Haftanın Eğlencesi: Mad Men’in içkileri (ve Old Fashioned tarifi)

old fashioned

Bize yedi yıldır Don Draper’ın hikâyesini anlatan Mad Men, dün oynanan finalle sona erdi. Diziyle ilgili birçok şey söylenebilir ama şimdilik neredeyse başrolü çalan bir şeye yöneltmek istiyoruz dikkatimizi: içkiye. Zira Amerikan modasının, siyasetinin ve tütün endüstrisinin farklı yıllarını bize neredeyse içten denecek bir üslup ve bazen sinemaya yaklaşan bir görsellik, ayrıca da şahane oyunculuklarla aktaran dizide sigaradan daha fazla tüketilen tek şey alkol.

Kadın-erkek, genç-yaşlı, reklamcı, müşteri, siyasetçi… bir odası olan herkesin odasında bar, odası olmayanların da odası olanlardan aldıkları kadehleri var. Sabah-akşam, hastalık-sağlık fark etmiyor. Başına herhangi bir şey gelen kendini şişenin önünde buluyor. Bu kadar içkiye bu kadar az sarhoşluk sahnesi oranı da herhalde yine bu diziye özgü. Gerçi geçen zaman zaman Don Draper’ın bile içkiyi kaldıramadığı anlar olduğunu gördük ve şaşırdık. Neredeyse yakıştıramadık.Devamı »

Reklamlar

Televizyondan kitaba — Buffy the Vampire Slayer

TV dizileri edebiyat göndermeleriyle, içinde geçtikleri dönemle, karakterlerin oynadıkları oyunlar, hatta yedikleri yemeklerle meraklı izleyiciyi okumaya sevk edebiliyorlar. Biz de meraklarımıza yenildik ve dizilerden yola çıkan okuma listeleri hazırlamaya karar verdik. “Bu diziyi seviyorsanız şu kitapları da okumalısınız” mantığından yola çıkan bu listeler dizilerle şahsi ilgilerimizin çekiştirdikleri yerlere gidiyorlar ve her zamanki gibi katkılarınıza açıklar.

buffy_the_vampire_slayer_logo-11abucfSeveninin büyük bir tutkuyla sevdiği dizilerden Buffy the Vampire Slayer. Joss Whedon‘ın yarattığı dizi, vampir avcısı olan lisedeki genç bir kızın hikâyesini anlatıyor. Dizinin jeneriğinden alıntılamak gerekirse: “Her nesilde bir avcı doğar: tüm dünyada yalnızca bir kız, seçilmiş kişi. Vampirlerle, şeytanlarla ve karanlığın güçleriyle savaşacak; kötülüğün yayılmasını, sayıca katlanmasını engelleyecek güce ve yeteneğe yalnızca o sahip olacaktır. O, Avcı’dır.”

İşte Buffy, kendi neslinin avcısıdır. Yanında gözetmeni ve bir cadı ile kurtadamı da içeren sıradışı arkadaşlarıyla vampirler ile diğer doğaüstü yaratıkları avlar, çeşit çeşit kötülük planlayanlara engel olur. Buffy‘yi özel kılan elbette bu basit çerçevenin ötesindeki ayrıntılar. Öncelikle vampirlerin ve seçilmiş bir vampir avcısının bulunduğu bir dünyada, iyilik ile kötülük algısının klişeleşmiş olmaması. Dizide saf iyi ile saf kötü bulunmadığı gibi, diğer Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz lise tipleri de –ponpon kız, sporcu erkek, popüler grup, inek öğrenci, vb.– birer karikatürden ibaret değil. Tüm karakterler ve olaylar üç boyutlu.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Muppet’lar Twin Peaks karakterlerine dönüşürse

David Lynch’in dizisi Twin Peaks, günümüzde artık kült bir klasiğe dönüşmüş durumda. Dizi için festivaller düzenleniyor, dizinin çekildiği bütün mekânların listesi çıkarılıyor ve dünya üzerinde diziyle alakalı her şey internette derlenip toplanıyor.

