Minyatür dünyanın küçük insanları

Sokak sanatçıcısı Slinkachu, 2006’dan bu yana, gözle görmekte zorlanacağımız minyatür bir dünya yaratıyor. Slinkachu, Küçük İnsanlar projesi kapsamında, dünyanın dört bir yanında mizansenler yaratıp minik oyuncakları sokaklara terk ediyor. Aşağıda Küçük İnsanlar’dan bir seçki bulabilirsiniz. Çalışmanın ayrıntılarına buradan ulaşabilir, kitabı ise buradan kargo ücreti ödemeden satın alabilirsiniz.

aKzBOLQ_460s copyk copy 2Devamı »

Klasik yazarların ender görüntüleri

Geçtiğimiz haftalarda bir arkadaşımız bizimle Tolstoy’un tek video görüntülerini paylaştı. Eserlerini okuduğumuzda bambaşka bir çağa ait olduğunu hissettiğimiz, günlük hayattaki fotoğraflarını görmenin bile ilginç geldiği bu büyük yazarın hareket ettiğini izleyebilmek, kelimenin tek anlamıyla garip bir deneyimdi.

Daha önce de Fitzgerald’ı yazı yazarken gördüğümüzde benzer şeyler hissettiğimizi hatırlayınca, klasik yazarların ender video görüntülerinden bir derleme hazırlama fikri geldi aklımıza. (Yaptığımız araştırma sırasında Flavorwire’ın elbette çoktan böyle bir liste hazırladığını gördük ama bizim çalışmamız bağımsızlığını koruyor.)

Görüntülere geçmeden önce önemli bir not: Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın, Lütfi Akad’ın 1959 tarihli Zümrüt filminde figüran olarak rol aldığı söylenir. Akad’ın Selim İleri‘ye aktardığı üzere, Tanpınar’ın “Çolpan İlhan’ın güzelliğini görmek için” sete uğradığı doğrudur fakat kamera karşısına geçip geçmediği hâlâ bir tartışma konusu. Bu görüntüyü maalesef internette bulamadık.

Daha da fazla uzatmadan, huzurlarınızda, hareketli olarak görmeyi hiç beklemediğiniz yazarlar:Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Dünyanın en meşhur gözlükleri

İtalyan tasarımcı Federico Mauro, hem ünlülerin hem de ünlü sayılacak kadar tanınan kurgusal karakterlerin, artık birer sembol haline gelmiş olan gözlüklerini derlemiş. Meşhur Gözlükler adlı ilüstrasyon çalışması, Sophia Loren’den Elvis Presley’ye, birçok sürpriz isim içeriyor. Listede en çok kimi görmekten mutlu olduğunuzu yorumlara bekliyoruz. Meşhur gözlüklerin tamamı ve Mauro’nun diğer çalışmaları için internet sayfasını ziyaret edebilirsiniz. (Flavorwire aracılığıyla.) audry-hepburnDevamı »

Çalıntı çeviriyi nasıl tanırız

intihalÇevirmen hakları, yavaş yavaş daha sık dile getirilen bir konu haline geldi. (Bu sıklık yeterli mi, yahut dile getiriliş biçimi doğru mu, başka bir tartışma.) Yayıncılık dünyasının korsanla mücadelesi ise zaten daha uzun bir süredir güncelliğini koruyor.

Peki ya çalıntı çeviriler? Neden çevirmen hakkı ve korsanla mücadeleden söz açılıyor da, intihale pek değinilmiyor? İntihal yaparak başta çevirmenlerin emeğini sömüren, ardından piyasada haksız bir rekabet ortamı yaratan, nihayetinde de okuru aldatan yayınevlerini nasıl ayırt edebiliriz? Çalıntı çevirileri nasıl tanıyacağız? Her fırsatta bu sorunu dillendirmekle kalmayıp çözümü için somut adımlar da atan çevirmen Sabri Gürses, bize rehber niteliğinde bir liste hazırladı. Kendisine teşekkür ediyoruz. 

