Herkesin bir fiyatı vardır

LastDay6thRogerWaters-621
Roger Waters’ın The Wall konserinden bir sahne.

“Diktatör” kelimesi, malumunuz olan sebeplerle son dönemde ülkemizde çok sık telaffuz edilmekte. Ama kim diktatör, kim değil tartışmalarını dar ve kısır çerçevelere hapsetmeye de pek meğilliyiz. Özgürlüğün ve iletişimin bu kadar kolay ve çok yönlü olduğu bir zamanda diktatör olmak için ille de Hitler’e denk eylemlere imza atmak zorunlu değil.

Dünya üzerinde demokratik rejimler olduğunu iddia edip de gizli bir diktatörlük olan ya da hiç de demokratik olmadıklarını zaten beyan edip açık bir diktatörlük olan çok sayıda ülke var. En özgürlükçü, en çevreci, en demokratik yöneticiler olduklarını söyleyip vatanadaşlarına ölüm dahil her tür şiddeti uygulayanlar elbette en tehlikelileri. Koyun postuna bürünmüş kurtların etrafında ise envai çevreden insanlar bulmak mümkün. Buna müzisyenler de dahil. Hem de hiç beklemeyeceğiniz isimler bile.

Geçtiğimiz yılın yaz aylarında, Kazakistan’ın başkenti Almatı’da, rap müzisyeni Kanye West, çok seçkin konuklara ev sahipliği yapan bir otelde sahne aldı. 1991’den beri ortalam %90 oy oranıyla devlet başkanı “seçilen” Nursultan Nazarbayev‘in yeğeninin nikâhı sebebiyle düzenlenen gece için West’e ödenen tutarın 3 milyon dolar civarında olduğu gayriresmi kaynaklarca belirtilmişti. Nazarbayev, ülkenin doğal kaynaklarının gelirini hesaplarına aktarmakla ve sistemli işkence uygulamak gibi sayısız insan hakları ihlali yapmakla suçlanmakta.Devamı »

Vicdan

richard
III. Richard’ın, bir otoparkın altında bulunan kemikleri.

 

Yok, pek bulaşmak istemem ona…
Ürkek yapıyor insanı; çalacak olsan suçlar,
Küfredersin ayıplar;
Komşunun karısıyla yatamazsın, yakalar;
Vicdan, insanın içinde durmadan başkaldıran
Yüzü kızaran, utangaç bir ruhtur.
Hep sorun yaratır: Bir gün
Rastlantıyla bulduğum bir kese altını
Zorla geri verdirdi sahibine
Eğer vicdana sahipsen hazır ol dilenmeye.
Tehlikeli diye kovulur kentlerden, kasabalardan.
İyi yaşamak isteyen insan kendine güvenir,
Onsuz yaşamaya çalışır.

 

III. Richard, William Shakespeare, Çev. Özdemir Nutku, İş Bankası Kültür Yayınları

“Küçük Prens öldü”

1509875_10152225138979318_421703739_n

Antoine de Saint-Exupéry, kimliği bilinmeyen yirmi üç yaşındaki bir “küçük kız”a yazdığı mektupta, onunla randevusuna haber bile vermeden gelmediği için kadına sitem eder. Öyle derinden yaralanmıştır ki, Küçük Prens ölmüştür artık.

De Saint-Exupéry’nin mektubunu, tek tweet‘i bir aşk acısıyla ilgili olan Berkin Elvan’ın anısına paylaşıyoruz… (Des Lettres aracılığıyla.)

Mayıs 1943

Şimdiden, sabahın beşinden uyuyacağım saate kadar tek başıma olacağım çünkü tüm dostlarıma yorgun olduğumu,  kimseyi görmek istemediğimi söyledim. Bunca uzun bir zaman ayırmaya özen gösterdiğim küçük kız, gelmeyeceğini bildirmek için telefon etme zahmetine bile katlanmadı.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 24 Şubat-2 Mart 2014

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Her zamankinden de yoğun olarak kasetlerle geçen bir haftadan kalanlar, ancak kasetlerin izi olabilir. İşte bu hafta ortaya çıkan (yahut bu hafta hatırlanan) çeşitli internet siteleri. Listeye ekleyebileceğimiz siteleri yorumlara bekliyoruz.

* Paraları Sıfırla.

* Başbakan Konuşma Generator.

* Sümeyye Geldi mi?

* Hükümet Düştü mü?

* Lobini Seç!

* Son olarak, Can Kazaz‘ın “Başbakan in Hadi” remiksine Koff Animation‘dan bir animasyon:Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Rastlantısal tarihi edinimler

Grafik tasarımcı Kursat Sevim‘in “Rastlantısal tarihi edinimler” başlıklı çalışması, başbakanın özlü sözlerini, o sözlere uygun meşhur filmlerden karelerle bir araya getiriyor. Film karakterleri tarafından sarf edilmiş gibi görünen sözler, Sevim’in deyimiyle özünde sevdiklerinin ve sevmediklerinin bir karışımı.

Sevim’in tüm çalışmaları için internet sitesine göz atabilirsiniz. Tasarımcısının Twitter’ı ise burada.

Line sitesinde paylaştığı çalışmasında favorimiz galiba “Ananı da al git John Connor”. Ya sizinki?

6206_614536488584200_1522582375_nDevamı »

Çin’de banknotlara sansüre karşı karekod basılıyor

Çin’de, kimliği belirsiz bir sansür karşıtı grup, yuan banknotlarının üstüne karekod basıyor. Karekoda eşlik eden not:  “İnternetteki güvenlik duvarını aşmak için karekodunu tarayıp programı indirin.” Söz konusu program, güvenlik duvarlarını yıkma hizmeti veren Freegate.

