuyorum? Bu konularda kendini kandırması çok kolay. Yazı yazma dürtüsü kışkırtıcı bir dürtü; aynı dürtüye sahip olmayanlara açıklaması imkânsız; sadece tesadüfen, ikincil olarak, bir dürtünün kendini haklı çıkarma süreci olarak yararlı. Sanırım bu dürtüye doğuştan sahip olunuyor ya da olunmuyor. Benim beş yaşından beri yazı yazma ihtiyacı duymama rağmen kızımın hiçbir zaman bu duyacağını sanmıyorum; çünkü o  harikulade bir şekilde şanslı ve karşısına çıkanları kabul eden bir çocuk; hayatı olduğu gibi seviyor, uyumaktan korkmuyor, uyanmaktan korkmuyor. Özel defter tutan insanlar bambaşka bir türden, her şeyi inatla yeniden düzenlemeye çalışan, yalnız insanlar; endişeli ve şikâyetçiler, anlaşılan doğuştan itibaren bir kayıp hissiyle yaşayan çocuklar.

Elbette defter tutmaya bu kadar önem veren yazarın notlarının arasında bir yerde en sevdiği kitapların listesi de bulunacaktı. Didion hakkında bir belgesel çeken Susanne Rostock ve yazarın yeğeni Griffin Dunne sayesinde Brainpickings’de paylaşılan ve fotoğrafını yukarıda görebileceğiniz liste şöyle:Devamı »

Burçlar ve yazarlar: Akrep

Sırma Köksal’ın 2003’te Radikal Kitap’ta yayımlanan, burçlar üzerinden yazarları inceleyen yazı dizisini, yazarın da izniyle bu yıl Koltukname’de paylaşacağız. Aradan geçen 10 yıldan sonra okurlarca yeniden keşfedilmesi ve sizleri de bizleri ettiği kadar mutlu etmesi ümidiyle.

Akrep “İdeal”i Sever

Bonatti-ScorpioAkrep derin suların gamlı yolcusudur. Hep daha derine inmeye çalışır, indikçe iner, inmenin sonu yoktur, çıkmaya çalışır, o zaman tehlikeli olur. Akrep’in kuyruğu vardır, derinlerde kuyruk uyur, sakin durur, yüzeye yaklaşınca harekete geçer. Yüzey Akrep için tehlikelerle dolu bir yerdir, Akrep’in kuyruğu da yüzeydekiler için tehlike arz eder. Astrolojinin en doğru mitolojilerinden biri Akrep’in soktuğudur. Akrep sokar! Kötü niyetinden değil, iyi niyetinden de değil, yapısı gereği. Akrep kendini tehlikede hisseder, savunmaya geçer, savunması saldırıdır, bir tür savaş! Ancak Akrep bu konuda dürüstlükten yanadır. Ezra Pound’un sorunu savaşın kendisiyle değildi, modern savaşın koşullarıylaydı, modern savaşın kimseye doğru insanı öldürme şansı tanımadığından yakınıyordu. Yani öldürmeye değil, yanlış insanı öldürmeye karşıydı.

Akrep zaten toplu yapılan şeyleri de pek sevmez, tekil işlerin insanıdır, keşiş ruhludur. İnzivaya çekildiği yer ise kendi düş dünyasıdır. En azından John Keats bu fikirdeydi. Bir Akrep’in düş dünyasında ise geçmişin derin ve engin izleri vardır. Dostoyevski okulda hepimize birçok şey öğretildiğini ama gerçek eğitimin belki de çocukluğa ilişkin güzel ve kutsal bir anıdan öte bir şey olmadığını söylerdi. Aynı Dostoyevski, insanlığa olan sevgisi arttıkça insanlardan uzaklaştığını da söylerdi. Bu da tam Akrep’lik bir şeydi, idealleri gerçeklerden çok sevmek. Ama zaten Schiller de tüm dünyanın tanrının bir fikri olduğuna hükmetmişti.Devamı »

Burçlar ve yazarlar: Boğa

Sırma Köksal’ın 2003’te Radikal Kitap’ta yayımlanan, burçlar üzerinden yazarları inceleyen yazı dizisini, yazarın da izniyle bu yıl Koltukname’de paylaşacağız. Aradan geçen 10 yıldan sonra okurlarca yeniden keşfedilmesi ve sizleri de bizleri ettiği kadar mutlu etmesi ümidiyle.

Dedikoducu Boğa

Bonatti-TaurusHerkes Boğa’yı inatçı olarak bilir; ama bu bilgi eksiktir. Boğa sabit burçtur, sebatlıdır, inatçılık da sebatkâr davrandığı konulardan sadece biridir. Annem Ayhan Bozfırat da Boğa’ydı, beni zorlu bir gebeliğin ardından, iki gün süren doğum sancıları sonucunda ölümü göze alarak doğurmuştu.

