Geçtiğimiz aylarda Haftanın Eğlencesi bölümünde poster tutkumuz ile minimalist çalışmalara duyduğumuz aşkı bir araya getirerek, Eurydyka Kata ve Rafał Szczawiński‘nin minimalist televizyon dizisi posterlerine yer vermiştik. İkili, dizi postlerlerinin gördüğü ilgiden sonra, meşhur ressamlarla ilgili olarak benzer bir çalışmaya başlamış. “Iconic Painters to Guess” (Tahmin Etmek Üzere İkonik Ressamlar) adlı üç bölümlük serinin ilk bölümünü aşağıda bulabilirsiniz. Posterlerin hangi ressamları temsil ettiğini merak ediyorsanız her bir resmin altında beyaz olarak gizlenmiş metni seçmeniz yeterli.
Yazar: koltukname
Cannes Film Festivali: Et pazarı ve ruhsal utanç kaynağı
14 Temmuz, Diyarbakır Cezaevi’nde 1982’de yapılan büyük ölüm orucu ile 1789’daki Fransız Devrimi gibi siyasi eylemlerin yıldönümü olmakla beraber, üstat Ingmar Bergman‘ın da doğum günüdür. Herhalde usta bir sanatçının doğum-ölüm yıldönümleriyle ilgili en çok hoşumuza giden, bir anda hakkında yazılanların çoğalması, yeni yeni bilgiler edinebilmemiz. Böylece geçtiğimiz hafta Ingmar Bergman’ın hem Cannes hem de Oscar için bir nevi “Ödülünüz de sizin olsun töreniniz de,” dediğini, ileride kendisi de başlı başına bir üstat olacak Stanley Kubrick‘in de Bergman’a hayranlık dolu bir mektup göndermiş olduğunu öğrendik. Gecikmiş bir doğum günü kutlaması olarak Türkçeye çevirdiğimiz metinleri aşağıda bulabilirsiniz. Yaban Çilekleri aşkına! (Letters of Note ve Letters of Note aracılığıyla.)Devamı »
Haftanın Eğlencesi: LEGO çılgınlığı II — albüm kapakları
Geçtiğimiz haftalarda LEGO çılgınlığının, LEGO parçalarından film sahneleri canlandırma şeklinde vücut buluşuna yer vermiştik (minimalist reklamlar ile mürekkepten sörf şekilleri de mevcut). Bugün de Aaron Savage‘ın, “Brick the LP” adlı, LEGO’dan albüm kapağı çalışmalarına göz atıyoruz. Liste epey uzun; tüm görseller için buraya buyurabilirsiniz.Devamı »
Louis Vuitton amblemli origami

Geçtiğimi aylarda Haftanın Eğlencesi bölümünde bir kitabın doğuşuna yer vermiştik. Söz konusu olan kitap, Suzanne St Albans’ın Slightly Foxed‘tan çıkan Mango and Mimosa‘sıydı. İngiltere’deki Smith-Settle Matbaası’nda geleneksel baskı teknikleri kullanılarak hazırlanmıştı. Şimdiyse kitaplardan davetiyelere uzanıyor ve Osaka’da açılacak olan yeni Louis Vuitton dükkânı için özel olark tasarlanan origamilerin hazırlanışına tanık oluyoruz. Çalışma, İtalyan Happy Centro stüdyosu imzalı. Kendilerinin daha önce font illüstrasyonu sergisinde benzer bir çalışmaları olmuş; origamiden harfler Devamı »
Yiyeceklerden nesneler
Yemek Kültürü bölümümüzde kalorilerin siyasetinden Miles Davis’in etli kurufasülye tarifine kadar birçok habere yer verdikten sonra, şimdi de huzurlarınıza gerçekten farklı ve eğlenceli bir çalışmayla çıkıyoruz: Çeşitli yiyeceklerden hazırlanan nesneler. Dan Cretu portakal kabuğu, salam, domates, patlamış mısır vb. gördüğünde zihninde yeni bir yemek tarifi değil, spor ayakkabılar, bisikletler, fotoğraf makineleri canlanıyor. Bunların zihninde canlanmasıyla da yetinmiyor, hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. Böylece, Flavorwire aracılığıyla karşılaştığımız bu eğlenceli işler ortaya çıkıyor. Dikkat, karnınız acıkabilir.
