Haftadan Kalanlar // 4-10 Mart 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

* Haftanın başında, Thomas Pynchon’ın nihayet Türkçede yayımlanacağını duyurduk. Bu haber üzerine Twitter’da aldığımız duyumlara göre, Tom McCarthy’nin C‘si Kaya Genç çevirisiyle Notos Kitap’tanRemainder‘ı da Jaguar Yayınları’ndan çıkacak. Anlaşılan dünya edebiyatı konusunda Türkçe okurlarını heyecanlı bir yıl bekliyor.

* 2012’nin öne çıkan çeviri kitaplarından biri de Ulysses‘in Armağan Ekici çevirisiydi. Ekici, kitabın çeviri süreciyle ilgili açıklayıcı bir yazı yazmış. Kitabı okuyan okumayan herkese tavsiye ediyoruz bu aydınlatıcı yazıyı, kaçırılmamalı.

* Radiohead’in solisti Thom Yorke’un yeni klibindeki dans hareketleri epey tartışıldı. Dalga geçenleri kınıyor, Yorke gibi dans etmek isteyenleri bu rehbere yönlendirebilmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

* İki hafta önce BüyükKeyif’le keyifli bir telefon görüşmesi yapmıştık. Bu “yavaş yaşama kılavuzu”, bu hafta sevgili konuk yazarlarımızdan, Ankara’nın en fiyakalı e-dergisi, Zezine’le görüşmüş.

* Bir BüyükKeyif paylaşımı daha: Sitenin 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü için hazırladığı dosyaya biz de minik bir katkıda bulunduk. İşte, “Rakı masası için 10 mükemmel şarkı“.

Haftanın Eğlencesi: Yazarların ex-libris’leri

Bugünkü Haftanın Eğlencesi, bir okurumuzun ricası üzerine geliyor: Ünlü yazarların ex-libris’leri. Latince “…’nın kitaplarından” anlamına gelen ex-libris, kitapların girişine basılan isim damgalarından çok daha öteye gitmiş, başlı başına bir sanat türüne dönüşmüştür. Resimler, şekiller, süslemeler… estetik bir araç olmanın yanı sıra ex-libris sahibinin kişiliğini de yansıtırlar.

Yazarların ex-libris’lerini biz bulduk, onlardan kişiliklerine dair çıkarımlar yapmayı da size bırakıyoruz.

Sir Arthur Conan Doyle
Sir Arthur Conan Doyle

Devamı »

En İyi Çeviri Ödülü 2013 aday adayları

Three Percent adlı bloğun, Amerika’da yayımlanan dünya edebiyatı eserlerine dikkat çekme amacıyla 2007’den beri edebiyat ve şiir alanında verdiği En İyi Çeviri Ödülü’nün 2013 aday adayları açıklandı.

Three Percent, adını Amerika’da bir yılda yayımlanan kitapların yalnızca %3’ünün çeviri eser olmasından alıyor. Rochester Üniversitesi‘nin çeviri programının bir parçası olan Three Percent, bugüne dek yazılmış en iyi kitapların hepsinin İngilizce olmadığını, İngilizce konuşan dünyanın da yabancı edebiyat eserlerine ulaşabilmesi gerektiğini söylüyor. Amaçları, çağdaş dünya edebiyatıyla ilgilenen okur, editör ve çevirmenlerin uğrak adresi olmak.

2013’ün aday adayı listesi aşağıdaki gibi. Türkçede yayımlanmış eser ve yazarları not düştük.Devamı »

Inherent Vice beyazperdede, Thomas Pynchon Türkçede

Inherent ViceHer filmi arasında en az beş yıllık bir mola vermeyi seven usta yönetmen Paul Thomas Anderson, anlaşılan bu sefer soluklanmaya ihtiyaç duymamış. Son filmi The Master 2012 yılında vizyona giren yönetmenin 2013 projesi hazır bile: Thomas Pynchon‘ın, aynı adlı romanından uyarlanacak olan Inherent Vice.