Diziden esinlenen sanat çalışmalarını da unutmamak gerek. Amerikalı grafik tasarımcı Justin DeVine, Muppet‘ları Twin Peaks‘ten karakterler olarak canladırmış. Bizim favorimiz elbette Kermit. Henüz altı tane suluboya resim yapan DeVine, projeyi sürdürecekmiş. Devamı ve başka çalışmaları için Tumblr’ına göz atabilirsiniz. (Flavorwire aracılığıyla.)

dr-lawrence-teethDevamı »

House dizisi Almanya’daki bir hastanın hayatını kurtardı

Almanya’da bir doktor, House, MD dizisini izlediği için bir türlü teşhis konulamayan bir hastanın hayatını kurtardı.

Bir sağlık merkezine ileri derece kalp yetmezliği, yüksek ateş, körlük, sağırlık ve lenf büyümesi bulgularıyla gelen 55 yaşındaki hastanın durumunun hızla kötüye gitmesi diğer doktorları şaşkına çevirirken, Doktor Juergen Schaefer söylediğine göre beş dakikada teşhisi koydu.

Schaefer doğru teşhis için tıp bilgisinden değil, House bilgisinden yararlandı. Dizide aynı bulgularla gelen bir hastanın, kalça eklemi protezinden kobalt zehirlenmesi yaşadığını hatırlayan sıradışı doktor, gerçek hayatta da hastanın kalça eklemi protezinden kobalt zehirlenmesi yaşadığını teyit etti.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Film ve dizilerdeki baş belası bilgisayarlar

Pek sevdiğimiz io9 en belalı, en lanet, kendisine en sövdüren bilgisayarların bir listesini çıkarmış. On iki maddelik listelerinin robotları içermemesi özellikle dikkatimizi çekti. Robotlar da olsaydı bizim ilk adaylarımızdan biri kesinlikle geçtiğimiz sene gösterime giren Prometheus filmindeki Michael Fassbender’in sinir bozucu derecede iyi oynadığı David olurdu herhalde. Liste uzun, biz aralarında en kalpten sayıp sövdüklerimizi seçtik (büyük başlıklar) ve en sinir bozucu sahnelerini ekledik. David’i de ihmal etmedik.

1) HAL 9000, 2001: Uzay Macerası 

Hakikaten ses tonundan duraklamalarına ve filmin içindeki temel rolüne kadar HAL 9000 en akıllarda kalan bilgisayar olmalı. Unutanlar için filmden io9’unda bahsettiği sinir bozucu sessizlik ve arkasından gelen “özür dilerim Dave” repliğini aşağıya ekliyoruz.Devamı »

Televizyondan kitaba – Game of Thrones

TV dizileri edebiyat göndermeleriyle, içinde geçtikleri dönemle, karakterlerin oynadıkları oyunlar, hatta yedikleri yemeklerle meraklı izleyiciyi okumaya sevk edebiliyorlar. Biz de meraklarımıza yenildik ve dizilerden yola çıkan okuma listeleri hazırlamaya karar verdik. Listeler dizilerle şahsi ilgilerimizin çekiştirdikleri yerlere gidiyorlar ve her zamanki gibi katkılarınıza açıklar.

got_-_official_posterÜlkemizde kitapları Taht Oyunları olarak çevrilen Game of Thrones, yeni sezonuyla çok yakında karşımızda. 31 Mart’ta üçüncü sezonun ilk bölümünü seyredebileceğiz. Belki Mad Men en fazla Emmy Ödülü almış, Girls genç ve kadın olmayı çok farklı bir şekilde tartışıyor, Downton Abbey de 20. yüzyıla bir daha bakıyor olabilir; fakat Game of Thrones, bu kendi alanlarında çok başarılı olan dizilerin aksine, aynı anda birkaç alana el atması sayesinde popüleritesine ve kült konumuna hızla erişti.

