Geçmiş zaman olur ki: Nisan

1948 – Ankara Opera Binası’nın açılışı

Türklerin operayla tanışması, Batı ülkelerindeki elçilerin, Osmanlı sosyetesine Avrupa’da pek sevilen bu kültür aktivitesini ballandıra ballandıra anlatmasıyla olmuştu. Çok gecikmeden sarayda müzikli oyunlar gösterilmeye başlanmış, ancak Batılılaşma hedefinde müzik öncelikli bir alan olmamış, saray erkanı ve zengin ve eğitimli bürokratlardan başkası Batı müziğine ilgi duymamıştı.

Nitekim, II. Mahmut tarafından paşalık unvanı verilen, ömrünü İstanbul’da tamamlayan ve mezarı Harbiye’de bulunan Guiseppe Donizetti dahi, Mızıka-yı Hümayun’u (saray bandosu) kurmaktan ve kraliyet için birkaç marş bestelemekten öteye gidip, halka Batı müziğini ulaştırmayı başaramamıştı.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında da müzik alanında topyekün bir Batılılaşma çabası olmamış, Batı’nın çoksesli teknikleriyle halk müziğinin yoğrulması gibi bir politika izlenmişti. Ancak 1930’ların ortasında devletin klasik Batı müziğine yönelik ilgisi artmış, yerli eserler üretilmeye, Batılı operalar da, tek perde şeklinde de olsa sahnelenmeye başlamıştı.Devamı »

The Simpsons’dan seçme 10 rock performansı

Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.
Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.

Matt Groening, meslek hayatına erken yaşta komşu binada faaliyet gösteren “Yaratık Kulübü” için canavarlar tasarlayarak girmişti. Kierkegaard ve Nietzsche‘yi seven, iyi bir gözlemci olan Groening, Vietnam kabusundan yeni uyanan Amerika’da çizgi dünyasında bir yol çizmeye çalışıyordu. 80’lerin ortasına dek bant karikatürler, çizgi diziler gibi işleriyle kendine bir yer edinmeyi başardı. O güne kadar yaptıklarından daha ciddi bir proje üretmek isteğiyle, Fox TV için 30 saniyelik skeçler hazırlayacağı bir sözleşme imzaladı. Bu skeçler, hiçbir ırkın karakteristiği olmayan “altın sarı” benizli bir ailenin maceralarından oluşuyordu ve çok beğenildi. 1989 yılında bu yana yayında olan dünyanın en başarılı çizgi filmlerinden The Simpsons, işte böyle ortaya çıktı.

O kadar sevildi ki, bir araştırmaya göre ABD 16 yaş altı gençliğinin sadece %41’i üç bakanlığın adını sayabilirken, %74’ü Bart Simpson’ın yaşadığı kasabanın adını (Springfield) biliyordu. Absürd karakterleri ve olaylarıyla, her alanda, ama en çok da Amerikan toplumuna yönelik sert eleştiriler yöneltmesiyle, üniversitelerde derslere bile konu oldu.

Simpsonlar, tıpkı daha önce The Muppet Show‘da olduğu gibi, pek çok ünlüyü de yıllar içinde konuk etti. Böylece hem gündemi hem popüler kültürü yakalayabiliyor, kimi zaman seyirciye onların da sıradan insanlar olduklarını, kimi zaman saçma ve komik davaranabildiklerini hissettiriyordu. Konukların bazısı kendilerini bazen de, Steve Martin gibi, başkalarını oynamaktaydı.

Toplamda küçük bir stadyumu dolduracak kadar, altı yüzden fazla ünlü Simpsonlara konuk oldu. Bunların hatırı sayılır bir kısmı da müzisyenlerdi. Stereogum sitesi, Simpsonlar‘a konuk olan müzisyenlerin arasından en sevdiği 10 taneyi seçmiş. Biz de bunları kendi yorumlarımız, bölümlerle konuk müzisyenlerin rollerinin kısa bir özeti ve bulabildiğimiz kadar videoyla sizlere sunuyoruz.Devamı »

Sanatçı, müzisyen ve yazarların pasaportları

Herhalde en ilginç kimlik belgesi pasaport olsa gerek. Diğer belgelerden farklı olarak yalnızca şahsi bilgilerinizi değil, nerelere ne sıklıkta gittiğinizi, hatta en rahatsız şartlar altında çekilmiş fotoğraflarınızı da belgeliyor. Hele bir de Türkiye gibi, her ülkenin vize istediği bir ülkenin pasaportuna sahipseniz, sayfalarınız rahatlıkla dolup taşabiliyor.

Başkalarının pasaportlarını karıştırmak da büyük zevk verir insana. Hele de ait olduğu dönem ya da ülke itibariyle kendimizinkinden biraz farklıysa… Flavorwire’ın derlemesi sayesinde şimdi Joyce‘tan Fitzgerald’lara (F. Scott ve Ella), sanatçı, müzisyen ve yazarların eski pasaportlarına göz atabiliyoruz.

René Magritte
René Magritte

Devamı »

Müzik kliplerindeki Hollywood yıldızları

Paul McCartney, Londra’da verdiği son konserde, yeni albümü Kisses on the Bottom‘dan yalnızca bir tane parça çaldı (evet, genellikle Beatles çalıyor ama belli ki özellikle kendi yazdığı, kendine atfedilen parçaları tercih ediyor): “My Valentine”. Parçaya giriş mahiyetinde ise şunları söyledi: “İzleyiciler arasında ailem de var. Bu şarkı da eşime.”

Bir şarkı önce Linda McCartney için yazdığı bir parçayı çalmış olduğundan bu ithafta biraz “ayıp olmasın” havası da vardı açıkçası. Yine de eşine yazdığı parçanın belli ki “akılda kalıcı” olması için her şeyi yapmış, hiçbir masrafı esirgememiş ve Natalie Portman ile Johnny Depp’i getirtip yönetmenliğini kendi yaptığı bir klip hazırlamış.

Devamı »