İnternet müzik piyasasına taksitli alışveriş gelir mi?

iTunes internet mağazasının açıldığı günden beri ABD’deki müzik indirme sayısı ilk kez geriledi. Pazar araştırmaları yapan Nielsen SoundScan adlı şirketin bildirdiğine göre, müzik indirme adedi, 2013 yılında 1,34 milyar adetten 1,26 milyara düştü. Bu, %5,7’lik bir pazar daralmasına işaret etmekte. Albüm indirmelerinde ise önemsenecek bir değişim yok: 2012’de 117,7 milyon adet olarak gerçekleşen satışlar, 2013’te 117,6 adet olarak kayıtlara geçmiş.

Sektörü tanıyanlar, “streaming” olarak adlandırılan yeni hizmet türünün bu konudaki en önemli sebep olduğunu belirtiyorlar. Streaming hizmetine abone olan kullanıcılar, ortalama 10 Amerikan doları aylık ücret karşılığında, indirmeden sınırsız müzik dinleme hakkını satın alıyorlar. Böylece geniş depolama alanına sahip olması gerekmeyen internet bağlantılı müzik çalarlar ya da PC veya telefon aracılığıyla “on demand”, yani talep üzerine, müzik dinlemek mümkün oluyor.Devamı »

Reed’in ardından ölüm ilanı

Lou Reed de 2013 yılında aramızdan ayrılan kıymetliler arasında yerini aldı. Onu en azından müziği aracılığıyla tanıyan herkes, kaybının ardından büyük üzüntü duydu. Ancak hiç kimse, uzun yıllar birlikte Reed’in hayat arkadaşı olan ve onunla sonunda, Reed’in ölümünden beş yıl önce evlenen Laurie Anderson kadar derin bir kedere boğulmadı. Reed ve Anderson New York’un yaklaşık 170 km doğusundaki Springs’de yaşamaktaydılar. Anderson, Reed’in ölümünün hemen ardından yerel bir gazete olan The East Hampton Star‘ın ölüm ilanları sayfasına aşağıdaki ilanı verdi:Devamı »

Kurt Cobain öldü, ortaklık bitmedi

Kurt Cobain öleli neredeyse 20 yıl oldu. Genç yaşında intiharı seçen rock yıldızının ölmeden önceki fotoğraflarını görmüş olanlar, yüzündeki mutsuz, depresif, uyuşturucudan medet uman umutsuz hali anımsayacaktır. Oysa, ailesi tarafından ilk kez basına verilen çocukluk fotoğraflarında Cobain, her şeyden önce mutlu bir çocuk gibi görünüyor. Cobain’in biyografisini yazan Charles R. Cross’a göre de, küçük Kurt’ün çocukluğu, oldukça güzel geçmiş.

Muhtemelen fitili ateşleyen anne babasının daha sonra gerçekleşen boşanması olsa gerek. Zira bu olaydan sonra, ruhundaki fırtınaları, odasının duvarlarına “annemden de, babamdan da nefret ediyorum” yazarak göstermiş.Devamı »

2013’ten Kalanlar // Müzik

2013, direnişin, skandalların, kısacası genel olarak siyasi gündemin kültür-sanat gelişmelerinden daha ağır bastığı bir yıl oldu. Biz de Koltukname olarak ne yazık ki sizlerden istemediğimiz kadar uzak kaldık. Yine de sanat candır, diyerek, bu heyecan dolu yılı geride bırakırken siz sevgili okurlarımıza 2013’te haşır neşir olduğumuz albümler, filmler ve kitaplardan bir demet sunmak istedik. SevillaportakalıOptimusminimus ve Koltukname olarak naçizane listemize müzikle başlıyoruz. İşte 2013′te bizi heyecanlandıran albümler. (Diğer yılların listelerine buradan ulaşabilirsiniz.)