Dizinin sadece ilhamını değil, doğrudan repliklerini aldığı kitap serisinin de başarısı burada. Hem fantastik edebiyat hem siyaset hem korku hem polisiyeyi hem de tarihsel roman planını bir arada başarılı bir şekilde tutabiliyor serinin yaratıcısı George R. R. Martin. Bu açıdan biz bu diziyi yine 2000’lerin şahane dizilerinden Battlestar Galactica‘ya benzetiyoruz. Orada da hem bilimkurgu hem macera hem romantik drama hem de korku ve polisiye bir aradaydı. Diziler ve kitap serileri uzun zaman yayıldıkları ve parça parça bir yapıyı benimsediklerinden bu türlerin birleşimine özel bir imkân sağlamış oluyorlar.

Bilmeyen için nedir Game of Thrones diye anlatmak gerekirse, hayali bir dünyada, Westeros’da farklı krallıkların arkalarında rekabet ve savaş dolu bir tarihle birlikte hem birbirleriyle hem de kuzeyden gelen kış ve kışın getirdiği kural tanımayan özgür kabileler ve fantastik yaratıklarla mücadeleleri diye özetlenebilir. Bizce, Game of Thrones‘un bir başarısı da bu kadar yüklü bir tarihi arka plan, bu kadar çok karakter ve temayı neredeyse pürüzsüzce birbirine bağlamasından kaynaklanıyor. Daha önce diziyi seyretmemiş olan, şimdi kara kara nasıl başlayacağını düşünenlere, ne kadar şanslınız iki sezon arka arkaya seyredebileceksiniz, diyoruz!

Özel efektlerine, müziğine, seçtiği görsel arka planlara ve çoğu oyunculuğuna bayıldığımız Game of Thrones kesinlikle sürükleyici bir dizi. Bu sürükleyiciliğe tekrar kapılmadan önce bir durup aklımıza getirdiği okumaları not etmek istedik.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Dizilerdeki meşhur evlerin planları

Bask iç tasarımcı Iñaki Aliste Lizarralde, sevdiği dizilerdeki (birkaç tane de filmdeki) meşhur evlerin planlarını çıkartmış. Nasıl bu kadar uğraşabilmiş, bilmiyoruz ama iyi ki uğraşmış! Özellike Friends gibi, dairelerin de neredeyse birer karakter sayıldığı dizilerdeki evlerin planlarını incelemek çok hoşumuza gitti.

Biz bu çalışmadan Bakınız aracılığıyla haberdar olduk. Planların posterlerini satın almak isteyenler, sanatçının Etsy sayfasına uğrayabilirler — yalnız yoğunluktan dolayı mart sonuna kadar sipariş alınmıyormuş, bilginize.

Tiffany'de Kahvaltı
Tiffany’de Kahvaltı

Devamı »

Jonathan Strange ve Bay Norrell televizyona uyarlanıyor

İki kere büyük bir heyecanla okuduğumuz, hatta üçüncü okuyuşumuzu iple çektiğimiz Jonathan Strange ve Bay Norrell, BBC tarafından televizyona uyarlanıyor.

Susanna Clarke‘ın, “alternatif tarih” adındaki alt bilimkurgu türünde yazdığı roman, İngiltere’deki büyü yapmayan, centilmen büyücülerin, bu büyücülerle görüşmeyi reddeden huysuz Bay Norrell’in ve Bay Norrell’e öğrenci olarak dadanıp büyüyü pratik olarak da çalışmaya başlayan Jonathan Strange’in hikâyesini anlatıyor.

Bu neredeyse 800 sayfalık kapsamlı romanı kuşkusuz sinemaya aktarmak imkânsıza yakın olurdu. Bu yüzden Peter Harness, altı bölümlük bir senaryo hazırlıyor olacak. Yönetmen koltuğundaysa Doctor Who ve Sherlock gibi dizilerden tanınan Toby Haynes var.Devamı »

The Simpsons’dan seçme 10 rock performansı

Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.
Simpsonlar, Rolling Stone dergisinin kapağında.

