The Simpsons’dan seçme 10 rock performansı

Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.
Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.

Matt Groening, meslek hayatına erken yaşta komşu binada faaliyet gösteren “Yaratık Kulübü” için canavarlar tasarlayarak girmişti. Kierkegaard ve Nietzsche‘yi seven, iyi bir gözlemci olan Groening, Vietnam kabusundan yeni uyanan Amerika’da çizgi dünyasında bir yol çizmeye çalışıyordu. 80’lerin ortasına dek bant karikatürler, çizgi diziler gibi işleriyle kendine bir yer edinmeyi başardı. O güne kadar yaptıklarından daha ciddi bir proje üretmek isteğiyle, Fox TV için 30 saniyelik skeçler hazırlayacağı bir sözleşme imzaladı. Bu skeçler, hiçbir ırkın karakteristiği olmayan “altın sarı” benizli bir ailenin maceralarından oluşuyordu ve çok beğenildi. 1989 yılında bu yana yayında olan dünyanın en başarılı çizgi filmlerinden The Simpsons, işte böyle ortaya çıktı.

O kadar sevildi ki, bir araştırmaya göre ABD 16 yaş altı gençliğinin sadece %41’i üç bakanlığın adını sayabilirken, %74’ü Bart Simpson’ın yaşadığı kasabanın adını (Springfield) biliyordu. Absürd karakterleri ve olaylarıyla, her alanda, ama en çok da Amerikan toplumuna yönelik sert eleştiriler yöneltmesiyle, üniversitelerde derslere bile konu oldu.

Simpsonlar, tıpkı daha önce The Muppet Show‘da olduğu gibi, pek çok ünlüyü de yıllar içinde konuk etti. Böylece hem gündemi hem popüler kültürü yakalayabiliyor, kimi zaman seyirciye onların da sıradan insanlar olduklarını, kimi zaman saçma ve komik davaranabildiklerini hissettiriyordu. Konukların bazısı kendilerini bazen de, Steve Martin gibi, başkalarını oynamaktaydı.

Toplamda küçük bir stadyumu dolduracak kadar, altı yüzden fazla ünlü Simpsonlara konuk oldu. Bunların hatırı sayılır bir kısmı da müzisyenlerdi. Stereogum sitesi, Simpsonlar‘a konuk olan müzisyenlerin arasından en sevdiği 10 taneyi seçmiş. Biz de bunları kendi yorumlarımız, bölümlerle konuk müzisyenlerin rollerinin kısa bir özeti ve bulabildiğimiz kadar videoyla sizlere sunuyoruz.Devamı »

Yemek üzerine okumak

Pieter-Claesz-naturmortYemek kültürüyle olan ilişkimizi bizi takip edenler artık biliyor. Sadece yemeyi, pişirmeyi, tarif okumayı değil, aynı zamanda yemeğin ve mutfak kültürünün edebiyatla, televizyonla, görsel sanatlarla ilişkisine bakmayı da çok seviyoruz. Bugün de Türkçede yemek tarifi değil de yemek üzerine, yemek kültürü, siyaseti, sosyolojisi üzerine okumak isteyenlerle paylaşmak için bir liste başlatmak istiyoruz. Başlangıç, diyoruz; zira her yeni liste gibi eksik ve sürekli güncellenmeye muhtaç olacak. Elbette yorumlarınızla da büyüyecek.

Listede yalnızca Türkçe (çeviri ya da telif) kitaplara yer verdik; çünkü başka dilleri de kapsayan bir liste hem imkânsız oranda büyüyecek hem de Koltukname’nin Türkçe internete katkıda bulunma çabasına özel bir yardımı dokunmayacaktı. Yabancı yayınevlerinin kataloglarında gezindiğimizde özellikle yemek sosyolojisi ve yemek siyaseti alanının hızla genişlediğini görüyoruz. Dileğimiz hem bu külliyat çevrilsin hem de Türkçe eserler yazılsın, Türkiye’de de akademide yemek kürsüleri olsun!Devamı »

Sherlock mahkemede

Daha önce Türkçede de yayımlanacağı müjdesini verdiğimiz kapsamlı Sherlock Holmes edisyonunun editörü (ve filmlerinin baş danışmanı) Leslie S. Klinger, “Sherlock Holmes ve Dr. John H. Watson karakterlerinin artık telif hakları korumasında olmadıklarını kanıtlamak” amacıyla Sir Arthur Conan Doyle‘ın vârislerine dava açmış bulunuyor.