“Gözlerimiz yollarda kalmıştı” dedirten albüm: Push the Sky Away / Nick Cave and the Bad Seeds

Önce şu bilinsin, sitemlerimizi kendisine iletmek farz oldu. Gözlerimiz yollardaydı. 2004’teki Abattoir Blues/The Lyre of Orpheus sonrası yine ironi dolu Dig Lazarus, Dig!!!‘den sonra, Grinderman, Jesse James gibiler yandan kaynak yapınca, beş yıl beklemek zorunda kaldık.

Ortada yeni bir Bad Seeds albümü var ve hava daha az karmaşık, daha dingin. Çetenin has elemanı Warren Ellis’ten zaman zaman gördüğümüz çılgınlıklarına rastlamak olası değil. Bu haliyle The Lyre of Orpheus‘tan çok The Boatman’s Call‘a daha yakın. Ama elbette yine karanlık, yine özgün ve yine davetkâr. Cave birşeyler ürettiğinde, ona kayıtsız kalmak imkânsız.Devamı »

Direniş şarkıları – 2. Bölüm

20. yüzyıl, devrimlerin, değişimin ve direnişin hız kestiği bir dönem olmadı. Dünya döndükçe, insanlık da yeni hikâyeler yazmaya devam etti. O hikâyelerden biri de Meksika’da, Emiliano Zapata ve Pancho Villa olarak bilinen Arango Arámbula ve José Doroteo tarafından yazıldı.

1876’dan 1911 yılına dek süren ve “Porfiriato Dönemi” olarak bilinen dönemde, Meksika, Porfirio Díaz adlı eski askerin yönetiminde kalmıştı. Díaz, Fransız istilasına karşı dövüşmüş yürekli bir askerdi ancak bir diktatöre dönüşmesi pek uzun sürmedi. Halkın üzerinde her tür baskıyı kuran Díaz’a karşı ayaklanmalar da böylece ülkenin her yanında kendiliğinden gelişti. Zapata’nın “Zapatistas” adı verilen gerilla ordusu ve Villa’nın “Villistas” adı verilan silahşörleri, mücadelenin önemli militer güçleri oldular. Villa ve Zapata’nın adamları arasında “La Cucaracha” (Hamamböceği) adlı eski bir İspanyol halk şarkısı oldukça popülerdi. Sözleri değiştirilerek çok sayıda farklı versiyonu yapılan parça, aslında 15. yüzyılda İberik Yarımadası’ndaki son Müslümanlara yönelik mücadele döneminden kalmaydı. Louis Armstrong, The Gipsy Kings, Los Lobos gibi modern zamanların müzisyenleri de bu parçayı yorumlamışlardı.Devamı »

Direniş şarkıları – 1. Bölüm

Artık bilmiyor olamazsınız.
Belki ilk günler, ikaz edilmiş basın kartellerinin söz birliği edip gizlemesi yüzünden duymamışsınızdır. Ama artık onlar bile sırt çeviremiyorlar olanlara: ülke tarihi günler geçiriyor.

Herkesin, en azından “mesaj alabilen” herkesin paradigmaları değişiyor. Hep siyasetten uzak oldukları zannedilen gençlerin önderliğinde, yüzlerde gülümseme, yüreklerde umut yeşerten şeyler oluyor Türkiye’de. Bütün bunların fitili, ağaçların kurban edilmesine vicdanları elvermeyen birkaç kişinin direnmeye başlamasıyla ateşlendi.

Ve direnişin,
hele de gecenin 3’ünde tencere tavalarla sokaklara dökülecek kadar kendiliğinden,
tonlarca gaz bombasına direnecek kadar inatçı,
gazdan daha çok gözyaşartacak kadar şakacı,
ölçüyü kaçırıp şiddet sergileyenleri yalnız bırakacak kadar barışçı,
eylem yapılan bölgede çöpleri temizleyecek kadar zarif olması halinde, tüm bir dünyayı değiştirebildiği görüldü.Devamı »

Geçmiş zaman olur ki: Mayıs

1833 — Alman romantizminin büyük bestecesi Johannes Brahms Hamburg’da doğdu

Sadece eserleriyle değil, yaşamı ve ruhuyla da romantik dönemin gerçek bir üyesi olan Johannes Brahms Hamburg’da doğdu.

