En iyi New York romanları

Ah, New York. Büyük Elma. Uyumayan Şehir. Orada yaşayanlar için dünyanın merkezi, geri kalanlarımız için belki pis ve gürültülü, belki romantik bir şehir…

Sizin için New York ne olursa (ya da ne olmazsa) olsun, bu eşsiz şehrin dünya kültüründe özel bir yer tuttuğu yadsınamaz. Bu, elbette edebiyat alanını da kapsıyor. Flavorwire sitesi, New York’ta yaşamanın nasıl bir deneyim olduğunu en güzel ifade eden yirmi beş romanı derlemiş. Bu romanların hepsi de New York’tan bağımsız olarak muhteşemler, o yüzden şehirle ilgilenmeyenlerin de mutlaka okumaları tavisye edilir.

Her zaman olduğu gibi Türkçede bulabileceğiniz romanlara bağlantılar verdik. Kitapların arasından okuduklarınız var mı? Varsa nasıl buldunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.Devamı »

New York evlerinin pencereleri

José Guízar New York’ta yaşıyor ve pencerelerle kafayı bozmuş durumda. Meksikalı grafik tasarımcı, “Windows of New York” (New York’un Pencereleri) adlı proje kapsamında, her hafta yeni bir pencere çizimini paylaşıyor. Benzer bir proje –belki yalnızca tarihi yarımadaya sınırlı kalmakla– İstanbul, Paris ve Roma gibi şehirler için de yapılsın isterdik doğrusu. New York’un pencerelerinin tamamını, adresleriyle birlikte buradan görebilirsiniz. Bizim favorilerimiz birinci, renkli camlar ile tuğladan oluşan pencere… Sanatçının diğer çalışmaları için internet sitesine buyurunuz. (Pek Güzel Şeyler aracılığıyla.)

7-horatioDevamı »

Ghetto Brothers tozlu tavan arasından tekrar gün ışığına çıkıyor

New York’ta 1971 yılının yaz aylarında üç kardeş ve birkaç arkadaşlarından oluşan bir grup müzisyen, Manhattan Fine Tone Stüdyosu’nda kayıt yapmaktalardı. Tek bir öğleden sonrada sekiz şarkı kaydetmişlerdi. Power-Fuerza adını alacak Latin rock tarzındaki albümleri, ilk ve tek ürünleri olacaktı. Power-Fuerza, bir Latin rock albümü de olsa, hip hop’a da hiç uzak değildi.

Grubun adı Ghetto Brothers‘dı ve yalın bir gerçeklik içermekteydi. Ghetto Brothers, yaşadıkları Bronx mahallesinde gerçekten bir varoş çetesiydi. Manhattan, gökdelenleriyle kapitalist dünyanın en önemli sembollerinden biriyken, Bronx adeta başka bir gezegendi. Yıkıntılar, boş arsalar, terk edilmiş dükkânlar, evsizlerin ısınmak için sokaklarda yaktığı ateşler, polisin uğramadığı sokaklar, %30’un üzerindeki işsizlik oranı, nüfusun yarısının sosyal yardımla geçinmesi, uyuşturucu, şiddet bu diğer gezegenin panoramasıydı. Özellikle güney Bronx, 11 binden fazla gencin oluşturduğu 100’den fazla çetenin savaş sahnesiydi.Devamı »

Hip hop’un doğuşu ve yükselişi I: Siyah bir isyandan satılabilir bir metaya dönüşürken

Aslında 70’lerin New York’unda siyahlar ve Güney Amerikalılar arasında şekillenen bir altkültür olan hip hop, günümüzde daha çok, kibarca söylemek gerekirse, mesaj kaygısı içermeyen sözleriyle ve şovenist video klipleriyle tanınan bir müzik türü olarak bilinir.

Batı Afrika yerlilerinin ritmik sözlerle hikâye anlatma geleneğinin, köle ticaretiyle 20. yüzyıl Amerika’sına kadar taşınmasının ardından hip hop, 60’ların sonunda Müslüman Afroamerikalılardan mürekkep Last Poets‘in davul ritmi üzerine kaydettikleri siyasi şiirlerden oluşan albümüyle güncel bir müzik türü olmaya doğru hareket etti. Bu henüz adı konmamış ve hip hop’a evrilecek müzik, ezilenlerin ve kapitalist Amerika’da kıt kanaat geçinenlerin gürleyen, fakat çok duyulmayan sesiydi.Devamı »

İki şehir bir çetele: Paris-New York karşılaştırması

le réalisateur

Fransız grafik tasarımcı Vahram Muratyan’nın Paris ve New York’u çeşitli detaylar, klişeler ve tezatlar üzerinden yorumladığı posterlerinin yayımladığı blogu Paris Versus New York kısa sürede milyonlarca tık almayı başarınca, Ocak 2012’de Amerikalı yayınevi Penguin posterlerin toplandığı bir kitap yayımladı. Bu iki ünlü şehrin sembollerini, popüler kültür ikonlarını ve gündelik hayat ayrıntılarını incelikli, renkli, sade ve zekice karşılaştırıp yorumlayan sanatçının işlerini buradan satın almak da mümkün.Devamı »

David Lynch kamu duyurusu yaparsa

Bant Mag.’den Leyla Aksu, aşağıda izleyebileceğiniz bu şahane videoyu bulmuş. 1991 yapımı kamu duyurusu, New York’u o meşhur sıçanlardan (gündüzleri parkları dolduran yüzlerce sincabın geceleri fareye dönüştüğü rivayet edilir) arındırmak için çöplerimizi sokağa atmamamızı, çevreyi temiz tutmamızı öğütlüyor ve buram buram Lynch kokuyor: Elindeki kâğıdı gizlice yere atan adam sanki bir sonraki sahnedeki kadın ve kızı öldürmeye hazırlanıyor. Elbette, radyasyon yüzünden devasa boyutlara ulaşmış gibi görünen New Yorklu sıçanlar duyurunun baş rol oyuncuları… Duyuru, “Temizleyin. New York’a değer Devamı »

Stanley Kubrick’in gözünden 40’ların New York’u

Stanley Kubrick, Lolita, Dr. Strangelove ve Otomatik Portakal gibi efsanevi filmlerini çekmeden önce New York’ta Look Magazine için, derginin en genç fotoğrafçısı olarak çalışıyormuş. 17 yaşından itibarek 1950’lere kadar New York sokaklarını fotoğraflayan ünlü yönetmenin fotoğraflarından bazılarını yazının devamında görebilirsiniz. Onbinlerin arasından seçilen yirmi üç fotoğraf için buraya buyurun. (Eric Kim Photography aracılığıyla.)Devamı »