Boğa güzel şeyleri sever ve onlara sahip olmak ister ama kıskançtır da. Bu nedenle Anita Loos, erkeklerin güzel sarışınlara meraklı olup onların bavullarını taşımalarına yardım ettiklerini görünce, tepesi atıp sarışınların aptallığını kendine temel alan bir kitap yazmıştır: Erkekler Sarışınları Sever. Boğa’nın gözü bazen böyle kararır, gerçekleri gözden kaçırır, Anita Loos Boğa’ydı ama sarışın değildi.

Aslında Boğa’nın mizah duygusu başkalarının açıklarını iyi yakalamaktan geçer. Murathan Mungan’ın o çok eğlenceli kitabı Yüksek Topuklar da bir dolu kadın modeliyle dalga geçiyordu. Ama Boğa estetik olmakta da sebatlıdır, bu nedenle alaycılığından bile mizah dolu bir edebiyat yapıtı çıkartmayı başarır. Zaten Angela Carter da “Komedi başkalarının başına gelen felakettir,” diyerek Boğa’nın mizah anlayışını içtenlikle itiraf etmiştir. Boğa başkalarına güler, kendine değil. Yüksek Topuklar‘ın başarısı kahramanın kendine de gülmesinden kaynaklanıyordu. Kahraman doğal olarak Mungan’ın kendisi değildi. Boğa kendine gülmez ama göz önünde olmayı sever.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 15-21 Temmuz 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

F-SCOTT-FITZGERALD-in-drag-e1357348596927* Yılın 29. haftasında ne yazık ki Türkçe edebiyatın önde gelen isimlerinden biri olan Leylâ Erbil’i kaybettik. Tomris Uyar’ın, Erbil’in öykücülüğü hakkında görüşlerini okumak için buraya.

* Charles Dickens‘la Dostoyevski‘nin 1862 yılında tanıştığı iddiasının yalan olduğu ve birden fazla uyduruk isimle makaleler yazdığı ortaya çıkan akademisyen A. D. Harvey, The Guardian‘dan Stephen Moss’la konuşmuş. Gerçekten ilginç bir kişilik Harvey, bu tür vakalarla ilgilenenler yazıya mutlaka göz atmalı.

* Bedenimiz ara sıra gerçekten garip hareketlerde bulunuyor: gülüyor, ağlıyor, hıçkırıyor, esniyor, gıdıklanıyor, vs. vs. Robert R. Provine, “Ama neden?” sorusundan yola çıkarak sıradan görünen bu büyüleyici fenomenleri, Curious Behavior (Tuhaf Davranışlar) adlı kitabında incelemiş. Brain Pickings’in Maria Popova’sı, kitabın en ilginç kısımlarının altını çiziyor.Devamı »

Yazar, çevirmen ve editörlerden, hasta yatağında okunacak kitaplar

Gabriel Ferrier, “Woman Reading in Bed” (Yatakta okuyan kadın)

Yaz ayları, Türkçe yayıncılıkta durgun geçer. Çıkan kitap sayısı azalır, sonbaharda başlayacak fuar dönemi için enerji toplanır. Ama vatandaş tatilde okuyacak kitap arayışında olsa gerek ki, kitap ekleri ve gazeteler “şezlong kitapları” listeleriyle dolup taşar: yeni çıkanlar, tazeliğini koruyanlar, yazarların önerdikleri, eleştirmenlerin önerdikleri, kitap eki editörlerinin önerdikleri… Nedense kolay kitap arayışındadır insanlar, çok satanlar daha da çok satar, listelerde “hoş, hafif, akıcı” gibi özellikler ön plana çıkarılır.

Oysa diğer mevsimler öyle midir? Ceket kitapları, battaniye kitapları, şemsiye kitapları duyulmuş mudur hiç?

Eylülün başında grip olup güz aylarına hastalıklı bir giriş yaptığımızda, “hasta yatağında okunacak kitaplar” listesi arandık durduk. Hangi yazarlara, hangi kitaplara yönelmeliydik? Ama nafile, öyle bir liste yoktu. Flannery O’Connor, İsmet Özel ve Edgar Allan Poe’ya gitti elimiz ama kasvetli satırlara maruz kalan bünye daha da zayıf düşerken, bir yerlerde yanlış yaptığımızı hissettik ister istemez.

Hastalığı üstümüzden attıktan sonra aslında çözümün basit olduğunu fark ettik: Bu soruyu, işi bir şekilde kitap “yapmak” olanlara yöneltecektik. Yönelttik de. İşte huzurlarınızda, yazar, çevirmen ve editörlerden, hasta yatağında okunacak kitaplar.