Doğum gününü küçük bir kıza hediye eden R.L. Stevenson
Yarattığı karakterler neredeyse kendi ününü aşan yazarlardan biri olan Robert Louis Stevenson, görünüşe göre oldukça tatlı ve düşünceli bir yazarmış. Nitekim Stevenson Samoa’da yaşadığı dönemde, doğum günü Noel’e geldiği için üzülen Amerikan delegesinin kızına kendi doğum gününü vermiş…
Stevenson, ne yazık ki Türkçede iki üç kitabı onlarca yayınevinden basılan, geri kalan çalışmalarının ise yüzüne bakılmayan yazarlardan. Örneğin Dr. Jekyll ve Bay Hyde İletişim, Can, İthaki ve Oğlak dahil olmak üzere on iki yayınevinden çıkmış (bonus olarak bir de çizgi romanı var). Define Adası‘nı yine birçok yayınevinin yanı sıra Oğlak, İş Bankası yayımlamış. Birkaç resimli çocuk kitabından başka, yazarın, Dost Kitabevi’nin Babil Kitaplığı’ndan çıkan Sesler Adacığı adlı eseri bulunuyor.Devamı »
Günlük içecekler mikroskop altında
Bugünkü haberimizi Haftanın Eğlencesi yapıp yapmamayı çok düşündük, ama nihayetinde kimilerinin keyfini kaçırma ihtimali bulunduğundan “eğlence” başlığı altında yayımlamaktan kaçındık. Huzurlarınızda, sevilen içeceklerin mikroskop altındaki görüntüleri var. Flavorwire aracılığıyla ulaştığımız bu çalışma, fotoğrafçı William LeGoullon‘un Fingerprints of Drinkable Culture (İçilebilen Kültürün Parmakizi) dizisinden. LeGoullon,
dünyada insanlar tarafından yapılmış en çok tüketilen beş içeceği bilimsel numune gibi kabul edip, mikroskop altında fotoğraflarını çekmeden önce her sıvı örneğinin kurumasını bekliyor. Ortaya çıkan görseller, içilebilen kültürün parmakizlerini, bir sanat tüketimi hareketi olarak analiz etme imkânı tanıyor.
Fotoğraflar bize bir başka “numune” çalışmasını, “Numune kutularındaki portreler“i hatırlatıyor. LeGoullon da, Michael Mapes gibi bilimsel bir aracı asıl işlevinin dışında bir amaç için kullanarak ortaya son derece rahatsız edici sayılabilecek görüntüler çıkartıyor. Özellikle kolanın baloncuklu ve biranın damarlı görünümleri ilgimizi çekti. Sıradan içeceklerin sıra dışı ham halleri hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Haftanın Eğlencesi: LEGO çılgınlığı I — film sahneleri
LEGO, seveninin saplantı derecesinde sevme ihtimalinin yüksek olduğu, ayrıca popüler kültürü kendi içine yedirme konusunda oldukça başarılı olan bir marka. Biz de Haftanın Eğlencesi bölümümüzde daha önce minimalist LEGO reklamlarına değinmiş, kullanılan çizgi film karakterlerinin kimler olduğunu tahmin etmeye çalışmıştık. Şimdi ise farklı bir çılgınlıkla karşınızdayız: LEGO’lardan yapılan meşhur film sahneleri. Çalışmalar, LEGO sanatçısı olarak bilinen Alex Eylar‘a ait. Eylar tüm sahneleri tekrar bozmak zorunda kalmış çünkü hepsini ayrı ayrı yapacak kadar LEGO parçasına sahip değilmiş. Film çekimlerinde de en çok zaman alan işlerden biri ışıklandırmadır. Eyler ışıklandırma için basit bir masa lambası ile kâğıtlar kullanıyormuş ve ışıklandırmaya ayırdığı süre sahneleri yaratma süresiyle neredeyse aynıymış. Bize de bu emeğinin tadını çıkartmak kalıyor. (Kalemsuare üstünden Twisted Sifter aracılığıyla.)

