Yurtta metal, cihanda metal II: Özal Türkiye’sinde heavy metalin sarp patikası

Turgut Özal

70’ler boyunca içine kapanık bir ülke olan Türkiye, 80 darbesinden sonra Turgut Özal hükümeti iktidarında dünyaya entegre olma çabalarında, aslında oldukça şaşırtıcı bir çabuklukta hareket etmekteydi. Henüz glasnost ve perestroykadan ibaret küreselleşme dalgasının gelmekte olduğunu çok iyi gören, vizyonlu bir politikacı olan Özal, yeni bir paradigmayla hareket etmekte, cumhuriyet tarihinin kurumlarıyla doğrudan çatışmayı göze alamasa da (bu konudaki asıl kapışmayı ANAP iktidarından yaklaşık on beş yıl sonra hükümet olacak AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’a bırakacaktır), darbenin getirdiği askeri vesayet altındaki Türk siyasetinde oldukça radikal hamleler yapmaktaydı. “Benim memurum işini bilir”, ya da “anneanneme şeyimi takar dürttürürüm sizi” gibi dikkat çekici(!) demeçlerin sahibi başbakan, bir yandan fırsatçılığı kitlelere ve bireylere yayarken, diğer yandan kapitalist dünyayla bütünleşmeyi sağlamaktaydı. Ferhan Şensoy, bu dönemi Köşedönücü dizisinde pek güzel Devamı »

23 Nisan üzerinden kendimizi okumak

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı mı? Tekerleme gibi ezbere bildiğimiz bir bayramı ve onun yine tekerleme tadındaki şarkılarını sorgulayacağımız aklımıza gelmezdi. Sonra Toplum ve Tarih‘in 208. sayısında Mehmet Ö. Alkan‘ın yazısını okuduk ve bir kez daha tarihsizleşmemizin boyutlarını ve 1980 darbesinin memleketi ne kadar yeniden kurguladığını gördük. Bir de elbette iyi ve eleştirel bir […]