İyi bayramlar

Koltukname bayram vesilesiyle kısa bir ara veriyor. Hafta başında tekrar buluşana kadar sizi,

* Ekim ayının akademik kitap listesi,

* Agatha Christie’nin incirli portakallı çöreği,

* Değerli yazar, çevirmen ve editörlerin hasta yatağında okunacak kitap önerileri,

* Ortadoğu’daki gelişmeleri takip edebileceğiniz İngilizce blog‘lar,

* Yeni konuk yazarımız Aykut Ertuğrul’un Etgar Keret söyleşişi,

* Daha önce hiç görülmemiş Rolling Stones fotoğrafları,

* 2011’in en iyi 50 yabancı kitap kapağı ve

* Müzik kopyalamanın neden domates ekmeye benzediği sorusuyla;

ayrıca her daim karıştırmanızı önerdiğimiz,

* Sirenin Sesi,

* Kitaplar ve Kediler,

* Gölgeli Yol,

* Bilöker ve

* Bir Paragraf

blog’larıyla baş başa bırakıyoruz.

İyi bayramlar

Koltukname bayram vesilesiyle kısa bir ara veriyor. Çarşamba günü tekrar buluşana kadar,

Yazarların neden geceleri uyumamaları gerektiğine,

Avrupa Birliği’nin gençlere seslenme planını nasıl eline yüzüne bulaştırdığına,

R. L. Stevenson’ın doğum gününü küçük bir kıza nasıl hediye ettiğine,

Bir kitabın bir tabağa nasıl düşebileceğine,

Muhakkak tanışmanız gereken internet sitelerine ve

Yurtta ve cihanda metalin ne halde olduğuna göz atabilirsiniz!

Müzikli ve yemekli, gecikmiş bir Bloomsday kutlaması

Geçtiğimiz cumartesi, yani 16 Haziran, Bloomsday‘di. James Joyce‘un başyapıtı Ulysses‘in kahramanı  Leopold Bloom‘un 16 Haziran 1904’te geçirdiği o uzun günün anısına 1954’ten (yani kitabın 50. yıldönümünden) bu yana her yıl kutlanan Bloomsday’de (Bloom’un Günü), Joyce severler Dublin’de toplanarak Bloom’un izinden gidiyor ve kahramanın Ulysses‘te uğradığı pub’larda biralar içiyor, romandan kostümler giyiyor, hatta maratonlar düzenliyorlar.

Ne yazık ki Joyce Türkçe haberlerde kutlamalardan ziyade telif sansasyonlarıyla yer almaya devam ediyor. Nitekim bu yıl Bloomsday’i hatırlayan pek olmadı — biz de bunu fırsat bilerek birkaç gün gecikmeli de olsa Joyce’u ve destanının başkahramanı Leopold Bloom’u sevdiğimiz blog‘ların yardımıyla anmak istedik. Melville House, Ulysses‘in “Sirenler” Devamı »

23 Nisan üzerinden kendimizi okumak

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı mı? Tekerleme gibi ezbere bildiğimiz bir bayramı ve onun yine tekerleme tadındaki şarkılarını sorgulayacağımız aklımıza gelmezdi. Sonra Toplum ve Tarih‘in 208. sayısında Mehmet Ö. Alkan‘ın yazısını okuduk ve bir kez daha tarihsizleşmemizin boyutlarını ve 1980 darbesinin memleketi ne kadar yeniden kurguladığını gördük. Bir de elbette iyi ve eleştirel bir […]

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Son zamanlarda Osmanlı kadınlığı can sahibi olduğunu, var olduğunu gösterdi. Onun her an iniltiler içinde kopup gelen sadasını işitiyoruz. “Biz varız, uyanıyoruz, kalkacağız, kalkınız, yol gösteriniz” diyor. Bu hareketi kadınlığın bütün tabakalarına müşahade ediyoruz. Düşünenler eski hayattan bıktı, düşünmeyenler de bıktı. Artık başka bir hayata girmek ihtiyacı, hemen kadınlığın her tarafında his olundu… Artık şimdi yaşayışımızın yanlışlıklarını bulup ortaya koyuyoruz. Muharrire ve hemşirelerimiz her birisi bir derdimizi açmış onun devasına çalışıyor, kimisi tahsilden, kimisi terbiye-i ictimaiyeden velhasıl bütün ihtiyaçlarımızdan bahsediliyor. Artık iman ettik ki hayatımız iyi bir hayat değildir… Artık kadınlık böyle yaşamayacaktır ve yaşayamaz. Buna katiyen emin olunuz.

Kadınlar Dünyası, 30 Mart 1918

Serpil Çakır’ın Osmanlı Kadın Hareketi adlı eserine Metis Yayınları’ndan ulaşabilirsiniz. Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun.

25 Ocak Tahrir Meydanı: 2011/2012

Geçen sene bugün Khaled Said’in hükümetin parayla tuttuğu kabadayıların keyfi şiddeti sonucu ölümünün protestosu için Tahrir Meydanı’nda toplanılmıştı. 25 Ocak öncesi sosyal medyanın da yoğun kullanımı vardı. Hepimiz Khaled Said’iz sloganıyla bir facebook sayfası üzerinden Mısır halkı özellikle de gençleri Tahrir Meydanı@na çağrılmıştı. Sosyal medya kullanımına bir diğer örnek ise internette “viral” denen videolardan birine dönüşen Mısırlı bir genç kızın, Mısırlılara neden meydana gelmeleri gerektiğini anlatan monoloğu oldu (İngilizce altyazı mevcut).Devamı »