Matt Groening, meslek hayatına erken yaşta komşu binada faaliyet gösteren “Yaratık Kulübü” için canavarlar tasarlayarak girmişti. Kierkegaard ve Nietzsche‘yi seven, iyi bir gözlemci olan Groening, Vietnam kabusundan yeni uyanan Amerika’da çizgi dünyasında bir yol çizmeye çalışıyordu. 80’lerin ortasına dek bant karikatürler, çizgi diziler gibi işleriyle kendine bir yer edinmeyi başardı. O güne kadar yaptıklarından daha ciddi bir proje üretmek isteğiyle, Fox TV için 30 saniyelik skeçler hazırlayacağı bir sözleşme imzaladı. Bu skeçler, hiçbir ırkın karakteristiği olmayan “altın sarı” benizli bir ailenin maceralarından oluşuyordu ve çok beğenildi. 1989 yılında bu yana yayında olan dünyanın en başarılı çizgi filmlerinden The Simpsons, işte böyle ortaya çıktı.

O kadar sevildi ki, bir araştırmaya göre ABD 16 yaş altı gençliğinin sadece %41’i üç bakanlığın adını sayabilirken, %74’ü Bart Simpson’ın yaşadığı kasabanın adını (Springfield) biliyordu. Absürd karakterleri ve olaylarıyla, her alanda, ama en çok da Amerikan toplumuna yönelik sert eleştiriler yöneltmesiyle, üniversitelerde derslere bile konu oldu.

Simpsonlar, tıpkı daha önce The Muppet Show‘da olduğu gibi, pek çok ünlüyü de yıllar içinde konuk etti. Böylece hem gündemi hem popüler kültürü yakalayabiliyor, kimi zaman seyirciye onların da sıradan insanlar olduklarını, kimi zaman saçma ve komik davaranabildiklerini hissettiriyordu. Konukların bazısı kendilerini bazen de, Steve Martin gibi, başkalarını oynamaktaydı.

Toplamda küçük bir stadyumu dolduracak kadar, altı yüzden fazla ünlü Simpsonlara konuk oldu. Bunların hatırı sayılır bir kısmı da müzisyenlerdi. Stereogum sitesi, Simpsonlar‘a konuk olan müzisyenlerin arasından en sevdiği 10 taneyi seçmiş. Biz de bunları kendi yorumlarımız, bölümlerle konuk müzisyenlerin rollerinin kısa bir özeti ve bulabildiğimiz kadar videoyla sizlere sunuyoruz.Devamı »

Televizyondan kitaba – Downton Abbey

Downton_Abbey

TV dizileri edebiyat göndermeleriyle, içinde geçtikleri dönemle, karakterlerin oynadıkları oyunlar, hatta yedikleri yemeklerle meraklı izleyiciyi okumaya sevk edebiliyorlar. Biz de meraklarımıza yenildik ve dizilerden yola çıkan okuma listeleri hazırlamaya karar verdik. Listeler dizilerle şahsi ilgilerimizin çekiştirdikleri yerlere gidiyorlar ve her zamanki gibi katkılarınıza açıklar.

Downton Abbey son zamanların, Sherlock‘la beraber en popüler İngiliz dizisi. Son olarak “Noel Özel Bölümü“yle bazılarını katıla katıla ağlatan, bazılarına da bu kadar da olmaz ki, dedirten dizi Titanik’in batışıyla (1912) açılıyor. Downton Abbey‘de bölüm bölüm 20. yüzyılda ilerliyoruz ve aristokrasi, burjuvazi ile işçi sınıfının kendi gündelik yaşam kültürleriyle beraber önemli dönüşümlerini seyrediyoruz. Resimde de görüleceği üzerine aşağıdakiler yukarıdakiler ayrımı, belki tüm oyunculardan da daha fazla öne çıkan, kendi başına bir karakter. Burada aşağıdakiler bu malikanenin hizmetlileri, yukarıdakiler ise toprak sahibi soylular ve aralarına yavaş yavaş katılan burjuvalar.

