Sadeleştirme: kolaylık mı ihanet mi?

HUSEYIN-RAHMI-GURPINAR__7876653_0Haftanın başında, Hüseyin Rahmi Gürpınar‘ın, romanının tefrikası devam ederken gazeteye yazdığı, “Hâlâ mı Yobazlar?” adlı sert eleştirisine yer vermiş, Hüseyin Rahmi eserlerinin bugüne dek hep sadeleştirilmiş baskılarla yayımlanmasından şikâyet etmiştik. Hüseyin Rahmi, ellinin üzerinde eseriyle Türk edebiyatının en önemli ve üretken isimlerinden biri. Ne yazık ki ölümünden sonra, eski yazıyla basılmış eserleri sadeleştirilerek çevrilmiş, yeni yazıyla tefrika edilmiş romanlarıyla öyküleri sadeleştirilerek kitaplaştırılmıştır. Hüseyin Rahmi’nin dilinin zorluğu yadsınamaz. Yine de bu kadar önemli bir yazarın kitaplarının aslına hiç ulaşamamak acı bir durumdu.

İşte bu noktada Everest Yayınları‘na teşekkürlerimizi iletmek gerekiyor. Yayınevi, son birkaç yıldır Hüseyin Rahmi külliyatını, orijinal metinleriyle yayımlamakta. Üstelik  Şıpsevdi, Mürebbiye gibi daha popüler eserlerin sadeleştirilmiş baskılarını da dileyene alternatif olarak sunmakta (sadeleştiren Sevengül Sönmez). Sadeleştirilmiş kitaplarla orijinal metinler birbirlerinden şık kapaklardaki renk farkıyla ayrılıyor.

Hüseyin Rahmi kitaplığını, gerektiği yerde yeni yazıya çeviren, “Hâlâ mı Yobazlar?” gibi ek metinlerle zenginleştiren ve genel olarak yayına hazırlayanlar, Emre Taylan ve Mustafa Çevikdoğan. Taylan, külliyatın dördüncü eseri olan Şıpsevdi‘nin girişine şu notu düşmüş:Devamı »

Reklamlar

Yazar, çevirmen ve editörlerden, hasta yatağında okunacak kitaplar

Gabriel Ferrier, “Woman Reading in Bed” (Yatakta okuyan kadın)

Yaz ayları, Türkçe yayıncılıkta durgun geçer. Çıkan kitap sayısı azalır, sonbaharda başlayacak fuar dönemi için enerji toplanır. Ama vatandaş tatilde okuyacak kitap arayışında olsa gerek ki, kitap ekleri ve gazeteler “şezlong kitapları” listeleriyle dolup taşar: yeni çıkanlar, tazeliğini koruyanlar, yazarların önerdikleri, eleştirmenlerin önerdikleri, kitap eki editörlerinin önerdikleri… Nedense kolay kitap arayışındadır insanlar, çok satanlar daha da çok satar, listelerde “hoş, hafif, akıcı” gibi özellikler ön plana çıkarılır.

Oysa diğer mevsimler öyle midir? Ceket kitapları, battaniye kitapları, şemsiye kitapları duyulmuş mudur hiç?

Eylülün başında grip olup güz aylarına hastalıklı bir giriş yaptığımızda, “hasta yatağında okunacak kitaplar” listesi arandık durduk. Hangi yazarlara, hangi kitaplara yönelmeliydik? Ama nafile, öyle bir liste yoktu. Flannery O’Connor, İsmet Özel ve Edgar Allan Poe’ya gitti elimiz ama kasvetli satırlara maruz kalan bünye daha da zayıf düşerken, bir yerlerde yanlış yaptığımızı hissettik ister istemez.

Hastalığı üstümüzden attıktan sonra aslında çözümün basit olduğunu fark ettik: Bu soruyu, işi bir şekilde kitap “yapmak” olanlara yöneltecektik. Yönelttik de. İşte huzurlarınızda, yazar, çevirmen ve editörlerden, hasta yatağında okunacak kitaplar.

——

//Selim İleri

Sevgili Koltukname, ben kendi deneyimlerimle yanıtlamak istiyorum. Özellikle mızmız nezlelerde, griplerde ilâçlardan fazla Hüseyin Rahmi‘nin ve Salâh Birsel‘in eserlerinin yararını gördüm. Hem hapşır, hem gül, hem sevinç, mutluluk duy. Salık veririm.Devamı »