Klinger, Sara Paretsky, Michael Connelly, Lev Grossman gibi farklı yazarların Sherlock Holmes karakterini içeren öykülerinden oluşan bir derleme hazırlamaktaydı. (Bu fan fiction çok yaygın bir hadisedir. Türkçedeki bir örneği için bkz. İpek Ev, İthaki Yayınları.) Klinger’a göre, derlemeyi basacak olan yayınevi varislerden tarafından tehdit edildi:

Conan Doyle vârisleri yayıneviyle iletişime geçtiler … ve eğer kendilerine lisans ücreti ödenmezse, kitabımızın büyük dağıtımcılara satılmamasını sağlayacaklarını ima ettiler. Yayıncımız elbette kaygılanmıştı, bu konu çözülmeden kitabı basamayacaklarını söylediler … Conan Doyle’ın Holmes öykülerinden bir kısmının Amerika’da hâlâ telif haklarıyla korunmakta olduğu doğrudur. Ama Conan Doyle’ın yazdığı öykülerden bir çoğu artık telif hakları kapsamında değildir. Holmes, Watson ve diğer karakterler şu an telifsiz olan bu elli öyküde iyice oturtulmuştur. Bu Amerikan yasalarında, isteyen herkesin Holmes ve Watson’lı hikâyeler yazabileceği anlamına gelmelidir.

Telif haklarının edebiyat, müzik, hatta yemek alanlarındaki işleyişlerine Koltukname’de epeyce yer verdik, vermeye de devam edeceğiz. Edebiyat ve Türkiye özelinde, günümüzde kabul edilen Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘na göre, yazarların teliflerinin kalkması için ölümlerinin üzerinden 70 yıl geçmiş olması gerekiyor. (Konuyla ilgili daha fazla bilgi için buraya bakabilirsiniz.) Bu durumda Sir Arthur Conan Doyle’ın tüm eserlerinin, haliyle yaratmış olduğu karakterlerin, telif hakkı 2000 yılında doldu.Devamı »

Oscar’lar: Kaybedenlerin de kazandığı ödül töreni

hero460_oscarsMalum, geçtiğimiz pazar Oscar’lar dağıtıldı. Törenin genel olarak pek heyecan verici olduğu söylenemezdi: Sunucu Seth MacFarlane ırkçı şakalarıyla eleştirilirken, ödülleri alan isimlerde de herhangi büyük bir sürpriz yaşanmadı. Geceye damgasını vuranın Daniel Day-Lewis’in esprileri olduğunu düşüneneler de var. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü üç kere kazanan ilk oyuncu olan Day-Lewis’in konuşmasını buradan izleyebilirsiniz.

Ama pazar günü Oscar kazanamayanlar evlerine eli boş döndü diye sakın üzülmeyin. Tüm adaylara dağıtılan hediye sepetinde öyle ürünler var ki, bir şey kaybetmekten söz etmeyi güçleştiriyor. Los Angeles’lı bir pazarlama şirketi olan Distinctive Assets‘in sahibi Lash Fary tarafından hazırlanan sepette güzellik ürünlerinden kıyafetlere, diet programlarından tropik tatillere kadar yok yok. İşte bu yılki 50 bin dolarlık (geçen yıla göre 10 bin dolar daha ucuz!) sepetteki hediyelerden bazıları. (Time NewsFeed aracılığıyla.)Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Jay-Z Gatsby’ye karşı

Sinemaseverler mayısta vizyona girecek olan, başrolünde Leonardo DiCaprio’nun bulunduğu yeni Muhteşem Gatsby filmini bekleyedururken, biz Koltukname olarak Gatsby’nin yaratıcısı Fitzgerald’la ilgili çeşitli haberleri okurlarımıza sunmaya devam ediyoruz. Bugünkü paylaşımımız ise haberden ziyade bir test!