Bakınız’ın haberine göre, New York Times‘la yaptığı söyleşide Anderson, elinde halihazırda bir senaryo bulunduğunu ve filmin, Upton Sinclair‘in Oil! adlı romanından uyarlanan There Will Be Blood‘dan daha sadık bir çalışma olacağını açıklamış. Şu an için filmde rol alacağı kesinleşen tek oyuncu, The Master‘da Anderson’la birlikte çalışan Joaquin Phoenix. Romanın yazarı Pynchon’ın sürece dahil olup olmayacağı henüz bilinmiyor.

Aslında kameralardan ve gazetecilerden J. D. Salinger’vari köşe bucak kaçan Pynchon hakkında zaten postmodern Amerikan edebiyatının en önemli ve şimdiden klasikleşmiş isimlerinden biri olduğu dışında pek bir şey bilinmiyor. Yazarın eserlerinin bir gün Türkçeye çevrilip çevrilmeyeceği de bugüne kadar büyük bir muammaydı.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 25 Şubat-2 Mart 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

 sherlockholmes* Özellikle Platonov çevirileriyle tanınan ödüllü çevirmen Günay Çetao Kızılırmak, hem kendi şiirlerini hem de Rusçadan çevirdiği başka şiirleri içeren bir bloğun sahibiymiş. Biz bu keşfin heyecanı içindeyiz, meraklısına tavsiye ediyoruz.

* David Bowie’nin “The Stars (Are Out Tonight)” adlı son single‘ının Tilda Swinton’lı klibi internette fıldır fıldır dönmekte. Bir de bizden gelsin.

* Spor yapamamanız tembellikten mi yoksa vücut kimyanızdan mı kaynaklanıyor? İşte spor salonuna gitmemek için bir bahane daha! (GMA aracılığıyla.)

* Bu hafta Sherlock’un resimli, açıklamalı dipnotlu özel bir edisyonunun ilk cildinin nihayet Türkçede çıkacağını müjdelemiştik. Kitabın kapağını yanda görebilirsiniz. Önümüzdeki hafta heyecan verici edebiyat haberleri devam ediyor olacak. Ayrıca Koltukname ailesi olarak başka başka müjdelerimiz de var. Takibe devam!

Sherlock mahkemede

Daha önce Türkçede de yayımlanacağı müjdesini verdiğimiz kapsamlı Sherlock Holmes edisyonunun editörü (ve filmlerinin baş danışmanı) Leslie S. Klinger, “Sherlock Holmes ve Dr. John H. Watson karakterlerinin artık telif hakları korumasında olmadıklarını kanıtlamak” amacıyla Sir Arthur Conan Doyle‘ın vârislerine dava açmış bulunuyor.

Klinger, Sara Paretsky, Michael Connelly, Lev Grossman gibi farklı yazarların Sherlock Holmes karakterini içeren öykülerinden oluşan bir derleme hazırlamaktaydı. (Bu fan fiction çok yaygın bir hadisedir. Türkçedeki bir örneği için bkz. İpek Ev, İthaki Yayınları.) Klinger’a göre, derlemeyi basacak olan yayınevi varislerden tarafından tehdit edildi:

Conan Doyle vârisleri yayıneviyle iletişime geçtiler … ve eğer kendilerine lisans ücreti ödenmezse, kitabımızın büyük dağıtımcılara satılmamasını sağlayacaklarını ima ettiler. Yayıncımız elbette kaygılanmıştı, bu konu çözülmeden kitabı basamayacaklarını söylediler … Conan Doyle’ın Holmes öykülerinden bir kısmının Amerika’da hâlâ telif haklarıyla korunmakta olduğu doğrudur. Ama Conan Doyle’ın yazdığı öykülerden bir çoğu artık telif hakları kapsamında değildir. Holmes, Watson ve diğer karakterler şu an telifsiz olan bu elli öyküde iyice oturtulmuştur. Bu Amerikan yasalarında, isteyen herkesin Holmes ve Watson’lı hikâyeler yazabileceği anlamına gelmelidir.