Gürses’in bu konuda diğer yorumlarını Çeviribilim‘den takip edebilir, çevirileri ve diğer kitapları için Facebook sayfasına göz atabilirsiniz. Koltukname’nin telif hakları dosyasıysa burada.

—-

Çalıntı çevirileri tanımak için, ilk anda akla gelen yöntemler (örneğin iki çeviriyi karşılaştırmak) yeterince geçerli değil; fakat bazı temel kuşkular yararlı olabiliyor.

1. Ucuz, çok düşük fiyatlı kitaplar (2 TL ile 5 TL, hatta 10 TL arası olup hacimleriyle orantısız fiyata sahip olan kitaplar) kuşku uyandırıcıdır; çünkü çevirmene telif ödeyerek bu fiyata mal etmek zor bile değil imkânsızdır.Devamı »

Roger Waters Yahudi karşıtlığı suçlamalarını yanıtlıyor

Geçtiğimiz hafta İstanbul’a gelen Roger Waters’ın The Wall gösterisi, Belçika’nın Werchter şehrindeki bir katılımcı tarafından, dünyadaki tüm kötülüğü sembolize eden domuzun üstünde Davut yıldızı bulunduğu gerekçesiyle eleştirildi.

Belçika’da yaşayan İsrailli Alon Onfus Asif, “Konsere Waters’ın müziğini çok sevdiğim için, İsrail’e karşı siyasi duruşundan bağımsız olarak geldim,” diyor. “Çok da eğlendim, ta ki şişme domuzda Davut yıldızını fark edene dek. Faşizm, diktatörlük ve insanların baskı altında tutulmasını sembolize eden diğer imgelerin yanındaki tek dini-ulusal sembol buydu. Waters çizmeyi taşırdı ve tüm militanlık karşıtı mesajlarının ötesinde Yahudi karşıtı bir mesaj verdi.”

Asif’in aynı domuzun üstünde bulunan haç ve ay yıldızı görmemiş, gördüyse de “faşizm ve diktatörlüğü sembolize eden imge”ler olarak saymış olmasının pek manidar olduğuna değinebilir, benzer şekilde, domuzdan çok önce duvara yansıyan savaş görüntülerinde uçaklardan bomba yerine atılan aynı sembollerin arasında Davut yıldızını görmekten neden rahatsız olmadığını sorabilirdik. Neyse ki sevgili Roger Waters fazla sözel mahal bırakmayacak bir açık mektup yazarak resmî Facebook sayfasında paylaşmış. İşte mektubun tamamı:Devamı »

İyi bayramlar

Bayram vesilesiyle kısa bir ara veriyoruz. Pazartesi gününden itibaren yeni konuk yazarlar ve çeşitli güzelliklerle sizlerle birlikte olacağız. O güne dek,

photo6
Koltukname bebeği tatilde

Tomris Uyar’ın, geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Leylâ Erbil’le ilgili yazısına,

Duran kitap kulübüne,

Penguin Yayınevi’nin çağdaş klasikler için hazırlattığı grafitili kapaklara,

Direniş şarkılarına,

Julianne Moore’un envai çeşit sanat eserine bürünmesine ve

Rüyalarımızı gerçekleştiren AKP Global grubuna göz atabilirsiniz.

 

İstanbul’da Roger Waters fırtınası

IMG_1415 copy

Dün İstanbul’dan bir Roger Waters fırtınası esti geçti. Efsanevi The Wall turnesi kapsamında Türkiye’ye gelen Waters, Gezi’de hayatını kaybedenleri de andı.

Konserin ilk yarısı boyunca duvar örüldü, örüldü, nihayet tamamlandı. Duvar tamamlanmadan önce, “Another Brick in the Wall”da çocuk korosu, devasa bir öğretmen kuklasını alt ettiler. Ardından, duvara Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert ve Mustafa Sarı’nın fotoğrafları yansıtıldı. Waters, Türkçe yaptığı konuşmada, “Şarkılarımı devlet terörüne kurban gidenlere adıyorum,” diyerek duvardaki resimlere işaret etti; ardından statta “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı atıldı.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 29 Temmuz-4 Ağustos 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

* Charles Dickens’ın kedisini çok sevdiğini biliyor muydunuz? Peki ya Dickens’ın kedisini, kedi öldükten sonra patisinden bir mektup açacağı yapacak kadar çok sevdiğini biliyor muydunuz?