Brahms’ı bugünün gençleri yakın dönemde bir otomobil firmasının reklamıyla ve Carlos Santana‘nın 1999 tarihli Supernatural albümündeki “Love of My Life” parçasıyla tanıyor olsa da, Brahms yıllar bouyunca ve elbette halen, aralarında Richard Wagner‘in de bulunduğu çok sayıda büyük müzisyenin ilham kaynaklarından oldu. Özellikle 2 ve 5 no.lu Macar danslarını ve 3 no.lu senfonisini tanımayan kalmadı.Devamı »

Yurtta barış, dünyada cannabis

Calvin Cordazor Broadus Jr., dünyanın en tanınmış rap müzisyenlerinden biri. Geçtiğimiz günlerde New York’ta hatırı sayılır bir gazeteci kalabalığının karşısına geçerek, kendi hakkında “mühim” açıklamalarda bulundu.

Önce, sahne adı olan “Snoop Dogg”‘u artık kullanmayacağını, kendisine bu isimle hitap edilmemesini istediğini, bunun yerine “Snoop Lion” olarak anılacağını söyledi. Basın mensupları bu mühim haberi kaydederken, Boradus Jr., bundan böyle hip hop değil reggae tarzında müzik yapacağını sözlerine ekledi. Bu cümleleri daha bir ilgi çekti, ama asıl bombasını sona saklamıştı. Broadus Jr., eskiden olduğu kişinin öldüğünü, şu anda Bob Marley‘nin reenkarne olmuş ruhunun vücudunda yaşamakta olduğunu açıkladı.Devamı »

Geçmiş zaman olur ki: Nisan

1948 – Ankara Opera Binası’nın açılışı

Türklerin operayla tanışması, Batı ülkelerindeki elçilerin, Osmanlı sosyetesine Avrupa’da pek sevilen bu kültür aktivitesini ballandıra ballandıra anlatmasıyla olmuştu. Çok gecikmeden sarayda müzikli oyunlar gösterilmeye başlanmış, ancak Batılılaşma hedefinde müzik öncelikli bir alan olmamış, saray erkanı ve zengin ve eğitimli bürokratlardan başkası Batı müziğine ilgi duymamıştı.

Nitekim, II. Mahmut tarafından paşalık unvanı verilen, ömrünü İstanbul’da tamamlayan ve mezarı Harbiye’de bulunan Guiseppe Donizetti dahi, Mızıka-yı Hümayun’u (saray bandosu) kurmaktan ve kraliyet için birkaç marş bestelemekten öteye gidip, halka Batı müziğini ulaştırmayı başaramamıştı.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında da müzik alanında topyekün bir Batılılaşma çabası olmamış, Batı’nın çoksesli teknikleriyle halk müziğinin yoğrulması gibi bir politika izlenmişti. Ancak 1930’ların ortasında devletin klasik Batı müziğine yönelik ilgisi artmış, yerli eserler üretilmeye, Batılı operalar da, tek perde şeklinde de olsa sahnelenmeye başlamıştı.Devamı »

Demir Leydi’ye nota verenler

Biz Londra’dan 2013 kitap fuarının haberlerini iletmekle meşgulken, 17 Nisan günü, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden İngiltere eski başbakanı Margaret Thatcher’ın cenazesi kaldırıldı.

80’lerin başında ABD’de başkanlık seçimini, Jimmy Carter’ı alt ederek cumhuriyetçi Ronald Reagen kazanırken, okyanusun diğer tarafında da “Demir Leydi” lakaplı Margaret Thatcher iktidara gelmişti. Her iki muhafazakâr ve sert politikacı da, kapitalist dünyanın iki önder ülkesinde büyük uyumla çalışmışlar, Arjantin’den Lübnan’a dünyanın envai çeşit yerinde, çatışma ve hatta savaşın içinde olmaktan kaçınmamışlardı.