Yılın başında, Muhteşem Gatsby‘nin müziklerinin bir parçasını Jay-Z‘nin yazacağı duyurulmuştu. Vulture, bunun isabetli bir karar olduğu görüşünde. Jay-Z’nin şarkılarıyla Fitzgerald’ın klasiklerinin birçok ortak noktası olduğunu vurgulayan Vulture yazarı Margaret Lyons, örnek olarak ikisinin de eserlerinde mücadeleye, cinsiyet rollerine, toplumsal sorunlara, zenginliğin ihtişamına ve tuzaklarına, Amerikan hayalinin çekiciliğine, ayrıca partilere, arabalara ve  modaya yer vermesini gösteriyor.

Jay-Z’nin şarkı sözleriyle Fitzgerald’ın cümlelerinin birbirine gerçekten de ne kadar çok benzediğini kanıtlamak için bir test hazırlamış Vulture. Bakalım siz Jay-Z ile Jay G’yi birbirinden ayırabilecek misiniz. Yanıtlar yazının altında. Tüm Gatsby alıntıları Püren Özgören çevirisinden alınmıştır.Devamı »

Atina patatesleri, Romanya atları ve bir belgesel

ImageYunanistan’da krizin patlak vermesinin ardından neredeyse üç sene geçti. Yunan halkının geniş kesimleri, krize tasarruf tedbirleri ve IMF paketleriyle müdahale etmek isteyen hükümete öfkesini sokakta gösterdi, bazı zamanlarda çok da yaratıcı oldular. Bu üç sene zarfında gelen giden hükümetler, Almanların akıl göstermeleri, seçimler ve sağcıların seçim sandıklarındaki yükselişleri, gidişatı temelde değiştirmedi. Kriz derinleşti, insanlar yoksullaştı. Sonunda Yunanistan kendisini insani bir krizin içinde buldu

Sendikaların ve sol partilerin örgütlü mücadele çağrıları yankı buldu, geniş ve ses getiren grevler yapıldı. Fakat hayatın gündelik akışının çok ciddi bir biçimde bozulması ve insanların gıda alamamalarıyla birlikte daha spontane gelişen çözümler de ortaya çıktı. Aşağıda seyredebileceğiniz belgeselden öğreniyoruz ki, şu anda Yunanistan’da yirmi kadar para kullanmayan değiştokuş sistemi var. İnsanlar hükümeti, yasalarını ve bankalarını devre dışı bırakarak kendilerine geçici de olsa alternatif bir sistem yaratmaya çalışıyorlar.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: 85 yıllık Oscar’ın en iyi filmleri ve sürpriz röportajlar

24 Şubat, yani önümüzdeki pazar günü 85. Akademi Ödülleri, namı diğer Oscar’lar sahiplerini bulacak. Umut Işığım filminden Jennnifer Lawrence En İyi Kadın Oyuncu, Lincoln‘dan Daniel Day-Lewis En İyi Erkek Oyuncu, Argo da En İyi Film için favoriler arasında.

Oscar heyecanı artarken her yerde ödüllerle ve adaylarla ilgili haberler, reklamlar, vb. görüyoruz. Aralarında en çok hoşumuza gideni Bakınız‘ın Facebook sayfasında gördüğümüz bu afiş. Oscar’ın 85 yıllık tarihi boyunca En İyi Film Ödülü’nü kapan filmler, Oscar heykelciğinin üstünde gösterilmiş. Bakalım kaçını tanıyabileceksiniz. Bulamadıklarınız için IMDb’nin Oscar sayfasında geçmiş yıllara göz atabilirsiniz. (Resmi büyütmek için üstüne tıklamanız yeterli.)

oscar

Will Ferrell ve ekibinin çalışması olan Funny or Die‘ın takipçileri, Zach Galifianakis‘in “Between Two Ferns” (İki Eğreltiotunun Arasında) adlı şaka programını bilecektir. Galifianakis’in ünlü konuklarına rahatsız edici sorular sorduğu, kimi zaman aynı derecede rahatsız edici yanıtlar, kimi zamanlarsa şiddetli tepkiler aldığı program Oscar Özel bölümlerini yayınladı! İki bölümden oluşan Oscar Özel programına, sarhoş bir Anne Hathaway, ishalden bahseden bir Naomi Watts ve kavgacı bir Bradley Cooper damgasını vuruyor.Devamı »

LEGO 55 yaşında

Çocuklardan yetişkinlere büyük bir hayran kitlesi bulunan, türlü türlü çılgınlıklara neden olan LEGO, 55. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Üstelik daha öncekilere taş çıkartacak bir reklam kampanyasıyla: LEGO bulmacalar.

