Nâzım Hikmet’in Kürk Mantolu Madonna eleştirisi

sabahattin aliSabahattin Ali’nin en meşhur eseri, Kürk Mantolu Madonna, bu yıl 70. yaşına girdi. Yapı Kredi Yayınları, bunu özel bir baskıyla kutlarken, editör Sevengül Sönmez Radikal Kitap‘ta yazdığı bir yazıda, “Kürk Mantolu Madonna‘yı neden çok sevdik?” diye soruyor.

Sabahattin Ali’nin romanı, ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere’de bir çadırda yazmaya başlamasından, romanın gazetede tefrika edilişine kadar (18 Aralık 1940-8 Şubat 1941 arasında, Hakikat gazetesinde Büyük Hikâye başlığı altında) Kürk Mantolu Madonna‘nın var oluş macerasına değinen Sönmez’in yazısı, döneme ve Sabahattin Ali’nin başyapıtına dair çeşit çeşit bilgiyle dolu. Bunların arasında en çok ilgimizi çekeni, Nâzım Hikmet‘in eleştirisi oldu.Devamı »

Sadeleştirme: kolaylık mı ihanet mi?

HUSEYIN-RAHMI-GURPINAR__7876653_0Haftanın başında, Hüseyin Rahmi Gürpınar‘ın, romanının tefrikası devam ederken gazeteye yazdığı, “Hâlâ mı Yobazlar?” adlı sert eleştirisine yer vermiş, Hüseyin Rahmi eserlerinin bugüne dek hep sadeleştirilmiş baskılarla yayımlanmasından şikâyet etmiştik. Hüseyin Rahmi, ellinin üzerinde eseriyle Türk edebiyatının en önemli ve üretken isimlerinden biri. Ne yazık ki ölümünden sonra, eski yazıyla basılmış eserleri sadeleştirilerek çevrilmiş, yeni yazıyla tefrika edilmiş romanlarıyla öyküleri sadeleştirilerek kitaplaştırılmıştır. Hüseyin Rahmi’nin dilinin zorluğu yadsınamaz. Yine de bu kadar önemli bir yazarın kitaplarının aslına hiç ulaşamamak acı bir durumdu.

İşte bu noktada Everest Yayınları‘na teşekkürlerimizi iletmek gerekiyor. Yayınevi, son birkaç yıldır Hüseyin Rahmi külliyatını, orijinal metinleriyle yayımlamakta. Üstelik  Şıpsevdi, Mürebbiye gibi daha popüler eserlerin sadeleştirilmiş baskılarını da dileyene alternatif olarak sunmakta (sadeleştiren Sevengül Sönmez). Sadeleştirilmiş kitaplarla orijinal metinler birbirlerinden şık kapaklardaki renk farkıyla ayrılıyor.

Hüseyin Rahmi kitaplığını, gerektiği yerde yeni yazıya çeviren, “Hâlâ mı Yobazlar?” gibi ek metinlerle zenginleştiren ve genel olarak yayına hazırlayanlar, Emre Taylan ve Mustafa Çevikdoğan. Taylan, külliyatın dördüncü eseri olan Şıpsevdi‘nin girişine şu notu düşmüş:Devamı »

“John hayranlık uyandırıcı bir ad”

Oscar Wilde, sansasyonel özel hayatının yanı sıra sivri diliyle tanınan bir yazar. Şubat 1892’de, bir tiyatro eleştirmeni oyunlarından birini yerden yere vurunca, Wilde editöre aşağıdaki şikâyet mektubunu yazıyor. Yanlış anlaşılmasın, şikâyeti eleştirilmek değil, eleştirmenin kendisine inatla “John Wilde” demesi.

Wilde’ın neredeyse tüm eserlerine –biraz düzensizce de olsa– Türkçede ulaşılabiliniyor. İlgilenenler bu uzun listeyi çevirmenlerle birlikte mektuptan sonra bulabilirler. (Letters of Note aracılığıyla.)Devamı »

Cannes Film Festivali: Et pazarı ve ruhsal utanç kaynağı

14 Temmuz, Diyarbakır Cezaevi’nde 1982’de yapılan büyük ölüm orucu ile 1789’daki Fransız Devrimi gibi siyasi eylemlerin yıldönümü olmakla beraber, üstat Ingmar Bergman‘ın da doğum günüdür. Herhalde usta bir sanatçının doğum-ölüm yıldönümleriyle ilgili en çok hoşumuza giden, bir anda hakkında yazılanların çoğalması, yeni yeni bilgiler edinebilmemiz. Böylece geçtiğimiz hafta Ingmar Bergman’ın hem Cannes hem de Oscar için bir nevi “Ödülünüz de sizin olsun töreniniz de,” dediğini, ileride kendisi de başlı başına bir üstat olacak Stanley Kubrick‘in de Bergman’a hayranlık dolu bir mektup göndermiş olduğunu öğrendik. Gecikmiş bir doğum günü kutlaması olarak Türkçeye çevirdiğimiz metinleri aşağıda bulabilirsiniz. Yaban Çilekleri aşkına! (Letters of Note ve Letters of Note aracılığıyla.)Devamı »