Diziye yabancı olanlar için kısa bir özet geçelim: Downton Abbey malikânesi, Grantham Kont ve Kontesi’nin makamı. Bu unvanların sahibi 20. yüzyılın başında Crawley ailesi. Fakat bekleneceği üzere en büyük derdi toprakların mirası olan bu aristokratik aile mevcut kontun sonrasında bu unvanı, dolayısıyla da topraklarında ve üstünde çalışanların hayatlarında söz sahibi olma ayrıcalığını kimin miras alacağının peşine düşüyor. Zira kontun erkek çocuğu yok, üç kızı var. İşte bu kızlardan birinin yapacağı evlilik tüm dengeleri değiştirebilir.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: 30 Rock’tan Jenna Maroney’yle Mickey Rourke’un aşkı

O birkaç özel ânı yakalamak (ve elbette harika kadrosunun yeteneklerini sergilemesine şahit olmak) uğruna komik olmayan uzun saatlerine katlandığımız Saturday Night Live‘ın incilerinden biridir Tina FeySNL sonrası yapımcılığını, yazarlığını ve başrolünü üstlendiği 30 Rock, yedi sezon sonunda bu yıl sona eriyor.

Vulture, bu güzel diziyi uğurlamak adına bir süredir eğlenceli yazılara yer veriyor. Bunlardan sonuncusu, dizinin diva karakteri Jenna Maroney’nin Mickey Rourke’la olan aşkı üzerine. Yedi yıl boyunca Jenna Rourke’la ilişkisini ima eden şeyler söyleyip duruyordu (ör. “Seni baştan yaratmam gerekecek. Tamamen soyup sıfırdan yapacağım seni. Tıpkı Mickey Rourke’un bana cinsel olarak yaptığı gibi.”) ama ikiliyi hiç birlikte görmemiştik. Bu yüzden Vulture Kyle Hilton‘dan en ateşli alıntıları resmetmesini istemiş. Sonuçlar, aşağıdaki gibi.

"Ne derler bilirsiniz çocuklar. Sıcağa dayanamıyorsanız Mickey Rourke'un seks ızgarasında durmayın."
“Ne derler bilirsiniz çocuklar. Sıcağa dayanamıyorsanız Mickey Rourke’un seks ızgarasında durmayın.”

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Breaking Abbey ve Downton Sixbey

Downton Abbey sevgimizden daha önce “Dizi karakterlerinin kâğıt bebekleri” adlı yazımızda biraz bahsetmiştik. Görünüşe göre, Amerikan başkanının eşi Michelle Obama da yer yer Yeşilçam filmlerini andıran bu İngiliz dizisinin hayranlarındanmış. Geri kalanlarımız gibi, yeni sezonun başlamasını sabırsızlıkla bekleyen Bayan Obama, geri kalanlarımızdan farklı olarak, yapımcılardan rica ederek yeni sezona göz atmış!

Televizyon dünyasının favori “yalancı haber sunucusu” Stephen Colbert, bu haksızlığa dayanamayarak, seyircilerine Breaking Bad‘in yeni sezonundan bir tadımlık yayınlamış. Üstelik sahneleyenler, Downton Abbey‘nin beyefendileri. Sonuç: Breaking Abbey.Devamı »

Televizyondan kitaba – The Big Bang Theory

TV dizileri edebiyat göndermeleriyle, içinde geçtikleri dönemle, karakterlerin oynadıkları oyunlar, hatta yedikleri yemeklerle meraklı izleyiciyi okumaya sevk edebiliyorlar. Biz de meraklarımıza yenildik ve dizilerden yola çıkan okuma listeleri hazırlamaya karar verdik. Listeler dizilerle şahsi ilgilerimizin çekiştirdikleri yerlere gidiyorlar ve her zamanki gibi katkılarınıza açıklar.

Şu sıralar, yeni sezonuna bayıldığımız The Bing Bang Theory‘nin eski bölümlerine de göz atmaktayız. Dizinin sayısız bilim kurgu ve fantastik edebiyat göndermeleri yine ilgi alanlarımızın arasındaki bilim felsefesiyle de birleşince insanı okumaya sevk eden bir Amerikan TV dizisiyle karşı karşıya olduğumuzu kabul etmek durumunda kaldık.

Diziye yabancı olanlar için kısa bir özet geçelim: Biri kuramsal, diğeri deneysel fizikçi olan iki ev arkadaşı, Sheldon ve Leonard, aktris olmak için çabalayan, ekmeğiniyse garsonlukla kazanan genç bir komşunun hayatlarına girmesiyle Yıldız Savaşları, atomaltı parçacıklar ve bilgisayar oyunları arasında geçen yaşamlarının dışına çıkmak zorunda kalırlar. Onlara mühendis dostları Howard ve Hintli astrofizikçi Rajesh eşlik eder.