ABD toplumunun ruh hali ve siyasi yapılanışı, eleştiri ve muhalefetin kolay dillenmesine imkân vermediğinden, Reagen’a yönelik yergiler pek rahatsız edici boyuta ulaşmamıştı. Ancak İngiltere’deki durum tam da böyle değildi. İngiltere toplumu, eleştiri ve farklı bakış açıları konusunda ABD’ye göre daha ılımlıydı ve her şeye rağmen 60’ların koyu muhafazakâr yıllarına göre daha hoşgörülü bir İngiltere vardı.Devamı »

Uzakdoğu’dan muhalif bir ses: Ai Weiwei

Geçtiğimiz haftalarda, “Görünmez Adam” Liu Bolin’in çalışmalarına yer vermiştik. Bugün de Çin’in yetiştirdiği önemli modern sanatçılardan biri olan Ai Weiwei‘yle ilgili habler paylaşacağız. Weiwei’nin muhalif ve aktivist kişiliği, Çin hükümeti tarafından pek sempatiyle karşılanmamasına yol açmakta. 2011 yılındaki tutuklanması sonrası sebepsizce üç ay hapiste tutulmuş ve serbest bırakılması sonrası, vergi kaçırdığı için tutuklandığı açıklanmış, pasaportu alınarak Çin dışına seyahati yasaklanmıştı.

Ai Weiwei’nin hayatı soruşturmalar, yasaklar ve şiddetle geçmiş, yoluna hep engeller çıkarılmış olsa da, o, sözünü söylemek için hep farklı bir yol bulmuş. Heykel, fotoğraf, sinema, şiir, mimari derken, nihayet sıra müziğe de gelmiş. Ancak Weiwei, sıradışı bir sanatçı olduğundan, bu noktada da farklı bir tercih kullanmış ve The Guardian‘ın bildirdiğine göre, bir heavy metal albümü yapmaya karar vermiş.Devamı »

Hayır demeden iki kere düşün

İnsanlar bazen önlerine gelen bir fırsatı değerlendiremeyebiliyorlar. Elbette ne kaçırdıkları daha sonra ortaya çıkıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Müzik dünyasında da bu durum çok alışılmadık değil.

Aslında belirli bir müzisyen için yazılmış bir parça, o reddedince, başka biri tarafından kaydediliyor ve hatırı sayılır bir başarı da gelebiliyor. İşte müzik dünyasından yedi ilginç reddedilen başarı hikâyesi:

1. “Telephone”
Reddeden: Britney Spears
Kaydeden: Lady Gaga

Bu ikiliyi karşılaştırmak için ideal bir parça. Gaga, bu parçayı bizzat Spears’ın Circus albümü için yazmıştı ama Spears, bir demo kaydettikten sonra burun kıvırınca, beste Gaga’ya kaldı. Lady Gaga, The Fame Monster albümünde parçayı memnuniyetle kaydetti.Devamı »

Ölümlü dünya

Dünya, maalesef geçtiğimiz kısa dönemde çok sayıda kıymetli müzisyenini yitirdi. Vadesi dolan gidiyor diyerek durumu özetleyebilsek de, bu üstadları anmadan geçmek yakışıksız olur. İşte üç vefat haberi:

Ünlülerin gurusu: Ravi Shankar

70’li yılların başı. Londra’da bir konser salonunda büyük bir kalabalık toplanmış. Sahnede, Hintli müzisyenler enstrümanlarının başında, üstatları Ravi Shankar‘ı beklemekteler. Shankar, sahneye gelip sitarını alıp, selam vermeksizin, sırtı sahneye dönük halde bir dizi notayı tekrar ederek çalmaya başlıyor. Kısa süre sonra, sahnedeki diğer müzisyenler de ona katılıyorlar ancak bu durum uzun sürmüyor ve seyircilerin alkış tufanı müziğin duyulmasını engelliyor. Shankar bunun üzerine kadife gibi yumuşak sesiyle mikrofona dönüp, “Sitarımı akord etmeye çalışmam bile bu kadar hoşunuza gittiyse, konseri de beğeneceğinizi ummam boşuna olmasa gerek,” diyor.Devamı »