Blog dünyasında kaybolan yayıncılar
Geçtiğimiz aylarda Elif Tanrıyar‘ın Sabah Kitap için hazırladığı Bahar 2012 kitaplarına yer vermiş, yayımlanacak kitapların haberini böyle birkaç ay öncesinden vermekten (ve öğrenmekten) pek hoşlanmıştık. Bunun üzerine “başkalarına bağımlı kalmayalım ve bir Yaz 2012 kitapları listesi de biz hazırlayalım” düşüncesiyle yaklaşık yirmi yayınevine mail attık.
Bir türlü gelmeyen yanıtlar düşündürücü oldu.
Daha önce ON8 Kitap, blog‘unda Türkiye’de yayıncıların blog‘larla ilişkisine değinmiş, Ali Ünal, “Türkiye’de yayıncılığın gideceği rotayla birlikte blog dünyasının kendini oturtacağı yer de henüz -bana kalırsa- şekillenmiş değil,” demişti. Biz de o zaman bu konuya şöyle bir kafa yormayaDevamı »
Wes Anderson alfabesi
Wes Anderson filmlerinin kendine özgü ve çarpıcı bir görsel tarzları olduğunu inkâr etmek güç. Tenenbaum Ailesi ve The Darjeeling Limited gibi filmlerde gönüllerimizde taht kurmuş olan Anderson’ın son filmi Moonrise Kingdom ne yazık ki vizyona girdiği gibi kayboldu. Ama bu sırada dileyenler Madridli sanatçı Hexagonall‘ın hazırladığı “Wes Anderson Alphabet”iyle (Wes Anderson Alfabesi) Anderson ihtiyaçlarını giderebilirler. Henüz tamamlanmamış olan alfabede her harf bir Wes Anderson karakterine tekabül ediyor. (Tahmin edin W kim!) Aşağıda Flavorwire’ın seçkisini görebilirsiniz. Tüm çalışmalar için buraya, poster satın almak için de buraya buyurun.
İstanbul’a saklanan seramikler
Pazartesi günü, Ayşe Kurşuncu’nun ikinci kişisel sergisi olan SAKLI’nın açılışında bulunuyorduk. Ayşe Kurşuncu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Seramik ve Cam Tasarımı Bölümü’nde araştırma görevlisi. İnternet sayfası Mutfak‘ta da görülebileceği üzere, çalışmalarında hem günlük yaşam nesnelerine hem de kayıp eşyalara yoğunlaşıyor (ikinci linkteki ayakkabının gerçeküstü gerçekçiliğine dikkatinizi çekeriz).
1 Temmuz’a kadar Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi‘neki Camaltı Galerisi’nde yer almayacak(!) olan sergisindeyse bir adım ileri gidiyor Kurşuncu. Nitekim basın bülteninde yazdığı gibi:
Kurşuncu’nun seramikleri bu kez sergi salonunu terk edip İstanbul’un ara sokaklara dalıyor, kent sakinlerinin gündelik hayatına sızıyor, gözlerden uzak köşelere takılıyor, unutulmuş duvarlara tutunuyor, izleyiciyi de beraberinde götürüyor.Devamı »
Haftanın Eğlencesi: Türkiye’de uyulması gereken güvenlik kuralları
Bu haftaki eğlencemiz, Türkiye’nin her daim hızlı gündeminin son haftalarına bir gönderme yapan ve ne yazık ki fazla açıklamaya gerektirmeyen bir karikatür. Huzurlarınızda Cem Dinlenmiş‘in “Her Şey Olur” çizgilerinden buruk bir eğlence. (Resmi büyütmek için üzerine tıklamanız yeterli.)