Kolay olanlar yanıtı bulunca tebessüm ettiren, zor olanlar ise insanı çileden çıkartan bu 55 bulmacadaki tek ipucu, sağ alt köşedeki “Hayal edin” yazıları. “Bir şarkı hayal edin,” “Bir film hayal edin,” “Bir kitap hayal edin,” “Bir masal hayal edin,” “Bir grup hayal edin,” başlıkları bulmacanın kategorisine işaret ediyor. Yanıtlar için resmin üstüne tıklayabilirsiniz. (Favulous aracılığıyla.)

01 Stairway to HeavenDevamı »

Haftanın Eğlencesi: Bir “creep” olarak Lance Armstrong

lance armstrongAranızda duyanlar olmuştur, ünlü bisikletçi Lance Armstrong, televizyonda Oprah‘ya kalbini açan ünlüler kervanına katılmıştı. Geçtiğimiz haftalarda bu televizyon söyleşisi daha ziyade Batı’da ufak çaplı bir skandal yaratmıştı. Bu söyleşide 2009 ve 2010 zaferleri hariç tüm yedi Fransa Bisiklet Turu’nda doping yaptığını itiraf eden Armstrong, bunun bir spor komplosu olmadığını, herkesin yaptığını, yarışmaya katılmanın ön koşulu gibi gördüğünü de eklemişti.

Öğrendiğimize göre, yetkililer itiraf sonrası Armstrong’un peşini bırakmıyorlar, tam tersi üstüne gitmeye devam ediyorlar. Bu olayın tarihte gelmiş geçmiş en büyük doping skandalı olduğu kanaatindeler, zira sadece ilaç kullanmak değil, bunu senelerce bu kadar başarılı bir şekilde saklayabilmek Armstrong’a yardım edenleri de suçlu konumuna getiriyor. Tek kişilik bir iş değil yani doping. Atletizm neydi üzerine bizi düşüncelere sevk eden bu hikâye aynı zamanda televizyonda gelen itiraf dolayısıyla televizyon popüler kültürünün hep hatırlanacak bir parçası oldu. Hatta televizyon kültürünün başka önemli bir meselesi olan müzikleri canlı değil de kayıttan aktarma konusunda Beyoncé‘nin skandalıyla yan yana tartışıldı, neden hep hile yapıyoruz sorusunu sordurttu.Devamı »

Sundance portreleri

Amanda Seyfried, Lovelace'te.
Amanda Seyfried; Lovelace’te.

Yılın izlenilesi filmlerinin ilk işareti sayılabilecek olan bir Sundance Film Festivali daha geride bıraktık… Bağımsız filmlerin yarıştığı festivalde, FruitvaleBlood BrotherThe Spectacular Now ve In a World… gibi filmler ödülü kaptı (tüm listeyi buradan görebilirsiniz).

Sundance’te neredeyse filmlerden çok ilgi gören bir oluşum söz konusu: Portreler. Film ekiplerinin hem topluca hem tek tek çektirdiği bu fotoğraflar, Park City, Utah’nın soğuğundan korunmak adına giydikleri kot ve kazaklarla, diğer tüm ödül törenleri, galalardaki ışıltılı takım ve tuvaletlerden çok daha farklı bir görüntü oluşturan yıldızlarıyla dikkat çekiyor. Farklı fotoğrafçılar farklı gazeteler için çalıştıklarından birden fazla portre oturumları mevcut fakat 2013’te bizim en çok hoşumuza giden Victoria Will‘in The Guardian için yaptığı çalışma oldu. Fotoğrafların tamamını yazının devamında görebilirsiniz. (Bant Mag aracılığıyla.)Devamı »

Haftanın Eğlencesi: 30 Rock’tan Jenna Maroney’yle Mickey Rourke’un aşkı

O birkaç özel ânı yakalamak (ve elbette harika kadrosunun yeteneklerini sergilemesine şahit olmak) uğruna komik olmayan uzun saatlerine katlandığımız Saturday Night Live‘ın incilerinden biridir Tina FeySNL sonrası yapımcılığını, yazarlığını ve başrolünü üstlendiği 30 Rock, yedi sezon sonunda bu yıl sona eriyor.