Telif haklarının edebiyat, müzik, hatta yemek alanlarındaki işleyişlerine Koltukname’de epeyce yer verdik, vermeye de devam edeceğiz. Edebiyat ve Türkiye özelinde, günümüzde kabul edilen Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘na göre, yazarların teliflerinin kalkması için ölümlerinin üzerinden 70 yıl geçmiş olması gerekiyor. (Konuyla ilgili daha fazla bilgi için buraya bakabilirsiniz.) Bu durumda Sir Arthur Conan Doyle’ın tüm eserlerinin, haliyle yaratmış olduğu karakterlerin, telif hakkı 2000 yılında doldu.Devamı »

Oscar’lar: Kaybedenlerin de kazandığı ödül töreni

hero460_oscarsMalum, geçtiğimiz pazar Oscar’lar dağıtıldı. Törenin genel olarak pek heyecan verici olduğu söylenemezdi: Sunucu Seth MacFarlane ırkçı şakalarıyla eleştirilirken, ödülleri alan isimlerde de herhangi büyük bir sürpriz yaşanmadı. Geceye damgasını vuranın Daniel Day-Lewis’in esprileri olduğunu düşüneneler de var. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü üç kere kazanan ilk oyuncu olan Day-Lewis’in konuşmasını buradan izleyebilirsiniz.

Ama pazar günü Oscar kazanamayanlar evlerine eli boş döndü diye sakın üzülmeyin. Tüm adaylara dağıtılan hediye sepetinde öyle ürünler var ki, bir şey kaybetmekten söz etmeyi güçleştiriyor. Los Angeles’lı bir pazarlama şirketi olan Distinctive Assets‘in sahibi Lash Fary tarafından hazırlanan sepette güzellik ürünlerinden kıyafetlere, diet programlarından tropik tatillere kadar yok yok. İşte bu yılki 50 bin dolarlık (geçen yıla göre 10 bin dolar daha ucuz!) sepetteki hediyelerden bazıları. (Time NewsFeed aracılığıyla.)Devamı »

Haftadan Kalanlar // 18-24 Şubat 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

* 85. Akademi Ödülleri Amerika saatiyle bu akşam veriliyor. Hollywood Reporter, oylama sırasında akademi üyesi bir yönetmenin yanında bulunmuş. Yönetmen, Argo‘nun “bomboş” bir film olduğunu, Zincirsiz‘in “Tarantino’nun üç saat boyunca mastürbasyon yapması”ndan ibaret olduğunu söyleyerek açıklıyor sürecini. (GoFugYourself aracılığıyla.)

* Gündüz Vassaf, Change.org’dan yola çıkarak imza kampanyalarının eylemsizliğini irdeliyor.

* Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa‘sının biricik olmadığı teyit edildi. Bu sefer kesinlikle gülümsüyor!

* Klavye üstünde yürüyen kedi modelinin 15. yüzyılda da bir karşılığı olacağı aklınıza gelir miydi?

* Son olarak Koltukname saflarından bir haber: Bu hafta BüyükKeyif’le kısa bir telefon görüşmesi yaptık, kim olduğumuzdan, neler yapmaya çalıştığımızdan bahsettik.

Haftanın Eğlencesi: Jay-Z Gatsby’ye karşı

Sinemaseverler mayısta vizyona girecek olan, başrolünde Leonardo DiCaprio’nun bulunduğu yeni Muhteşem Gatsby filmini bekleyedururken, biz Koltukname olarak Gatsby’nin yaratıcısı Fitzgerald’la ilgili çeşitli haberleri okurlarımıza sunmaya devam ediyoruz. Bugünkü paylaşımımız ise haberden ziyade bir test!

Yılın başında, Muhteşem Gatsby‘nin müziklerinin bir parçasını Jay-Z‘nin yazacağı duyurulmuştu. Vulture, bunun isabetli bir karar olduğu görüşünde. Jay-Z’nin şarkılarıyla Fitzgerald’ın klasiklerinin birçok ortak noktası olduğunu vurgulayan Vulture yazarı Margaret Lyons, örnek olarak ikisinin de eserlerinde mücadeleye, cinsiyet rollerine, toplumsal sorunlara, zenginliğin ihtişamına ve tuzaklarına, Amerikan hayalinin çekiciliğine, ayrıca partilere, arabalara ve  modaya yer vermesini gösteriyor.