Geçmiş zaman olur ki: Mart

Geçmiş zaman olur ki”ye hoş geldiniz. Müzik tarihinin unutulmazlarını, dönüm noktalarını her ay sizlerle paylaşmayı planladığımız bu bölümün, geçtiğimiz yüzyıllarla ilgili ilginizi çekecek bilgiler içereceğini ve yakın geçmişten belki unutmuş olduğunuz grupları, parçaları hatırlatarak –güzel– anılarınızı depreştireceğini umuyoruz.

1958 – İlk resmi altın plağın sahibi

perry como

Müzik tarihinin en müstesna karakterlerinden Pierino Ronald “Perry” Como, 14 Mart 1958 günü, dünyanın ilk single‘ı olarak kaydedilen altın plağın sahibi oldu. Como, aynı kayıtla, 1959 Grammy Ödülleri’nde en iyi erkek vokal kategorisinde de birinci oldu. Daha sonra 2002’de ömür boyu başarı kategorisinde de Grammy kazanacaktı.

Como, başarılı bir radyo, televizyon, sinema ve müzik kariyerini, her zaman aynı başarılı çizgide olmasa da, yarım yüzyıldan uzun bir süre devam ettirmeyi başarmıştı. Temiz, tereddütsüz bir bariton sesi vardı ve basit ve kolay yakalanır parçalarla herkese hitap edebiliyordu.Devamı »

The Simpsons’dan seçme 10 rock performansı

Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.
Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.

Matt Groening, meslek hayatına erken yaşta komşu binada faaliyet gösteren “Yaratık Kulübü” için canavarlar tasarlayarak girmişti. Kierkegaard ve Nietzsche‘yi seven, iyi bir gözlemci olan Groening, Vietnam kabusundan yeni uyanan Amerika’da çizgi dünyasında bir yol çizmeye çalışıyordu. 80’lerin ortasına dek bant karikatürler, çizgi diziler gibi işleriyle kendine bir yer edinmeyi başardı. O güne kadar yaptıklarından daha ciddi bir proje üretmek isteğiyle, Fox TV için 30 saniyelik skeçler hazırlayacağı bir sözleşme imzaladı. Bu skeçler, hiçbir ırkın karakteristiği olmayan “altın sarı” benizli bir ailenin maceralarından oluşuyordu ve çok beğenildi. 1989 yılında bu yana yayında olan dünyanın en başarılı çizgi filmlerinden The Simpsons, işte böyle ortaya çıktı.

O kadar sevildi ki, bir araştırmaya göre ABD 16 yaş altı gençliğinin sadece %41’i üç bakanlığın adını sayabilirken, %74’ü Bart Simpson’ın yaşadığı kasabanın adını (Springfield) biliyordu. Absürd karakterleri ve olaylarıyla, her alanda, ama en çok da Amerikan toplumuna yönelik sert eleştiriler yöneltmesiyle, üniversitelerde derslere bile konu oldu.

Simpsonlar, tıpkı daha önce The Muppet Show‘da olduğu gibi, pek çok ünlüyü de yıllar içinde konuk etti. Böylece hem gündemi hem popüler kültürü yakalayabiliyor, kimi zaman seyirciye onların da sıradan insanlar olduklarını, kimi zaman saçma ve komik davaranabildiklerini hissettiriyordu. Konukların bazısı kendilerini bazen de, Steve Martin gibi, başkalarını oynamaktaydı.

Toplamda küçük bir stadyumu dolduracak kadar, altı yüzden fazla ünlü Simpsonlara konuk oldu. Bunların hatırı sayılır bir kısmı da müzisyenlerdi. Stereogum sitesi, Simpsonlar‘a konuk olan müzisyenlerin arasından en sevdiği 10 taneyi seçmiş. Biz de bunları kendi yorumlarımız, bölümlerle konuk müzisyenlerin rollerinin kısa bir özeti ve bulabildiğimiz kadar videoyla sizlere sunuyoruz.Devamı »

Wacken Wacken olalı böyle zulüm gördü mü?