Müzikli ve yemekli, gecikmiş bir Bloomsday kutlaması
Geçtiğimiz cumartesi, yani 16 Haziran, Bloomsday‘di. James Joyce‘un başyapıtı Ulysses‘in kahramanı Leopold Bloom‘un 16 Haziran 1904’te geçirdiği o uzun günün anısına 1954’ten (yani kitabın 50. yıldönümünden) bu yana her yıl kutlanan Bloomsday’de (Bloom’un Günü), Joyce severler Dublin’de toplanarak Bloom’un izinden gidiyor ve kahramanın Ulysses‘te uğradığı pub’larda biralar içiyor, romandan kostümler giyiyor, hatta maratonlar düzenliyorlar.
Ne yazık ki Joyce Türkçe haberlerde kutlamalardan ziyade telif sansasyonlarıyla yer almaya devam ediyor. Nitekim bu yıl Bloomsday’i hatırlayan pek olmadı — biz de bunu fırsat bilerek birkaç gün gecikmeli de olsa Joyce’u ve destanının başkahramanı Leopold Bloom’u sevdiğimiz blog‘ların yardımıyla anmak istedik. Melville House, Ulysses‘in “Sirenler” Devamı »
Tanışınız: Notonlyistanbul

İnternette beğenerek takip ettiğimiz siteleri tanıttığımız Tanışınız: köşemizde yine bağımlılık yapıcı bir oluşumla karşı karşıyayız. Notonlyistanbul, kendini “şehir yaşamı için bir video rehberi” olarak tanımlıyor. Bizse kısaca “şahane ötesi bir site” demeyi yeğliyoruz. “Hakkımızda” sayfalarındaki açıklama şöyle:
notonlyistanbul¸ İstanbul’un özgün mağazalarını¸ restoranlarını¸ kişisel bakım noktalarını bölge bölge tarar; İstanbul severlere aradıklarını kolayca bulabilecekleri bir video rehberi sunar.
notonlyistanbul¸ aynı zamanda İstanbul’un kent kültürünü yaratacak ve gittikçe büyüyecek bir video arşivini oluşturur. İstanbul’u bloggerlarla¸ sanatçılarla¸ tasarımcılarla¸ müzisyenlerle¸ İstanbullularla gezer; sevdikleri mekanları¸ durakları filme alır¸ yayınlar.Devamı »
Haftanın Eğlencesi: Dizi karakterlerinin kâğıt bebekleri
Şahane bir yayın olan New York Magazine‘in eğlence sayfaları bölümü, Vulture, Brad Pitt’in yemeklerde yediği abur cuburların listesinden sonra, şimdi de Girls ve Downton Abbey dizilerindeki karakterlerin kâğıt bebekleriyle Haftanın Eğlencesi‘nde yer alıyor.