Dizi iki eksende ilerliyor. İlki, asosyal ama zeki bu dört erkeğin, sosyal ama bilim insanı olmayanlarla dünya karşısında çektikleri zorluklar (kendilerine sevgili bulamamaları, hatta birinin kadınların yanında fiziksel olarak konuşamaması, vb.) İkinci ve bizce daha orijinal olan eksense, “inek”liğin ötesinde, tamamen kendine özgü bir yer işgal eden Sheldon’ın tüm dünyaya karşı mücadelesi. Mühendisliği tamirat, biyolojiyi evcilik gibi gören bu adam, sosyal bilimlere neden bilim dendiğini kesinlikle anlamıyor. Kendisi için kuramsal fizik ilk, tek ve son nokta.Devamı »

TV’den masaya: dizilerden yemek tarifleri derlemek

Koltukname olarak edebiyat ile yemek arasındaki geçişleri keşfetmeyi, yazarlardan tarifleri (Sylvia Plath, Ernest Hemingway, Emily Dickinson) çevirmeyi pek seviyoruz. Haftadan Kalanlar‘da ise mutfakta aklımıza düşenleri paylaşıyoruz. Sinema ile yemek arasındaki tuhaf rastlantıları da paylaşmışlığımız var. Bugünün haberi ise bir HBO dizisinin yemek kitabının çıkıyor olması. Önümüzdeki hafta 5. sezonunun finali yayınlanacak popüler vampir ve tüm yaratıkların dizisi True Blood‘ın sezon finalinin hemen ardından yemek kitabı satışa sunulacakmış. Kitabın adı True Blood: Eats, Drinks, and Bites from Bon Temps.Devamı »

Huckleberry Finn’in 21. yüzyıl maceraları

BBC’nin Sherlock Holmes’ün maceralarını 21. yüzyıl Londra’sına taşıması, herhalde yapımcıların tahmin bile edemeyeceği kadar büyük bir ilgi gördü. Yalnızca üç bölümden oluşan, ama her bir bölüm bir film uzunluğunda (bir buçuk saat) olan dizi, yalnızca içeriğiyle değil, formatıyla da televizyon dünyasına yenilik getirdi. Bu durum İngiliz dizilerini kopyalamaya bayılan Amerikalıların da gözünden kaçmadı elbette. Sherlock‘un yapımcıları Mark Gatiss ve Steven Moffat, dizinin Amerikan versiyonunu çekmeyi reddedince CBS kolları sıvayıp Elementary adında bir diziye girişti. Yine günümüzde geçen dizide, Sherlock Holmes (Jonny Lee Miller) bir sebepten New York’ta yaşamaya başlamış.Devamı »

Alan Ball karakterleriyle aşk nefret ilişkisi

True Blood‘ın 5. sezonunun bitmesine dört bölüm kalmışken ve her bir karakteriyle ayrı derdimiz olan bu diziyi yine de neden seyrediyoruz, diye düşüncelere dalmışken karşımıza Paste‘in yaptığı bu grafik çıktı. Alan Ball karakteriyle olan aşk nefret ilişkisini anlatmış, iyi de yapmış. Fikrimizce az bile yapılmış. Sookie’den nefret edilmesine sebep olacak, rahatsız edici daha çok fazla özelliğini sayabiliriz. Her mekâna sanki kuaföre giriyor gibi bir havayla girmesi örneğin ilk aklımıza gelen. Seviyoruz ama neden denebilecek olan kısımlarda sanki genel olarak daha fazla zorlanmışlar. Fakat bu rahatsız edicilik, tedirgin, gergin, tuhaf karakterler aslında Six Feet Under‘da ziyadesiyle vardı ve True Blood‘dan çok daha fazlaydı. Hatta Six Feet Under‘da rahat bir karakter düşünüyoruz, bulamıyoruz. Bütün bu gerginliği bize çok da sürükleyici bir biçimde seyrettirmek de Alan Ball’un marifeti. Grafik yazının devamında, çevirisi de hemen arkasında.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Dizi karakterlerinin kâğıt bebekleri

Şahane bir yayın olan New York Magazine‘in eğlence sayfaları bölümü, Vulture, Brad Pitt’in yemeklerde yediği abur cuburların listesinden sonra,  şimdi de Girls ve Downton Abbey dizilerindeki karakterlerin kâğıt bebekleriyle Haftanın Eğlencesi‘nde yer alıyor.