Vulture, bu güzel diziyi uğurlamak adına bir süredir eğlenceli yazılara yer veriyor. Bunlardan sonuncusu, dizinin diva karakteri Jenna Maroney’nin Mickey Rourke’la olan aşkı üzerine. Yedi yıl boyunca Jenna Rourke’la ilişkisini ima eden şeyler söyleyip duruyordu (ör. “Seni baştan yaratmam gerekecek. Tamamen soyup sıfırdan yapacağım seni. Tıpkı Mickey Rourke’un bana cinsel olarak yaptığı gibi.”) ama ikiliyi hiç birlikte görmemiştik. Bu yüzden Vulture Kyle Hilton‘dan en ateşli alıntıları resmetmesini istemiş. Sonuçlar, aşağıdaki gibi.

"Ne derler bilirsiniz çocuklar. Sıcağa dayanamıyorsanız Mickey Rourke'un seks ızgarasında durmayın."
“Ne derler bilirsiniz çocuklar. Sıcağa dayanamıyorsanız Mickey Rourke’un seks ızgarasında durmayın.”

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Beatles ve Bir Yaz Gecesi Rüyası

beatles shakespeareBeatles için çekilmiş bir televizyon programından bu nadide parçayı Brain Pickings‘de gördük ama bir süredir internette dolaşıyormuş. 1964 yılında Around The Beatles adlı bir program çekilmiş. Elbette ünlü grup şarkılarını seslendiriyor ama aynı zamanda başka yorumculara sahnede eşlik de ediyorlarmış. Bir kısmı ise Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunun 5. perdesinden “Pyramus ve Thisbe” adlı kısmı sahnelemelerine ayrılmış. (Daha sonra The Beatles Bible’da başka bir versiyonu bulduk.) Devamı »

Poe’nun konyak tutkusu

Koltukname’nin 1. yaşını kutlarken de değindiğimiz gibi, Yemek Kültürü bölümümüzde yemeğin ve elbette içkinin edebiyatla buluşmasına sık sık yer veriyoruz. Dün paylaştığımız, ellerinde kadehlerle dağıtan yazarlar albümünün yanı sıra, daha önce yazarların favori atıştırmalıklarını ve kokteyllerini de tarifler eşliğinde yayınlamıştık. Zaten edebiyat camiası da yeme-içme sevdasını dillendirmekten kaçınmaz.

On gün sonra 204. doğum gününü kutalayacak olan Edgar Allan Poe’yla içkinin –ve gecenin– birbirlerine daha özel bir şekilde bağlı olduğu söylenebilir. Daha önce birkaç kere bahsettiğimiz Paper and Salt adlı blog, son yazılarından birinde Poe’nun konyak tutukusundan bahsetmiş, yazıya bir de tarif eklemiş. Özellikle yirmili yaşlarında elinde bir şişe konyak olmadan dolaşmayan Poe, kırkına geldiğinde içkiye neredeyse tövbe etmiş. Gençliğinde içtiği içkilere bol bol kumar da eşlik ediyormuş. Neredeyse her türde eser vermiş şair-yazar Poe hayatı boyunca parasızlıkla, soyulmakla, ihanetle ve bir yere yerleşememekle boğuşup durmuş. Poe’nun konyak tutkusu öyle meşhurmuş ki, 1978’den bu yana yazarın mezarına her yıl konyak şişeleri bırakan hayranları bile mevcut (Can Yücel ve şarap durumundan farklı olarak kimse mezarda içki mi olur, diye mezarını kırıp dökmemiş). Daha fazla bilgi edinmek, hatta gezinmek isteyenler Poe Evi ve Müzesi‘ne, yahut Poe Müzesi‘ne uğrayabilir. (O taraflara gidemeyip eserlerini okumak isteyenler Dost Kitabevi’nin Bütün Öyküleri ile İthaki Yayınları’nın Bütün Hikâyeleri ve Bütün Şiirleri‘ne göz atabilir.)
Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Bill Murray matrisi