Doğum gününü küçük bir kıza hediye eden R.L. Stevenson

Yarattığı karakterler neredeyse kendi ününü aşan yazarlardan biri olan Robert Louis Stevenson, görünüşe göre oldukça tatlı ve düşünceli bir yazarmış. Nitekim Stevenson Samoa’da yaşadığı dönemde, doğum günü Noel’e geldiği için üzülen Amerikan delegesinin kızına kendi doğum gününü vermiş…

Stevenson, ne yazık ki Türkçede iki üç kitabı onlarca yayınevinden basılan, geri kalan çalışmalarının ise yüzüne bakılmayan yazarlardan. Örneğin Dr. Jekyll ve Bay Hyde İletişim, Can, İthaki ve Oğlak dahil olmak üzere on iki yayınevinden çıkmış (bonus olarak bir de çizgi romanı var). Define Adası‘nı yine birçok yayınevinin yanı sıra Oğlak, İş Bankası yayımlamış. Birkaç resimli çocuk kitabından başka, yazarın, Dost Kitabevi’nin Babil Kitaplığı’ndan çıkan Sesler Adacığı adlı eseri bulunuyor.Devamı »

Aşk: acele etme yeter

Daha önce Steinbeck ve Hitchcock‘tan bahsetmiştik. Yönetmenin kendi senaryosunu tanınmayacak hale getirmesine direnmişti ünlü yazar. Ayrıca Fitzgerald’ın kızına yaptığı hayatta kafaya takılacak ve takılmayacak şeyler listesini de vermiştik.

John Steinbeck ise en büyük oğlu Thom’a 1958’de yazdığı bir mektupta aşkla ilgili ufak bir liste yapıyor gibi. Özetlemek gerekirse, “Aşk aceleye gelmez ama başına geldiği zaman kimsenin bunu küçümsemesine izin verme,” diyor Steinbeck. “Kızlar senin ne hissetiğini bilmek gibi özelliğe sahiplerdir ama gene de duymak isterler,” diye devam ediyor.

Önemli bir ayrıntı: Yazarın tüm mektupları kitaplaştırılmış ama dilimize çevrilmemiş; gene de okuyalım derseniz buraya bir bakın. Neden çevrilmiyor böyle güzel eserler? Belki de bu tür mektup/anı kitap listeleri yapıp yayınevlerine göndermeliyiz! 101cookbooks‘tan Heidi aracılığıyla öğrendiğimiz mektubun Türkçesini aşağıda, İngilizcesini ise burada bulabilirsiniz.Devamı »

Joyce’un telif tartışmaları uzadıkça uzuyor

Doğum günü unutulsa da, James Joyce telif hakları tartışmalarıyla gündeme gelmeye devam ediyor. Sabit Fikir‘deki habere göre, Joyce’un yeni keşfedilen çocuk hikâyesi The Cats of Copenhagen (Kopenhag Kediler) Dublinli Ithys Press tarafından özel bir baskıyla satışa sunulmuş. Yayınevinin sitesindeki açıklamaya göre de, kitap 5 Eylül 1936 tarihli mektupta yazılan özgün hikâyeden hazırlanmış. Toplamda 200 baskı yapılmış ve bunların 26’sı mektubun tıpkıbasımı 170’i numaralı baskı, geri kalan 4’ü ise satışa sunulmuyor. Tıpkıbasımların fiyatı 1200 avro, geri kalanıysa 300. (Yapı Kredi’nin tıpkıbasımlarının pahalılığından şikâyet ettiğimiz için suçlu hissettik kendimizi bir an — ama yalnızca bir an.)Devamı »

Fitzgerald’dan kızına, kafaya takılacak şeyler listesi

Amerikan edebiyatının vazgeçilmez yazarlarından F. Scott Fitzgerald, eserleriyle olduğu kadar özel hayatıyla da hatırlanan bir isim. Zelda Fitzgerald’la olan çalkantılı evliliği, Ernest Hemingway’le olan çalkantılı dostluğu… Çalkantıların adamıdır Fitzgerald! Ancak, kızı 11 yaşındayken ona verdiği listeye bakılırsa, aynı zamanda sevgi dolu bir baba imiş.

Haberi aldığımız Flavorwire sitesinin Scottie Fitzgerald’la ilgili notu şöyle:Devamı »

“Aç kaldıklarında dostlarımı besleyebilmek istiyorum”

Jack Kerouac, 1957 yılında Marlon Brando’ya yazdığı mektupta, ünlü oyuncunun Yolda‘nın film haklarını alarak kitabı beyazperdeye aktarmasını istemiş. Mektup, Huffington Post’un haberine göre 2005 yılında bir “anı uzmanı” tarafından bulunmuş ve yakın zamanda Christie’s tarafından açık artırmada 33.600 dolara satılmış. Brando’yu Dean rolünde görmek istediğini söyleyen yazarın kendisi de Sal’i oynamayı düşünüyormuş. Kerouac mektupta, kendisini ve annesinin geçimini sağlayabilmek için böyle bir projeye girmek istediğini belirtiyor.Devamı »