Almanya’nın Schleswig-Holstein eyaletinin küçük kasabası Wacken, her yıl bir heavy metal festivaline ev sahipliği yapıyor. Festival zaman içinde popülerleştikçe, ziyaretçilerinin de sayısı arttı ve dünyanın her yanından heavy metal severler, bu bir zamanların sakin kasabasına akın etmeye başladılar.

Wacken sakinleri, başta bu işe pek ses çıkartmasalar da, işler büyüdükçe huzursuzlanmaya ve özellikle birkaç gün süren festivalin gürültüsünden şikâyet etmeye başladılar. Ve sonunda, geçtiğimiz günlerde durum mahkemeye intikal etti. Ancak Schleswig İdari Mahkemesi’ne açılan dava, mahkemenin karar vermesine gerek kalmadan düştü; zira Der Spiegel‘in haberine göre, davalı ve davacı, duruşmadan önce çözüm konusunda anlaştılar.

Wacken sakinlerini temsil eden avukat Jens-Ulrich Kannieß, gürültünün ortalamada 70 desibeli geçmesi durumunda, organizatörlerin ilçenin yardım derneğine 1000 avro ceza ödemesi konusunda uzlaşmaya vardıklarını açıkladı. 70 desibel, yatak odası penceresinin önünde çalışmakta olan bir çim biçme makinesinin gürültüsüne denk gelmekte. Dernek, kendisine ödenen cezaları sosyal düzenlemeler alanında harcayabilecek. Gürültü ölçümleri ise, resmî olarak ölçüm yapma yetkisine sahip bir kurum tarafından, festival boyunca düzenli olarak gerçekleştirilecek.Devamı »

Geçmiş zaman olur ki: Şubat

Geçmiş zaman olur ki”ye hoş geldiniz. Müzik tarihinin unutulmazlarını, dönüm noktalarını her ay sizlerle paylaşmayı planladığımız bu bölümün, geçtiğimiz yüzyıllarla ilgili ilginizi çekecek bilgiler içereceğini ve yakın geçmişten belki unutmuş olduğunuz grupları, parçaları hatırlatarak –güzel– anılarınızı depreştireceğini umuyoruz.

1919 — Marion Harris, “After You’ve Gone”la 1 numaraya yerleşti

1894 yılında doğan John Turner Layton, zamanı için oldukça sıradışı bir müzisyendi. Bunun sebebi ise siyahi olmasıydı. Pek çok Broadway gösterisi için söz yazarı arkadaşı Henry Creamer‘la eserler hazırlamaktalardı ve kendilerine Amerikan müzik piyasasında bir yer edinmeyi başarmışlardı.

İsimlerini sağlamlaştıran ise, 1918 yılında yazıp besteledikleri, dönemin nispeten neşeli şarkı sözlerinden münezzeh havası ve zamanının ötesindeki meldoik yapısıyla “After You’ve Gone” olmuştu.  Parça o kadar başarılı olmuştu ki, 1937 yılına kadar on farklı versiyonu listelerde boy göstermiş, Louis Armstrong, Benny Goodman ve Lionel Hampton gibi sanatçılar da parçayı seslendirmişti. Emprovizasyona müsait yapısı, aralarında Wynton Marsalis’in de bulunduğu modern caz müzisyenleri tarafından da sıklıkla tercih edilmesine yol açtı.

Ancak parçanın en başarılı versiyonunu Marion Harris 1919 yılında kaydetmiş ve listelerde 1 numaraya yerleşmitşi. Marion Harris, geniş kesimlerce caz ve blues söyleyen ilk beyaz müzisyen olarak kabul edilmiş, söylediği parçalar 1930 yılına kadar 43 kez 1 numaraya oturmuştu.