——

//Selim İleri

Sevgili Koltukname, ben kendi deneyimlerimle yanıtlamak istiyorum. Özellikle mızmız nezlelerde, griplerde ilâçlardan fazla Hüseyin Rahmi‘nin ve Salâh Birsel‘in eserlerinin yararını gördüm. Hem hapşır, hem gül, hem sevinç, mutluluk duy. Salık veririm.Devamı »

Elias Canetti’nin not defteri ve Pavese’nin ölümü

Elias Canetti, Bulgaristan’dan İsviçre’ye, Avusturya’dan İngiltere’ye Avrupa’yı zihninde taşıyan romancı, oyun yazarı, deneme yazarı ve gururla sunduğu üzere anı yazarı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında bile aslında çok tanınmadığı söyleniyor. Bir yandan da bolca başka dillere çevriliyor ve yayımlanıyor. Günümüzün sosyal bilimcilerinin ortaklaşa okuduğu bir avuçDevamı »

Fikir adamlarının infografiği

fikiradamlari

Çoğunlukla grafik tasarım ve reklamcılık alanlarına sınırlı olan infografikler, son dönemde Jack Kerouac‘in Yolda adlı romanının haritasıKırmızı Başlıklı Kız masalının videosu gibi çalışmalarla edebiyat alanına da kaymaya başladı. Bugünse sizlerle infografik adına uygun bir tablo, yani gerçekten de özgün bir bilgi grafiği sunmak istiyoruz. İnternetteki sonsuz bilgileri sindirme amacıyla yola çıkan Brendan Griffen, tarihteki tüm düşünürler, yazarlar ve komedyenlerin –daha doğrusu ne yazık ki yalnızca Wikipedia’da bulunanaların– birbirleriyle ilişkilerini gösteren bir grafik hazırlamış. Aynı zamanda biranın grafiği, insan hastalıklarının grafiği gibi oldukça ilginç çalışmaları daDevamı »

Freud’un sesi

Karl Marx ve Sigmund Freud’un çalışmaları öyle esaslıdır ki, teorilerini bilen bilmeyen herkesin bakış açısına yön verdikleri söylenir. Gerçekten de “Kızlar babaya düşkün olur” vari laflar insanların ağzından düşmez.  Freud’dan ziyade Lacan’a itimat edenler, Freud’un şahsen sapkınlıklarla dolu olduğunu düşünenler bile psikolojik analizleriyle başta bilinçaltı olmak üzere insan doğasına dair düşüncelerde çığır açmış olduğunu yadsıyamaz.

Freud 1938 yılında Nazi yönetimindeki Avusturya’dan kaçarak kuzey Londra’ya taşınmış, yalnızca birkaç ay sonra, 7 Aralık’ta da BBC Radyo’dan bir ekip tarafından ziyaret edilmiştir. 81 yaşında çene kanserine yakalanmış olan Freud, çektiği acıya rağmen BBC’ye İngilizce bir röportaj vermiştir. Ve böylece günümüze psikoanalizin babasının (naçizane fikrimize göre dedesi de Dostoyevski oluyor) bilinen tek Devamı »

1 milyon dolar mı, klasikleri ilk defa okumak mı?

49047083411690195_i3BBnzL1_bErnest Hemingway, Esquire dergisinin Şubat 1935 sayısına yazdığı bir makalede, “Her yıl 1 milyon dolarlık bir gelir garantisine sahip olmaktansa bu kitapları ilk defa okumayı yeğlerim,” demiş. Bir kitabı ilk defa okumanın mutluluğunu yaşayabilmek için Hemingway de dahil olmak üzere en çok sevdiğimiz yazarların tüm eserlerini özellikle arka arkaya okumayan insanlar olarak Papa‘nın bu tutumunu takdir ediyoruz. Hemingway’in listesi, varsa kitapların Türkçe linkleri ve çevirmenleriyle aşağıda (olmayanların da en kısa sürede çevrileceğini umuyoruz). Yazarın kendi kitaplarının çoğuna da Bilgi Yayınevi’nden ulaşabilirsiniz. (Lists of Note aracılığıyla.)Devamı »

Bahar 2012 kitapları

Her ayın ilk perşembe günü çıktığını sandığımız Ayın ikinci cuması çıkan Sabah Kitap‘ın dünkü sayısında Elif Tanrıyar birçok yayınevinin bahar listelerine yer vermiş. “Bahar”dan kasıtın nisanın ikinci yarısı ve mayıs ayı olduğunu varsaydığımız listede heyecan verici başlıklar var.

Ayrıntı Yayınları, daha önce burada ve burada bahsettiğimiz gibi, Daniel Martin‘le birlikte Fowles kitaplığını tamamlamada büyük bir adım attı. Yayınevi aynı zamanda Chuck Palahniuk’lere de Pigme‘yle devam edecekmiş. Edebiyat dışı kitaplardan İngiliz İşçi Sınıfının Durumu öne çıkıyor. Fakat bizi en çok heyecanlandıran Patricia Highsmith’in Ripley’si oldu. Listede yalnızca Bay Ripley olarak geçiyor, acaba bu Yetenekli Bay Ripley mi demek, yoksa daha önce yayımlanmamış kitaplarıyla birlikte tüm Ripley serisininDevamı »