Banknotlarda karekod uygulamasında, yasadışı bir dini mezhep olan Falun Gong‘un imzası bulunduğu düşünülüyor. Falun Gong uzun bir süredir Çin’de sansür karşıtı teknolojileri yaygınlaştırmaya çalışıyor. Esas amaçları, kendi sansürlü internet sitelerine erişimi sağlayabilmek ve dinden ziyade sansürü kırmakla ilgilenen Çin internet kullanıcılarına mezheplerini tanıtabilmek.Devamı »

Sand’dan Flaubert’e: “Edebiyatı fazla seviyorsun; o seni öldürecek”

sandflaubert

19. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Sand’dan, yüzyılın yine bir başka önemli yazarı, Gustave Flaubert’e bir mektup paylaşıyoruz sizlerle bu sefer de. Sand, müstearıyla, güçlü kişiliğiyle, fırtınalı hayatıyla ve dönemin en önemli sanatçı ve edebiyatçılarıyla kurduğu ilişkileriyle tanınan bir yazar.

Flaubert’e yazdığı aşağıdaki mektup, hayata dair yorumlarıyla insanı heyecanlandırıyor, hüzünlendiriyor, gülümsetiyor. Ayrıca kimi yorumlar, son dönemde hep olduğu gibi, akla ister istemez ülke gündemini getiriyor:

İnsan hayatı değişik ölçülerde hissedebilir, değişik ölçülerde anlayabilir, dolayısıyla çektiği acının derecesi de farklıdır. İnsan yaşadığı çağın ne kadar önündeyse, o kadar çok acı çeker… Edebiyatı fazla seviyorsun; o seni öldürecek ama sen insanların aptallığını yok edemeyeceksin.

Yazarın kitaplarına Oğlak Yayınları ile İş Bankası Yayınları‘ndan ulaşabilirsiniz. Mektubu bizler için bulup çeviren Birsel Uzma‘ya teşekkür ediyoruz. İlgilenenler için: Koltukname’nin mektup dosyasında de Sade, Camus, Bergman, Steinbeck ve daha nice edebiyatçılar var. (Des Lettres aracılığıyla.)Devamı »

Koltukname 2 yaşında (ve çekiliş)!

2013 Londra Kitap Fuarı'nda.
2013 Londra Kitap Fuarı’nda.

İlgimizi çeken, önemli bulduğumuz, Türkçede eksikliğini hissettiğimiz kültür, sanat ve edebiyat haberlerini paylaşmak için 5 Ocak 2012’de kurduk Koltukname’yi. İlk yılımız düşe kalka, etrafı yoklaya yoklaya kimliğimizi biçimlendirmek ve blog denilen bu mecrayı keşfetmekle geçti. Anladık ki haberleri yalnızca kopyalayıp yapıştırmak, başka dildeki alıntıları yarım yamalak bir internet Türkçesiyle sunmak, kaynaklarımıza karşı saygısızca davranmak, kısacası hazıra konmak istemiyoruz.

İsteğimiz, hedefimiz, başka yerde karşımıza çıkmamış haberleri paylaşmak, başka yerde karşımıza çıkan haberleriyse yeni bir bakış açışıyla sunmak, farklı mecralar arasında bağlantılar kurmak, gitgide daha çok özgün içerik üretmek, sormak soruşturmak ve hem internet hem de sokak bağlamında daha sosyal olmak.

Bu kapsamda geçtiğimiz yıl içinde akademik kitap listeleri çıkardık, T. S. Eliot’tan esinlenen bir tarif yaptık, müzik tarihini hatırladık, Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’nı en etkin şekilde gezme rehberi hazırladık, Türkiye’nin odak ülke olduğu Londra Kitap Fuarı’na katıldık, 2013 yılı içinde öne çıkan jüri ve seçici kurul üyelerini sıraladık, BüyükKeyif’le telefon görüşmesi yaptık.Devamı »

2013’te çıkan akademik kitaplar: Gezi Kitaplığı

2013’ten memlekete Gezi Direnişi kalacak ümidindeyiz. Gezi’nin izi kitaplarda görülmeye başladı bile. Memleketin yazar-çizerleri fotoğraf kitaplardan söyleşilere, resimli tarih kitaplarından kuramsal çalışmalara kadar Gezi’yle uğraştı. Henüz hepsini almadık, kesinlikle henüz hepsini okumadık. Ama 2014 yılında hepsi teker teker elimizden geçecek.

Bu kadar önemli bir direnişin kitaplarının bu kadar hızlı çıkması bazılarında kitapların niteliğine dair soru işaretleri yaratmış olabilir. Bu  mesele, “Burada yayıncıların fırsatçılığı mı söz konusu?” sorusu altında tartışıldı. Bizce bu yanlış bir soru. Yayıncılar elbette yayın fırsatlarını gözetecekler, bu konuda bazen fazla fırsatçı, bazen daha az fırsatçı olacak. Soru, bu kadar hızlı yazılan metinlerin doğası, okunurluluğu, niteliği olmalı.

Buradan bakınca yelpazede her kalite mevcut. Bazen nitelik anın kendisinden doğabilir, sonradan yapılan analizlerde retrospektif bakış çok hâkimken, anında yazılanlar ânı daha iyi kapsayabilirler; iki yıl sonrasının değil, o günün samimi tartışmalarını aktarabilirler. Kitapların niteliğinin tartışılmasının daha doğru olduğu kanısındayız.

Liste kesinlikle tam bir liste değil. Bizce öne çıkanları sıralamak istedik. Tahminimiz Gezi, bir araştırma konusu olarak 2014’e kesinlikle kalacaktır. Yeni yılın da bu kadar heyecan verici, bu kadar dirençli olmasını temennisiyle, işte 2013’te çıkan Gezi kitapları:Devamı »