Burçlar ve yazarlar: Boğa

Sırma Köksal’ın 2003’te Radikal Kitap’ta yayımlanan, burçlar üzerinden yazarları inceleyen yazı dizisini, yazarın da izniyle bu yıl Koltukname’de paylaşacağız. Aradan geçen 10 yıldan sonra okurlarca yeniden keşfedilmesi ve sizleri de bizleri ettiği kadar mutlu etmesi ümidiyle.

Dedikoducu Boğa

Bonatti-TaurusHerkes Boğa’yı inatçı olarak bilir; ama bu bilgi eksiktir. Boğa sabit burçtur, sebatlıdır, inatçılık da sebatkâr davrandığı konulardan sadece biridir. Annem Ayhan Bozfırat da Boğa’ydı, beni zorlu bir gebeliğin ardından, iki gün süren doğum sancıları sonucunda ölümü göze alarak doğurmuştu.

Boğa güzel şeyleri sever ve onlara sahip olmak ister ama kıskançtır da. Bu nedenle Anita Loos, erkeklerin güzel sarışınlara meraklı olup onların bavullarını taşımalarına yardım ettiklerini görünce, tepesi atıp sarışınların aptallığını kendine temel alan bir kitap yazmıştır: Erkekler Sarışınları Sever. Boğa’nın gözü bazen böyle kararır, gerçekleri gözden kaçırır, Anita Loos Boğa’ydı ama sarışın değildi.

Aslında Boğa’nın mizah duygusu başkalarının açıklarını iyi yakalamaktan geçer. Murathan Mungan’ın o çok eğlenceli kitabı Yüksek Topuklar da bir dolu kadın modeliyle dalga geçiyordu. Ama Boğa estetik olmakta da sebatlıdır, bu nedenle alaycılığından bile mizah dolu bir edebiyat yapıtı çıkartmayı başarır. Zaten Angela Carter da “Komedi başkalarının başına gelen felakettir,” diyerek Boğa’nın mizah anlayışını içtenlikle itiraf etmiştir. Boğa başkalarına güler, kendine değil. Yüksek Topuklar‘ın başarısı kahramanın kendine de gülmesinden kaynaklanıyordu. Kahraman doğal olarak Mungan’ın kendisi değildi. Boğa kendine gülmez ama göz önünde olmayı sever.Devamı »

Reklamlar

2013 Londra Kitap Fuarı – 2. Gün

Londra Kitap Fuarı bugün de son hızıyla devam ediyordu. Bir yandan konuşmalar, söyleşiler, diğer yandan görüşmelere koşuşturan yayıncılar… İşte ikinci günden gözlemlerimiz:

2013-04-16 11.29.12* Author Lounge (Yazar Salonu), English PEN Literary Café (PEN İngiltere Edebiyat Kafesi)  ve Literary Translation Centre (Edebiyat Çevirisi Merkezi), Earl’s Court’taki her daim en kalabalık etkinlik bölümleri. Yazar Salonu’nda, özellikle “Kişisel Yayıncılığa Giriş” ve “Geleneksel Yayıncıları Bekleyen Zorluklar” adlı konuşmalar tıklım tıkıştı. Edebiyat Çevirisi Merkezi’nde, “Edebiyat Çevirmeni Nasıl Olunur” ile “Brezilya – Ülke mi Hareket mi?” başlıklı seminerler yer aldı. PEN Kafesi’neyse bugün Elif Şafak, Will Self ve Murathan Mungan gibi yazarlar konuk oldu. Özellikle Self’in sözünü sakınmayan bir yazar olduğunu söyleyebiliriz:

İngilizler -di’li geçmiş zamanı neden bu kadar çok seviyor? Çünkü -di’li geçmiş zamanda İngiltere harikaydı ve Thatcher hâlâ hayattaydı. Oysa bugün İngiltere boku yemiş durumda.

* Fuarda dijital yayıncılığa ve teknolojik gelişmelere ayrılan bölüm oldukça geniş. E-kitap ve e-okur markası Kobo, hem reklamları hem de etkinlikleriye dikkat çekiyor. İnternet devi Amazon, kitapçıdan ziyade yayıncı kimliğiyle ön planda — Kindle Direct Publishing standında “Bağımsız Yayıncılık” sloganı göze batıyor.Devamı »

Alev alfabesinden kitap fragmanlarına uzanan yolculuk

Amerika’da yılın en çok beklenen kitaplarından biri, Ben Marcus’un The Flame Alphabet‘i (Alev Alfabesi). Amerika’nın en büyük yayın gruplarından olan Random House’un Knopf markasından çıkacak olan kitapta, çocuk dilinin ve konuşmasının bir anda yetişkinlerin üzerinde zehir etkisi yapmaya başlamasıyla insanlar teker teker ölüyorlar. Hükümet ne yapacağını şaşırıyor, kimse bu alev alfabesinden korunamıyor… Kitap heyecanla beklenedururken, bir yandan da oldukça rahatsız edici tanıtım fragmanı haberlere taşınmakta. Amerika’da kitap fragmanları artık sık rastlanan bir uygulama sayılıyor. Fakat henüz film fragmanlarında olduğu gibi herhangi bir standart oturmuş değil. Bu tanıtımların kitap satışlarına bir etkisi olup olmadığı bile kesin bilinmiyor. Nitekim The Flame Alphabet‘in aşağıdaki tanıtım filmi de, insanları kitaptan soğutur mu soğutmaz mı tartışmasına yol açtı.Devamı »