Tag Archives: müzik tarihi

Dağılmanın on hali

İnsanlar birleşir, insanlar ayrılır…
Hayatın döngüsü bu.
Sonsuza kadar yoldaşlık etmek kolay değil, belki de insan doğası buna müsait değil.
Tıpkı
Lenin ve Stalin,
Professor X ve Magneto,
Nizamülmülk ve Hasan Sabbah
ya da Atatürk ve Kazım Karabekir gibi, tarih, bir zamanlar bir arada olup sonra yolları ayrılan karakterlerle dolu.
Müzik dünyasında da bu durum farklı değil.
Rolling Stones, The Eagles, Aerosmith, Iron Maiden gibi orijinal kadrolarını onyıllarca koruyan gruplar olduğu gibi, olanca başarılarına ve servetlerine rağmen birarada kalamayanların sayısı da çok. Dağılanların hik#ayelerinden küçük bir seçkiyi aşağıda bulabilirsiniz:

1. The Smiths

Dağılma: Grubun gitaristi Johnny Marr, turneler, konserler, kayıtlar arasında koşturmaktan mutsuzdur. Giderek daha çok alkol alan, istediği müziği yapamadığını, yeni arayışlara zamanı kalmadığını düşünen sıkıntılı Marr önce bir süre için, sonra da ebedi olarak grubu terk eder. Marr’ın gidişi The Smiths için yolun sonu gibidir. Kısa süre sonra grup dağılır. Sonra ikili, basın üzerinden atışmaya başlar. Grubun diğer esas oğlanı Morrissey, Marr’ı başka müzisyenlerle yaptığı çalışmalar için suçlar, Marr da Morrisey’i müzikal tekdüzelikle. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Müzik

Geçmiş zaman olur ki: Aralık

Müzik tarihinin unutulmazlarını, dönüm noktalarını her ay sizlerle paylaşmayı planladığımız bu bölümün, geçtiğimiz yüzyıllarla ilgili ilginizi çekecek bilgiler içereceğini ve yakın geçmişten belki unutmuş olduğunuz grupları, parçaları hatırlatarak –güzel– anılarınızı depreştireceğini umuyoruz.

1808 – Beethoven’in 5 ve 6. senfonileri ilk kez icra edildi

Tüm klasik müzik eserleri içinde en çok bilinenlerden biri olan Beethoven‘in “5. Senfoni“si, 1808 yılının 22 Aralık gününde, Viyana’da ilk kez izleyiciyle buluşmuştu. Oldukça soğuk bir günde, ısıtma tertibatı olmayan konser salonundaki performans, dönemin kaynaklarına göre pek de tatmin edici olmamış, izleyici bu sıra dışı müziğe hak ettiği takdiri göstermemişti. Oysa Beethoven, dönemin en önemli eserlerinden ikisine imza atmış, bu iki eser için dört yıldan uzun bir çalışmaya ihtiyaç duymuştu. Neyse ki tarih, bu büyük ustaya ve müziğine gerekli payeyi biçti ve o ilk performansın etkileri uzun sürmedi.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Müzik, Popüler Kültür

Geçmiş zaman olur ki: Ekim

Yeni çıkan akademik kitaplar“la başlayan özgün listelerimiz, “Geçmiş zaman olur ki”yle devam ediyor. Müzik tarihinin unutulmazlarını, dönüm noktalarını her ay sizlerle paylaşmayı planladığımız bu bölümün, geçtiğimiz yüzyıllarla ilgili ilginizi çekecek bilgiler içereceğini ve yakın geçmişten belki unutmuş olduğunuz grupları, parçaları hatırlatarak –güzel– anılarınızı depreştireceğini umuyoruz.

1787 – Bir dehanın yeni eseri ilk kez sahneleniyor

Bir “dramma giocoso“, yani komedi ve dram unsurlarını bir arada barındıran opera eseri olarak nitelenen Don Giovanni, dünya üzerinde en çok sahnelenen operalardan biri olmak üzere yola çıktığında takvimler 29 Ekim 1787’yi gösteriyordu.

1787 yılını Prag’da, başta Le nozze di Figaro (Figaro’nun düğünü) adlı operası olmak üzere pek çok eserini sahnelemekle geçiren Mozart, yeni bir opera siparişi almıştı. Yeni operası, İtalya’da Don Giovanni adıyla tanınan Don Juan adlı çapkının hikâyesini anlatmaktaydı.

Anlatılanlara göre Mozart eseri üzerinde sahneleneceği güne ya da bir gün öncesine kadar çalışmıştı. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Müzik, Popüler Kültür

Hip hop’un doğuşu ve yükselişi III: Yeni dünyanın ortak paydası

Hip hop, 90’lı yıllarda patlama yapıp, modern müzik türleri içinde sağlam bir yer edinmeyi başarmıştı. Ancak 2000’ler yaklaşırken, Amerikan hip hop dünyası, art arda gelen suç ve şiddet eylemleriyle sarsıldı. Önce Tupac Shakur, Mike Tyson’ın bir karşılaşmasından dönerken silahlı saldırıya uğradı ve yedi günlük hayat mücadelesini kaybetti. Hip hop dünyası şok ve yas içindeydi.