bill_190x190Daha önce “Meril Streep matrisi“ne yer verdiğimiz Vulture, şimdi de aynı çalışmayı, yakında (Türkiye’de vizyon tarihi 15 Şubat) Hyde Park on Hudson‘la seyircilerle buluşacak olan Bill Murray için yapmış. Murray’in en tanındık rolleri X ekseninde adimsiden cana yakına, Y ekseninde mutludan üzgüne gidecek şekilde değerlendirilmişHayalet Avcıları‘nkinden Broken Flowers‘ınkine, oyuncunun birçok rolünü içeren Bill Murray matrisi, yazının devamında. Resmi, üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.Devamı »

Yetişkinler için Hansel ve Gretel keki

hansel-and-gretelYılın birkaç hafta öncesine kadar, Noel kutlanan ülkelerde yoğun bir zencefil ve diğer çeşitli yoğun aromalı baharatların kullanıldığı, bol içki ve tatlının tüketildiği bir dönemdeydik. Sıcak şarap, baharat ve alkolü bünyesinde birleştirmiş şahane bir icattır mesela. Zevkle takip ettiğimiz Yummybooks da mevsime de uyarak bol zencefilli, pekmezli, kakuleli, ama aynı zamanda biralı bir kek yapmış. Karanlık ve yapışkan bu keki isterseniz Grimm Masalları‘nı okurken, isterseniz masalları eleştirdiğiniz dost sohbetlerinde yiyebilirsiniz.

Tarife geçmeden önce, Grimm Kardeşlerin kimi –hatta çoğu– masallarında yer alan şiddet ve dehşet öğelerine değinmesek olmaz. Bu konuyu her açıdan tartışan derli toplu The New Yorker makalesinden özetlemek gerekirse, Grimm Kardeşler masallarındaki temelinde zalimlik aslında onları bu masalları derledikleri sözel olarak nesilden nesile aktarılan halk hikâyelerinden kaynaklanıyor. Grimm Kardeşler satışlarla tavırlarını değiştirmiş ve kitaplarının sonraki baskılarında birçok öğeyi değiştirmiş, kötü anneyi üvey anne yapmış, çocuklarını terk eden babalara pişmanlık duyguları atfetmişler.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Breaking Abbey ve Downton Sixbey

Downton Abbey sevgimizden daha önce “Dizi karakterlerinin kâğıt bebekleri” adlı yazımızda biraz bahsetmiştik. Görünüşe göre, Amerikan başkanının eşi Michelle Obama da yer yer Yeşilçam filmlerini andıran bu İngiliz dizisinin hayranlarındanmış. Geri kalanlarımız gibi, yeni sezonun başlamasını sabırsızlıkla bekleyen Bayan Obama, geri kalanlarımızdan farklı olarak, yapımcılardan rica ederek yeni sezona göz atmış!

Televizyon dünyasının favori “yalancı haber sunucusu” Stephen Colbert, bu haksızlığa dayanamayarak, seyircilerine Breaking Bad‘in yeni sezonundan bir tadımlık yayınlamış. Üstelik sahneleyenler, Downton Abbey‘nin beyefendileri. Sonuç: Breaking Abbey.Devamı »

Hayran olunan bir ölünün imzası kaç para eder?

John Winston Lennon, 1980 yılının 8 Aralık günü, ünlü olma hayaliyle yanıp tutuşan bir çılgın tarafından evinin önünde öldürüldü. Bedenine 38’lik bir revolverden çıkan dört kurşun isabet etmişti. Mark David Chapman, kurbanı Lennon’ı Manhattan’daki Dakota binasının önünde katletmeden beş saat önce, son albümü Double Fantasy‘yi imzalatmıştı. Müzik tarihinin en trajik olaylarından biri olan bu cinayetin buraya kadarki tüm detayları bilinmekte.