“After You’ve Gone”, son olarak 2004 tarihli The Aviator filminde kullanılmıştı.Devamı »

Montreux Caz Festivali artık öksüz

Caux-sur-Montreux yakınlarında kayak yaparken geçirdiği bir kaza sonrası komaya giren Claude Nobs, hayat mücadelesini kaybetti. 76 yaşındaki Montreux Caz Festivali‘nin yaratıcısı, ardında tarihe geçmiş, geleneksel bir sanat etkinliği bırakarak veda etti.

Nobs, 60’lı yıllarda, yerel turizm bürosunun yöneticisiyken konserler organize etmekteydi. Bu işi daha büyütüp bir festival haline getirme fikrini o yıllarda edindi. 1967’de, Genfer Gölü’nün kenarındaki bu küçük kasabadaki ilk festival, Keith Jarrett ve Jack DeJohnette gibi sanatçıların katılımıyla gerçekleşti. Sadece büyük bir katılım sağlanmamış, festival hemen caz dünyasının ikonik bir olayı haline gelmişti. Nobs, festivali saf bir caz kavramına sıkıştırmak yerine daha geniş bir kapsamı tercih etmişti.Devamı »

Amadeus’un sarstığı Viyanalı gencin 15. ölüm yıldönümü

amadeus

Johann Hans Hölzel, 19 Şubat 1957 tarihinde Viyana’da doğdu. Erken yaşlarda müzikle yakın ilişki kurmuştu. Sokak müzisyeni olarak pek çok şehri, barları, kulüpleri dolaştı. 1998 yılında Dominik Cumhuriyeti gibi uzak bir diyarda, geçirdiği trafik kazasında hayatı son bulana dek, adı, Avusturya’nın modern zamanlardaki en önemli pop yıldızı olarak bellendi.

Vatandaşı Mozart’ı andığı “Rock Me Amadeus”, “Jeanny” ya da “Coming Home” gibi parçalarıyla tam 75 altın plak kazanan Falco adını 80’li yıllara altın harflerle kazımıştı. O, Amerika kıtasının listelerinde 1 numaraya yükselen, Almanca şarkı söyleyen ilk müzisyendi. Çoğunluk onu beyaz-rap müziğin öncüllerinden saysa da, Falco, türlerden bağımsız bir çizgiye sahipti.

Onu tanıyanlar, biraz kendini beğenmiş ve kendine odaklı, biraz da zor birisi olduğunu ifade etmektelerdi. Avusturya’da, ülkenin belki de yegane uluslararası başarıya ulaşan pop yıldızı olsa da, pek sevilmediği gerçekti. Falco da bir söyleşisinde kendisi için “Uyumlu bir ortamda uyumsuz bir kişiliğim” ifadesini kullanmıştı.Devamı »

Evrenin sınırlarına müzik yayını

Voyager-Schallplatte-All-540x304

Geçtiğimiz aralık ayında NASA, Voyager 1 uydusunun, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerindeki yeni bir kuşağa girdiğini duyurdu. Voyager projesinin başındaki bilim insanı Ed Stone, tarihte insan yapımı bir nesnenin Güneş Sistemi’ni terk etmesine sadece sayılı günler kaldığını bildirdi. 35 yıldır uzayda durmadan yol alan bu küçük aracın üzerinde pek çok ölçüm aleti dışında, dünya dışı varlıklar için iliştirilmiş bir de hediye var: bir altın plak.

Voyager, listesini burada görebileceğiniz 115 fotoğraftan başka, aralarında balinalarınınki de olduğu 56 farklı dilde selamlama mesajları, evrim temalı 12 dakikalık bir gürültü kaydı ve öpücük, dalga, kalp atışı, kahkaha seslerini içeren kayıtları da bulunduruyor. Ama NASA bilim insanları bununla da yetinmemişler ve Voyager’ın rastlayacağı dünya dışı varlıklara insanlığı anlatan 90 dakikalık bir müzik albümünü de bagaja koymuşlar.Devamı »