* Bir J. D. Salinger belgeseli yolda. Yakın zamanda fragmanı yayınlanan Salinger‘ın, IMDb sayfasına göre Edward Norton’dan Danny DeVito’ya, bir yıldızlar geçidi olması da ayrıca ilginç. Acaba Salinger hiç röportaj vermediği, fotoğraf çektirtmediği, ortalıklarda görünmediği için yapımcılar ne yapacaklarını şaşırarak Hollywood’a mı yöneldi, yoksa bir bildikleri var mıydı? İzleyip göreceğiz.

* Malum, geçtiğimiz hafta Kate Middleton İngiltere’nin gelecek kralını doğurdu. The Guardian gibi sitelerde başka herhangi bir habere ulaşmak imkânsızlaştı. Peki bu heyecanın arkasında ne yatıyor? 400 milyon dolarlık ekonomik hareketlilik.Devamı »

William Faulkner’ın varislerinin Woody Allen’a açtığı dava sonuçlandı

William Faulkner‘ın varislerinin, Paris’te Gece Yarısı filminde geçen bir Faulkner alıntısı doğru kullanılmadığı için Woody Allen‘a açtığı dava, Allen’ın lehine sonuçlandı.

Requiem for a Nun adlı kitapta Faulkner, “Geçmiş hiçbir zaman yok olmaz. Geçmiş, geçmişte bile kalmamıştır,” diyor. Allen’ın filminde, 1920’lerin Paris’inde birçok ünlü yazarla tanışan ve Owen Wilson tarafından canlandırılıan ana karakter ise, “Geçmiş yok olmadı. Hatta, geçmiş, geçmişte bile kalmadı. Bunu kim söyledi, biliyor musun? Faulkner. Ve haklıydı. Onunla da tanıştım. Bir akşam yemeği partisinde karşılaştım onunla,” diyor. Devamı »

Ünlülerin pasaportları (ya da Sanatçı, müzisyen ve yazarların pasaportları II)

Sizlerle daha önce, James Joyce’tan Janis Joplin’e, David Bowie’den Truman Capote’ye, birçok sanatçı, müzisyen ve yazarın eski pasaportlarını paylaşmıştık.

Ehliyetten kredi kartlarına, markaların kampanya kartlarından spor kulübü kimliklerine, üstünde adımız yazan bin bir türlü kart taşıdığımız şu günlerde belki de hâlâ en mahrem ve en masum kimlik sayılabilir pasaport. Her seferinde çile çekerek vizelerle doldurmamız gerekse de, dünyanın dört bir köşesine gitmemizi sağladığı için ayrıca severiz kendisini. Bu mealde, Einstein’den Lennon’a, ünlülerin pasaportlarını paylaşmaya devam ediyoruz. Vesikalık fotoğrafta bile güzel çıkmayı başaran Marilyn Monroe’ya da –namı diğer Norma Jean– diyecek bir şey bulamıyoruz…

Albert Einstein
Albert Einstein

Devamı »

Hunter S. Thompson’dan inciler

18 Temmuz, Hunter S. Thompson‘ın doğum günüydü. Tam bir karakter olan gazeteci-yazar Thompson, yaşasaydı bugün 76 yaşına girecekti.

Özellikle Fear and Loathing in Las Vegas‘la (Vegas’ta Korku ve Nefret) ve kitabın Hollywood uyarlamasıyla tanınan yazar, ne yazık ki eserlerine Türkçede ulaşılamayanlar kervanının önde gelen isimlerinden. Ama eserlerinin İngilizcesine ulaşmak isteyenler, bu külliyat listesine göz atabilir.

Huffington Post, Thompson’ın doğum günü şerefine, en sevdikleri alıntılardan bir derleme hazırlamış. Biz de bir okurumuzun isteği üzerine çevirerek sizlerle paylaşıyoruz.