Lennon’ın öldüğü gün kapağını hayatının son imzasıyla damgaladığı plağın hikâyesi ise pek o kadar bilinmiyor. Kesin olan tek şey, Philip Michael’ın, cinayetten bir kaç saat sonra, plağı Dakota Binası’nın girişindeki bir çiçeklikten aldığı. Plağı kendine mi sakladığı, yoksa polise iade mi ettiği bir muamma.Devamı »

Geçmiş zaman olur ki: Aralık

Müzik tarihinin unutulmazlarını, dönüm noktalarını her ay sizlerle paylaşmayı planladığımız bu bölümün, geçtiğimiz yüzyıllarla ilgili ilginizi çekecek bilgiler içereceğini ve yakın geçmişten belki unutmuş olduğunuz grupları, parçaları hatırlatarak –güzel– anılarınızı depreştireceğini umuyoruz.

1808 – Beethoven’in 5 ve 6. senfonileri ilk kez icra edildi

Tüm klasik müzik eserleri içinde en çok bilinenlerden biri olan Beethoven‘in “5. Senfoni“si, 1808 yılının 22 Aralık gününde, Viyana’da ilk kez izleyiciyle buluşmuştu. Oldukça soğuk bir günde, ısıtma tertibatı olmayan konser salonundaki performans, dönemin kaynaklarına göre pek de tatmin edici olmamış, izleyici bu sıra dışı müziğe hak ettiği takdiri göstermemişti. Oysa Beethoven, dönemin en önemli eserlerinden ikisine imza atmış, bu iki eser için dört yıldan uzun bir çalışmaya ihtiyaç duymuştu. Neyse ki tarih, bu büyük ustaya ve müziğine gerekli payeyi biçti ve o ilk performansın etkileri uzun sürmedi.

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Instagram’lı Nickelback parodisi

CollegeHumor, bir parodi, komedi ve genel olarak “popüler kültür geyiği” sitesi. Türkiye’deki benzer sitelerle kıyaslamak gerekirse Zaytung‘dan ziyade Bobiler‘e benzediğini söyleyebiliriz. Elbette çok daha büyük bir ölçekte –gerçek oyuncuların yer aldığı videolar yahut animasyonlarla– işliyor.

Daha önce Haftanın Eğlencesi köşesinde yer vermiştik: The Key of Awesome adlı parodi grubu, Gotye cover’ını muhteşem bir şekilde yorumluyordu. Şimdi de CollegeHumor, Nickelback‘in “Photograph” (Fotoğraf) parçasını, akıllı telefonların vazgeçilmez uygulaması Instagram‘ın yardımıyla tiye almış (David Foster Wallace’un da gizli bir rolü var).

Şarkı, Türkçe sözleriyle birlikte aşağıda. Dikkat, çektiğiniz fotoğrafları sosyal medya platformlarında paylaşma şevkinizi kırabilir!Devamı »

Nasıl zengin olunur ya da bir soğan hikâyesi

an everlasting mealYemek Kültürü bölümümüzden anlaşılacağı üzere, sadece yemek yapmayı ve yemeyi değil, aynı zamanda yemek üzerine okumayı da çok seviyoruz. Belki de bu yüzden içinden sadece bir iki tarifi denediğimiz yemek kitaplarımız raflarımızı bol bol işgal etmesine utanmadan izin veriyor, hatta alıp başucu kitabı yapıyoruz.

İşte bu yüzdendir ki, kitap tanıtımlarına yer vermememize rağmen, çok sevdiğimiz Chocolate & Zucchini‘de okuduğumuz yeni kitabın haberini paylaşmadan edemeyeceğiz. Tamar Adler‘in kaleme aldığı ve pek ünlü Alice Waters‘ın önsözüyle yayımlanan An Everlasting Meal: Cooking with Economy and Grace (Bitmeyen Yemek: Tasarruflu ve İncelikli Yemekler), “Nasıl başlanır” adlı bir bölümle açılan, “Bir yumurtaya uçmayı nasıl öğretirsiniz” gibi başlıklarla devam eden bir çalışma. Hem başlıklardan hem de kitapla ilgili yorumlardan anlıyoruz ki bu bir “tarif” kitabı değil, bir “mutfak” kitabı. Okuyacakların amatörler olduğunu unutmadan, mutfağın hem tasarruf edilen hem de zerafetlerin sergilendiği bir yer olduğu göz önüne alırak yazılmış. Her iyi yemek kitabı gibi, tuz miktarından çok daha fazlasını anlatıyor. Devamı »