Jay-Z’nin şarkı sözleriyle Fitzgerald’ın cümlelerinin birbirine gerçekten de ne kadar çok benzediğini kanıtlamak için bir test hazırlamış Vulture. Bakalım siz Jay-Z ile Jay G’yi birbirinden ayırabilecek misiniz. Yanıtlar yazının altında. Tüm Gatsby alıntıları Püren Özgören çevirisinden alınmıştır.Devamı »

Roberto Bolaño’dan öykücülere tavsiyeler

Son yıllarda çağdaş dünya edebiyatının hızla yükselen yıldızlarından biri Roberto Bolaño. Özellikle de ölümünden sonra çıkan 2666‘yla birlikte tüm eserleri İngilizcede teker teker (ve tekrar tekrar) yayımlanmaya başladı. Elbette İngilizce konuşan dünyanın ilgisi, çoğunlukla olduğu gibi uluslararası bir ilgilye dönüşüyor. Bolaño’nun durumunda, iyi ki de öyle oldu, diyebiliriz sanırım.

2666‘nın şanından önce Şilili yazarın üç kitabı (Vahşi Hafiyeler, Uzak Yıldız, Katil Orospular) Metis Yayınları’ndan çıkmıştı (Uzak Yıldız Zerrin Yanıkkaya, diğerleri Peral Bayaz çevirileriyle). 2666 ise, Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle, açıkçası yayın çizgisinin çok uzağında durduğu için şaşırtıcı bir biçimde Pegasus Yayınları’nca yayımlandı.

Hayatını çok genç bir yaşta kaybeden Bolaño, ölümünden birkaç yıl önce öykücülerin dikkat etmesi gereken on iki maddelik bir liste hazırlamış. Bu listeyi Koltukname için İspanyolcadan çeviren Süleyman Doğru’ya teşekkürlerimizi iletiyoruz. Yazarlıkla ilgili daha fazla tavsiyeler için buraya bakabilirsiniz. İşte, “Artık kırk dört yaşında olduğuma göre, öykü yazma sanatıyla ilgili tavsiyelerde bulunacağım,” diyen yazarın listesi. (Okuma Günlüğüm aracılığıyla.)Devamı »

Haftanın Eğlencesi: 85 yıllık Oscar’ın en iyi filmleri ve sürpriz röportajlar

24 Şubat, yani önümüzdeki pazar günü 85. Akademi Ödülleri, namı diğer Oscar’lar sahiplerini bulacak. Umut Işığım filminden Jennnifer Lawrence En İyi Kadın Oyuncu, Lincoln‘dan Daniel Day-Lewis En İyi Erkek Oyuncu, Argo da En İyi Film için favoriler arasında.

Oscar heyecanı artarken her yerde ödüllerle ve adaylarla ilgili haberler, reklamlar, vb. görüyoruz. Aralarında en çok hoşumuza gideni Bakınız‘ın Facebook sayfasında gördüğümüz bu afiş. Oscar’ın 85 yıllık tarihi boyunca En İyi Film Ödülü’nü kapan filmler, Oscar heykelciğinin üstünde gösterilmiş. Bakalım kaçını tanıyabileceksiniz. Bulamadıklarınız için IMDb’nin Oscar sayfasında geçmiş yıllara göz atabilirsiniz. (Resmi büyütmek için üstüne tıklamanız yeterli.)

oscar

Will Ferrell ve ekibinin çalışması olan Funny or Die‘ın takipçileri, Zach Galifianakis‘in “Between Two Ferns” (İki Eğreltiotunun Arasında) adlı şaka programını bilecektir. Galifianakis’in ünlü konuklarına rahatsız edici sorular sorduğu, kimi zaman aynı derecede rahatsız edici yanıtlar, kimi zamanlarsa şiddetli tepkiler aldığı program Oscar Özel bölümlerini yayınladı! İki bölümden oluşan Oscar Özel programına, sarhoş bir Anne Hathaway, ishalden bahseden bir Naomi Watts ve kavgacı bir Bradley Cooper damgasını vuruyor.Devamı »

LEGO 55 yaşında

Çocuklardan yetişkinlere büyük bir hayran kitlesi bulunan, türlü türlü çılgınlıklara neden olan LEGO, 55. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Üstelik daha öncekilere taş çıkartacak bir reklam kampanyasıyla: LEGO bulmacalar.