Diskoyla ilgili hislerim herpesle ilgili hislerimi yansıtıyor.
Diskoyla ilgili hislerim herpesle ilgili hislerimi yansıtıyor.

Devamı »

Haftadan Kalanlar // 15-21 Temmuz 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

F-SCOTT-FITZGERALD-in-drag-e1357348596927* Yılın 29. haftasında ne yazık ki Türkçe edebiyatın önde gelen isimlerinden biri olan Leylâ Erbil’i kaybettik. Tomris Uyar’ın, Erbil’in öykücülüğü hakkında görüşlerini okumak için buraya.

* Charles Dickens‘la Dostoyevski‘nin 1862 yılında tanıştığı iddiasının yalan olduğu ve birden fazla uyduruk isimle makaleler yazdığı ortaya çıkan akademisyen A. D. Harvey, The Guardian‘dan Stephen Moss’la konuşmuş. Gerçekten ilginç bir kişilik Harvey, bu tür vakalarla ilgilenenler yazıya mutlaka göz atmalı.

* Bedenimiz ara sıra gerçekten garip hareketlerde bulunuyor: gülüyor, ağlıyor, hıçkırıyor, esniyor, gıdıklanıyor, vs. vs. Robert R. Provine, “Ama neden?” sorusundan yola çıkarak sıradan görünen bu büyüleyici fenomenleri, Curious Behavior (Tuhaf Davranışlar) adlı kitabında incelemiş. Brain Pickings’in Maria Popova’sı, kitabın en ilginç kısımlarının altını çiziyor.Devamı »

Tomris Uyar’dan Leylâ Erbil öykücülüğü üstüne: “Hadi ülkemizde özgürlük yasak da özgünlük de mi yasak?”

Türkçe edebiyatın önde gelen isimlerinden Leylâ Erbil, dün hayatını kaybetti. 82 yaşındaki yazar bir süredir Balat Hastanesi’nde lösemi nedeniyle tedavi görüyordu.

Erbil’in kendisi ve eserleri hakkında birçok şey söylenebilir elbette. Ama biz sözü bir başka ustaya, Tomris Uyar’a bırakmak istedik. İşte Uyar’ın 1997’de, Düşler/Öyküler dergisinde yayımlanan “Leylâ Erbil Öykücülüğü Üstüne” adlı yazısından alıntılar:

Leylâ Erbil’in ilk öykü kitabı Hallaç (1961), rastlanmadıklığıyla kafamı hallaç pamuğuna çevirdi diyebilirim. Beckett’ten yapılan alıntı, “Hiçbir şey hiç’ten daha gerçek değildir” okura öykülerin dünyası hakkında önemli bir ipucu veriyordu ama yalnızca bir ipucu.

1960’larda Leylâ Erbil’in kuşaktaşı sayılabilecek yazarların çoğu varoluşçuluk akımıyla tanışıktırlar; bunalım, saçma, hiçlik, bireyin bunaltısı, sıkça işledikleri temalardı. Erbil’in şaşırtıcılığıysa, bu temaları Batılı yazarlar gibi adı belirsiz bir ülkede, hatta düşsel bir mekânda yaşayan soyut kişiler aracılığıyla değil, bu ülkede yaşayan, çeşitli sınıflardan gelme somut bireylerin “ağzından duyurması”ydı.

Hallaç, alışıldık, aşınmış düşünce kalıplarına olduğu kadar beylik edebiyat kalıplarına da karşı çıkacak bir yazarın başkaldırı serüveninin başlangıcıydı.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: LEGO’yla canlandırılmış Dr. Strangelove sahneleri

Gelmiş geçmiş en ilginç oyuncaklardan biri olsa gerek LEGO. Öncelikle, yetişkinlerin de severek “oynadığı” türden bir oyuncak. Ama dahası, sevenin delicesine sevdiği bir oyuncak. Koltukname’de daha önce LEGO çılgınlıklarına –örneğin LEGO’lardan yapılan film sahneleri ve albüm kapaklarıyer vermiştik. Bugün, hepsinden daha etkileyici bulduğumuz bir çalışmayla karşınızdayız: LEGO’larla canlandırılmış Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb sahneleri.

