Nabokov’dan sinestezi üzerine

nabokov_7
Çizim: GINGKOPRESS


Kelime anlamı “birleşik duyu” olan, Yunanca kökenli sinestezi kelimesi, herhangi bir şeyin, normalde tetiklemeyeceği bir duyuyu tetiklemesi anlamına gelir. Örneğin, sineztesik kişiler için bir rengin tadı ya da bir melodinin rengi olabilir.

Ünlü yazar Vladimir Nabokov da, grafem-renk sinestezisine sahip imiş. Yani, belirli harfleri, belirli renklerde görüyormuş. BBC’ye 1962’de verdiği bir röportajda, “Buna renkle duyma diyorlar,” diye açıklamış Nabokov. “Belki bin insanda bir görülüyor. Ama psikologlara göre çoğu çocukta var; ama sonraları, aptal anne babaları hepsinin saçmalık olduğunu, A’nın siyah olmadığını, B’nin kahverengi olmadığını, zırvalamayı bırakmaları gerektiğini söyleyince bu  kabiliyetlerini yitiriyorlar.”

Kendi başharflerinin renkleri sorulduğunda şöyle yanıt vermiş Nabokov:

V soluk, saydam bir tür pembe, sanırım kuvars pembesi deniliyor: V’yle özdeşleştirebildiğim en yakın renk bu. Diğer yandan, N’yse yeşilimtırak-sarımtırak bir yulaf ezmesi renginde. Devamı »

Gerçekçi baykuş resimleri

Gerçekçi baykuş resimleri

En sevdiği oyuncağıydı. Neydi? Kırmızıya boyanmış, ufak, tahta bir kuş. Kırmızıydı, gerçekten öyleydi; tam da gün ışığında, gölgede, mumlarla, şöminenin başında ona bakan bir oğlan çocuğunu hayallere daldıracak, parlak, tatlı bir kırmızı. Ama muhabbetkuşu ya da öyle değersiz bir tür olduğunu sanmayın. Hayır, onun kuşu bir baykuştu. –Jesse Ball, Sağırlık

İtiraf ediyoruz: Baykuşlara bayılıyoruz. Bu yüzden Yeni Zelandalı sanatçı ve fotoğrafçı John Pusateri‘nin bu gerçekçi baykuş resimlerine hayran kaldık. Pusateri, kurşunkalem, füzel ve pastel boyalarla tüm tüyleri teker teker ortaya çıkartıyor. Portfolyosundan görebileceğiniz üzere, genelde siyah-beyaz-gri tonlarında ve ölü kuş resimleriyle çalışmayı seven sanatçı için sıra dışı bir biçimde canlı kalıyor bu çizimler. İyi ki değişikliğe gitmiş dedirtiyor…Devamı »