Kolay olanlar yanıtı bulunca tebessüm ettiren, zor olanlar ise insanı çileden çıkartan bu 55 bulmacadaki tek ipucu, sağ alt köşedeki “Hayal edin” yazıları. “Bir şarkı hayal edin,” “Bir film hayal edin,” “Bir kitap hayal edin,” “Bir masal hayal edin,” “Bir grup hayal edin,” başlıkları bulmacanın kategorisine işaret ediyor. Yanıtlar için resmin üstüne tıklayabilirsiniz. (Favulous aracılığıyla.)

01 Stairway to HeavenDevamı »

F. Scott Fitzgerald’ın Baltimore’daki evi satılık

Fitzgerald’ın Baltimore’daki evi.

Artık Gatsby‘nin, Benjamin Button’ın ve “uçarı kızlar“ın yaratıcısı F. Scott Fitzgerald‘la eşi Zelda‘yla aynı havayı solumanız mümkün! Tek ihtiyacınız olan, 450 bin dolar…

Fitzgerald’ın Park Caddesi, No. 1307, Baltimore adresindeki satılık müstakil evinin fiyatı bu.

Fitzgerald’lar Baltimore’da 1930’larda, Zelda’nın psikolojik tedavi görebilmesi için yaşıyordu. Fitzgerald’ın kendisi de bu sırada alkol sorunlarıyla boğuşuyordu. Tam da bu sorunlarını ve Zelda’yla ilişkilerini anlattığı, otobiyografik izler taşıyan romanı Buruktur Gece‘yi de bu dönemde, bu evde yazmıştı.Devamı »

Sanatçı, müzisyen ve yazarların pasaportları

Herhalde en ilginç kimlik belgesi pasaport olsa gerek. Diğer belgelerden farklı olarak yalnızca şahsi bilgilerinizi değil, nerelere ne sıklıkta gittiğinizi, hatta en rahatsız şartlar altında çekilmiş fotoğraflarınızı da belgeliyor. Hele bir de Türkiye gibi, her ülkenin vize istediği bir ülkenin pasaportuna sahipseniz, sayfalarınız rahatlıkla dolup taşabiliyor.

Başkalarının pasaportlarını karıştırmak da büyük zevk verir insana. Hele de ait olduğu dönem ya da ülke itibariyle kendimizinkinden biraz farklıysa… Flavorwire’ın derlemesi sayesinde şimdi Joyce‘tan Fitzgerald’lara (F. Scott ve Ella), sanatçı, müzisyen ve yazarların eski pasaportlarına göz atabiliyoruz.

René Magritte
René Magritte

Devamı »

Sundance portreleri

Amanda Seyfried, Lovelace'te.
Amanda Seyfried; Lovelace’te.

Yılın izlenilesi filmlerinin ilk işareti sayılabilecek olan bir Sundance Film Festivali daha geride bıraktık… Bağımsız filmlerin yarıştığı festivalde, FruitvaleBlood BrotherThe Spectacular Now ve In a World… gibi filmler ödülü kaptı (tüm listeyi buradan görebilirsiniz).

Sundance’te neredeyse filmlerden çok ilgi gören bir oluşum söz konusu: Portreler. Film ekiplerinin hem topluca hem tek tek çektirdiği bu fotoğraflar, Park City, Utah’nın soğuğundan korunmak adına giydikleri kot ve kazaklarla, diğer tüm ödül törenleri, galalardaki ışıltılı takım ve tuvaletlerden çok daha farklı bir görüntü oluşturan yıldızlarıyla dikkat çekiyor. Farklı fotoğrafçılar farklı gazeteler için çalıştıklarından birden fazla portre oturumları mevcut fakat 2013’te bizim en çok hoşumuza giden Victoria Will‘in The Guardian için yaptığı çalışma oldu. Fotoğrafların tamamını yazının devamında görebilirsiniz. (Bant Mag aracılığıyla.)Devamı »