Bir yıl sonra, doğu yakasının bir başka önemli müzisyeni Notorious B.I.G., Los Angeles’ta halen çözülemeyen bir cinayete kurban gitti. B.I.G.’in Life After Death (Ölümden sonra hayat) adlı albümü, öldürülmesinden yalnıza birkaç gün sonra piyasaya çıkacak ve tüm zamanların en çok satan hip hop albümlerinden biri olacak; kadınlara yönelik şiddet içerikli sözleriyle tanınan B.I.G.’in dul eşi, ölümünün ardından kadına şiddet karşıtı eylemlerde boy gösterecekti. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Müzik

Hip hop’un doğuşu ve yükselişi II: Kültür endüstrisinin sinsi pençesinde

80’ler, Soğuk Savaş’ın toplumu muhafazakâr iktidarlara yönelttiği Amerika’da, siyahlar için hayatın zor olduğu yıllardı. İran’daki İslam devrimiyle ilgili olarak yaşadıkları oy kaybı, Demokratlar’ın iktidarı eski Hollywood yıldızı Cumhuriyetçi Ronald Reagan’a bırakmasına yol açmıştı. Reagen tipik bir muhafazakâr politikacıydı. Onun 80’lerin neredeyse tamamında sürecek ve koskoca doğu blokunun imhasıyla sonuçlanacak iktidar döneminde, büyük şirketlerin yıldızı parlayacak, devletin ihtiyaç sahiplerine doğrudan yardımları kesilecek, zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olacaktı. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under Müzik, Pazar Yorumu

Hip hop’un doğuşu ve yükselişi I: Siyah bir isyandan satılabilir bir metaya dönüşürken

Aslında 70’lerin New York’unda siyahlar ve Güney Amerikalılar arasında şekillenen bir altkültür olan hip hop, günümüzde daha çok, kibarca söylemek gerekirse, mesaj kaygısı içermeyen sözleriyle ve şovenist video klipleriyle tanınan bir müzik türü olarak bilinir.

Batı Afrika yerlilerinin ritmik sözlerle hikâye anlatma geleneğinin, köle ticaretiyle 20. yüzyıl Amerika’sına kadar taşınmasının ardından hip hop, 60’ların sonunda Müslüman Afroamerikalılardan mürekkep Last Poets‘in davul ritmi üzerine kaydettikleri siyasi şiirlerden oluşan albümüyle güncel bir müzik türü olmaya doğru hareket etti. Bu henüz adı konmamış ve hip hop’a evrilecek müzik, ezilenlerin ve kapitalist Amerika’da kıt kanaat geçinenlerin gürleyen, fakat çok duyulmayan sesiydi. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under Müzik, Pazar Yorumu

Yurtta metal, cihanda metal II: Özal Türkiye’sinde heavy metalin sarp patikası

Turgut Özal

70’ler boyunca içine kapanık bir ülke olan Türkiye, 80 darbesinden sonra Turgut Özal hükümeti iktidarında dünyaya entegre olma çabalarında, aslında oldukça şaşırtıcı bir çabuklukta hareket etmekteydi. Henüz glasnost ve perestroykadan ibaret küreselleşme dalgasının gelmekte olduğunu çok iyi gören, vizyonlu bir politikacı olan Özal, yeni bir paradigmayla hareket etmekte, cumhuriyet tarihinin kurumlarıyla doğrudan çatışmayı göze alamasa da (bu konudaki asıl kapışmayı ANAP iktidarından yaklaşık on beş yıl sonra hükümet olacak AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’a bırakacaktır), darbenin getirdiği askeri vesayet altındaki Türk siyasetinde oldukça radikal hamleler yapmaktaydı. “Benim memurum işini bilir”, ya da “anneanneme şeyimi takar dürttürürüm sizi” gibi dikkat çekici(!) demeçlerin sahibi başbakan, bir yandan fırsatçılığı kitlelere ve bireylere yayarken, diğer yandan kapitalist dünyayla bütünleşmeyi sağlamaktaydı. Ferhan Şensoy, bu dönemi Köşedönücü dizisinde pek güzel Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Müzik, Pazar Yorumu

Yurtta metal, cihanda metal I: Heavy metalin gençlik iksiri

Black Sabbath

Sert, erkeksi, post-apokaliptik serserileri andıran görünümleri, vahşi sahne şovları ve bol distortion‘lı şarkılarıyla heavy metalciler, 80’li yılların akıllardan çıkmayan müzikal karakterleriydi. Rock yıldızları haşarı, çılgın, eğlence düşkünüyken, heavy metalciler sert, kaba ve gerçekten öfkeliydiler. Müzik tarihinde benzeri olmayan bir şekilde tepki aldılar ve yine eşsiz bir şekilde benimsendiler. Tartışmalar, heavy metal müziğinin ve tarzının mantığı, kalitesi ve tehlikeleri üzerinde, bir sonuca varmaksızın yıllarca sürdü gitti. Aslında, geçen yıllar sonunda değişen pek bir şey yok, hâlâ öyleler ve aynı klişeler bugün de popüler olmaya devam ediyor. Okumaya devam et

5 Yorum

Filed under Müzik, Pazar Yorumu