Öncelikle, tüm aksesuarları ve surat ifadeleriyle Downton Abbey karakterleri geliyor — Dowager Kontesi, Matthew, Mary, Thomas, O’Brien ve Sybil (çıkış almak için resimlerin üstlerine tıklayarak pdf belgelerini indirebilirsiniz):
Ölen gazetecilerin anısına bir daktilo çalışması

Ne yazık ki Türkiye’de basın hakların ihlali, yabancı olduğumuz bir konu değil. Gazetecilerin konuşma özgürlüğü gitgide daha yoğun bir şekilde bastırılırken, birçoğunun yaşam özgürlüğü de ellerinden alınmakta. Henüz dün “dışarıdaki” gazeteciler “içeridekiler” için yürümüşken, bu sabah karşılaştığımız bu sanat çalışması bizim için daha da anlamlı bir hale geldi. Kendini “interaktif sanat yönetmeni” olarak tanımlayan Julian Koschwitz, tüm dünyada 1992’den bugüne ölen gazetecilerin anısına “On Journalism” (Gazetecilik üzerine) adında iki parçalı bir sanat projesi hazırlamış. Çalışmanın birinci bölümü olan “News“ta (Haberler), belirli ülkelerin haberleri, basın özgürlüğü ile ülkedeki gazetecilerin durumuna göre görsel olarak karalanıyor, bozuluyor. Resim ne kadar bozuksa, o ülkede son 20 yıl içinde gazetecilerin durumu o kadar Devamı »
Oprah’nın Kitap Kulübü, 2. sürüm
Geçtiğimiz aylarda mızmız çocuk Jonathan Franzen vesilesiyle Oprah‘nın Kitap Kulübü’nü çıtlatmış, daha sonra ne olduğunu tam olarak ifade edemediğimiz fark ederek Siren’in Sesi’nin tanımlamasına başvurmuştuk:
Oprah Winfrey isimli bir Amerikan TV programcısı var, biliyorsunuzdur. Kanaat önderi de diyebiliriz kendisine. (Kimdir kitlesi? Etkisi nereleri kapsar?) Oprah, insanlara kendini iyi hissetme (bu da bir hayat düsturu elbette) odaklı aynı mesajları üst üste vermekten yorulmuş olacak ki bir kitap kulübü başlattı ve haftanın beş günü yayımlanan programının bir gününü bu misyona adadı televizyonculuğu esnasında (ekleyelim, kendisi TV programına 2011′de son verdi, ama ‘hayat’ önerilerini dergisi ve diğer kanalları sayesinde ‘kitlelere’ (kimlerdir onlar?) aktarmayı sürdürüyor.)Devamı »
Ressamlığa soyunan yazarlar
Yaratıcı insanlar kendilerine uzmanlaşacak bir alan seçseler bile, çoğunlukla diğer sanat dallarını tamamen terk etmekte zorlanırlar. Bu yüzdendir ki sanatçı kavramının bin bir türlü açılımı vardır; hatta bazen esnekliğiyle insanları usandırır (bkz. insan üstü yaratık, James Franco).
Ama bugün o usandırıcı çalışmalara değil, kelimelerden uzaklaşmak isteyen yazarlara yer veriyoruz. Goethe, Proust ve Fitzgerald, bazen dilin sınırlandırmalarından kurtulabilmek adına kalemi kaldırıp eline fırçayı alan yazarlardan birkaçı. Sonuçlar aşağıdaki gibi. (Melville House aracılığıyla.)

Banksy’nin çizimleri üçüncü boyutta
Herhalde Banksy‘nin gelmiş geçmiş en ünlü grafiti sanatçısının olduğunu söylersek abartmış olmayız. Gerçekten de bu İngiliz başta Londra olmak üzere dünyanın birçok büyük şehrinde duvarları süslemekle kalmıyor, çalışmaları milyonlara satılıyor, sanatçı her yerde alıntılanıyor. Flavorwire’dan aldığımız habere göre, Los Angeles’ta yaşayan İngiliz asıllı Nick Stern, Banksy’nin en bilindik ve en güçlü çalışmalarından bazılarını gerçek hayata uyarlayarak fotoğraflamış. Flower Thrower ve Kissing Coppers gibi eserleri içeren fotoğrafları aşağıda görebilirsiniz. Aralarında bazılarını satın almak istiyoruz, derseniz de Stern’in internet sitesine buyurun.
Haftanın Eğlencesi: Teşrih edilen ünlü ressamlar
Reklamcılık konusunda uzman olmasak da bildiğimiz kadarıyla dünya çapındaki en büyük reklam ajanslarından biri olan DDB‘nin Brazilya kolu, MASP sanat okulu için ünlü ressamların teşrih edildiği aşağıdaki reklam kampanyasını hazırlamış. Bizim çok hoşumuza gitti; kampanya dahilinde başka ressam ve sanatçıları görmek ilginç olurdu. (AkseL’z aracılığıyla.)