Ölü yazarlardan esinlenen parfümler

Yanlış duyduğunuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Aradığınız her ürünü bulabileceğiniz bir site olan Etsy‘deki SweetTeaApothecary dükkânı, “siyah çay, güveotu, karanfil, miskotu, vanilya, helyotrop ve tütün” karışımından yapılmış bir Ölü Yazarlar Parfümü satıyor. Amaçları şöyle:

Bu karışım eski bir kütüphane koltuğuna oturup Hemingway, Shakespeare, Fitzgerald, Poe ve diğerlerinin sarı sayfalarını karıştırdığı hissini veriyor insana. Ölü Yazarlar karışımı çay demleyip en sevdiğiniz kitabınıza yumulma isteği uyandıracak.

Book Riot‘tan Amanda Nelson, bu üründen aldığı ilhamla ölü yazarların şahsi kokuları nasıl olurdu acaba, diye düşünmüş ve ortaya aşağıdaki liste çıkmış. Sylvia Plath’in parfümü gerçek olsaydı en azından oda kokusu olarak kesin kullanırdık. Aralarında size cazip gelen bir koku var mı?Devamı »

Haftanın Eğlencesi: 30 Rock’tan Jenna Maroney’yle Mickey Rourke’un aşkı

O birkaç özel ânı yakalamak (ve elbette harika kadrosunun yeteneklerini sergilemesine şahit olmak) uğruna komik olmayan uzun saatlerine katlandığımız Saturday Night Live‘ın incilerinden biridir Tina FeySNL sonrası yapımcılığını, yazarlığını ve başrolünü üstlendiği 30 Rock, yedi sezon sonunda bu yıl sona eriyor.

Vulture, bu güzel diziyi uğurlamak adına bir süredir eğlenceli yazılara yer veriyor. Bunlardan sonuncusu, dizinin diva karakteri Jenna Maroney’nin Mickey Rourke’la olan aşkı üzerine. Yedi yıl boyunca Jenna Rourke’la ilişkisini ima eden şeyler söyleyip duruyordu (ör. “Seni baştan yaratmam gerekecek. Tamamen soyup sıfırdan yapacağım seni. Tıpkı Mickey Rourke’un bana cinsel olarak yaptığı gibi.”) ama ikiliyi hiç birlikte görmemiştik. Bu yüzden Vulture Kyle Hilton‘dan en ateşli alıntıları resmetmesini istemiş. Sonuçlar, aşağıdaki gibi.

"Ne derler bilirsiniz çocuklar. Sıcağa dayanamıyorsanız Mickey Rourke'un seks ızgarasında durmayın."
“Ne derler bilirsiniz çocuklar. Sıcağa dayanamıyorsanız Mickey Rourke’un seks ızgarasında durmayın.”

Devamı »

Depoların Amazon’u

Amazon depo 10

İnternet devi Amazon’un bir iki yıl içinde Türkiye’de de açılacağı haberi 2012’de yayılmıştı. Koltukname’de az biraz değinmiştik: Amazon son yıllarda yalnızca satış politikalarıyla değil, bizzat yayıncılık yaparak da dünya devlerini tabiri caizse kışkırtıyor. (Konuyla ilgili İngilizce haberleri buradan takip edebilirsiniz.) Amazon.com.tr’nin Türkiye’deki yayın piyasasını, kitapçıların yanı sıra dağıtımcı ve yayıncıları da nasıl etkileyeceği merak konusu. Nitekim yalnızca internet üzerinden kitap satan bir başka şirket olarak kalmayacağı aşikâr. Türkiye’nin en büyük online alışveriş dükkânlarından İdefix’in 2012’nin son günlerinde Doğan Online’a satılması da bu konudaki teorileri renklendiriyor.

Amazon’un gerçekten ne kadar büyük olduğunu merak edenler için internet devinin deposunun resimlerini paylaşıyoruz. Karşılaştırma yapmak isteyenlerse en altta İdefix’in dağıtım ağı olan Prefix’in tanıtım videosuna göz atabilirler. (Sirenin Sesi aracılığıyla.)Devamı »