Öncelikle, tüm aksesuarları ve surat ifadeleriyle Downton Abbey karakterleri geliyor — Dowager Kontesi, Matthew, Mary, Thomas, O’Brien ve Sybil (çıkış almak için resimlerin üstlerine tıklayarak pdf belgelerini indirebilirsiniz):

Haftanın Eğlencesi: Minimalist diziler

Haftanın Eğlencesi bölümümüzde poster aşkımızı ilan etmekle kalmıyor, minimalist çalışmalardan da ne kadar çok hoşlandığımızı ortaya koymuş oluyoruz. Bu haftanın minimalist televizyon dizisi posterleri aynı zamanda kendi içlerinde birer bilmece ve grafik tasarımcı ekibi Eurydyka Kata ile Rafał Szczawiński tarafından yaratılmışlar. Bakalım Bakınız’ın Facebook sayfası aracılığıyla ulaştığımız bu posterlerin hangi diziler olduğunu bulabilecek misiniz… Yanıtlar her bir resmin altında beyaz olarak yazılı — okuyabilmek için metni seçmeniz gerekiyor.

Devamı »

Tanışınız: Bakınız

Tanışınız:‘da bundan önce moviebarcode ve hitRECord sitelerini tanıtmıştık. Şimdi bir kez daha sinema üzerinden gidiyor, fakat bu sefer Türkiye’ye uzanıyoruz. Eğer sinemayla ilgili seans saatinden daha fazlasını öğrenmek derdindeysiniz, üstelik bunu sadece festivaller gibi özel zamanlarda değil rutin olarak ve vizyondaki filmlerle ilgili olarak da dert edinenlerdenseniz, üstelik tüm bu bilgileri Türkçe almak istiyorsanız sizi hemen Bakınız‘a bakmaya davet ediyoruz.

Sinemayla ilgili haber ve yorum yazılarının ağırlıkta olduğu Bakınız, kategorilerinden de anlaşılacaı üzere içerik anlamında oldukça zengin bir site. Bizce Türkiye için özellikle önemli olan bir bölümü dizilerle ilgili yazılar. “Yabancı diziler” (en son Game of Thrones örneğinde gördüğümüz gibi) gittikçe kendi tartışma mecralarını yaratıyorlar. Ayrıca sayıca çoklar ama kalite hakkında insanın önden bir fikrinin olması zor olabiliyor. Bizim için Bakınız’ı diğer tüm mecralardan ayıran özelliklerinden biri, dizileri de tartışmaya açması. Kötüye kötü, eğlenceliye eğlenceli demekten çekinmiyor. Arada Türk dizilerini de sorguluyor ve sorgulatıyor olması da cilası! İlgilenenlere bkz. “Muhteşem Yüzyıl: Bir Kuma Hikayesi“.Devamı »

Yeni sezonla birlikte kızışan Game of Thrones tartışmaları

Game of Thrones, yayınlandığı andan itibaren büyük bir hayran kitlesine sahip olmuş, ikinci sezondan önceki uzun arayla da birçok insanı delirtmişti. Elbette diziyle beraber edebiyat tartışmaları da kızıştı. Çoğu kimsenin aklında artık şu soru var: J. R. R. Tolkien‘in tartışmasız elinde tuttuğu fantazi edebiyatın krallığını George R. R. Martin Taht Oyunları‘yla gerçekten aldı mı? Aslında Martin’in yazdığı kitabın adı Buz ve Ateşin Şarkısı. Kitap toplam 7 ciltten oluşacak ve şimdiye kadar Amerika’da 5 cildi, Türkiye’deyse 3 cildi yayımlandı. Taht Oyunları ilk cildin alt başlığı ve tabii ki aynı zamanda Devamı »