Open Culture sayesinde haberdar olduğumuz çalışma, XXxOPRIMExXX adlı YouTube kullanıcısına ait. Stanley Kubrick‘in en sevilen filmlerinden birine ait olan söz konusu sahneler, meşhur Savaş Odası’nda geçiyor. İlkinde, Amerikan başkanı, Sovyetler Birliği’nin başkanıyla telefonda görüşüyor:Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Çeşitli sanat eserlerine bürünen Julianne Moore

Büyüklü küçüklü çeşit çeşit rolünden tanıdığımız ve sevdiğimiz Julianne Moore, 2008 yılında Harper’s Bazaar dergisine verdiği bir söyleşiyi takip eden fotoğraf albümünde, ünlü sanatçıların tabloları (ve bir durumda heykeli) olarak poz vermiş. İnternet bu ya, fotoğraflar geçen yıl Tumblr’da yeniden ortaya çıktıktan sonra, bu yıl da bizim dikkatimizi çekti.

Meşhur moda fotoğrafçısı Peter Lindbergh imzalı çalışma, hem mizansen hem de Moore’un pozlarına kattığı duygu itibariyle sanat eserlerini çok güzel yansıtıyor. Bu etkileyici uyarlamayı aşağıda görebilirsiniz. Hepsini öyle beğendik ki, aralarından en sevdiğimizi seçemiyoruz. Ya siz? (Flavorwire aracılığıyla.)

14 Yaşındaki Küçük Dansçı / Edgar Degas
14 Yaşındaki Küçük Dansçı / Edgar Degas

Devamı »

Penguin’den çağdaş klasiklere grafitili kapaklar

Büyük Altılı‘dan biri olan Penguin (Random House’la birleştikleri için belki de artık Büyük Beşli olarak anılıyorlardır), yalnızca bastığı kitaplarla değil, kapaklarının çeşitliliğiyle de bilinen bir yayınevi. Artık klasik sayılan eski turuncu-beyaz kapakları bir yana, Great Ideas (Muhteşem Fikirler) ve Great Food (Muhteşem Yemekler) gibi değişik dizilerinin, bir o kadar özgün kapak çalışmaları insana almayacağı kitabı aldıracak nitelikte. Özellikle de klasik yayınlarıyla dikkat çeken Penguin, bu alanda da Graphic Deluxe Editions (Grafik Lüks Edisyon), Threads (İplikler), Drop Caps (Büyük Harfler) gibi farklı edisyonlarla farkını ortaya koyuyor ve okurda aynı kitapın bir de Penguin baskısını edinme arzusuna yol açıyor (örnek).

Penguin yeni bir kapak projesi kapsamında, 10 tane çağdaş klasik eseri sokak sanatçılarına emanet etmiş. Don DeLillo‘un Americana‘sından Nick Cave‘in Ve Eşek Meleği Gördü‘süne, bu 10 kitabın çarpıcı yeni kapaklarını aşağıda görebilirsiniz. Sanatçılar hakkında daha fazla bilgi için bkz. The Guardian.

Ve İşimiz Bitti / Joshua Ferris / Kapak: 45rpm
Ve İşimiz Bitti / Joshua Ferris / Kapak: 45rpm

Devamı »

Haftadan Kalanlar // 8-14 Temmuz 2013

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

* Gezi Parkı Direnişi’nde bilgisayar oyuncusu gençliğin en önlerde yer aldığı malumunuzdur (örnek ve örnek). Doğal olarak direnişin kendisinin de bir bilgisayar oyununa dönüşmesi kaçınılmaz. Büyük “savaş” oyunları geliştirilene kadar ilgilenenler bu “Tweet Atma Oyunu“na göz atabilirler.

* Gezi’yle ve direnişle meşgul olduğumuz şu günlerde uluslararası camiada edebiyat haberleri devam etmekte elbette. Daha önce aday adayı ve aday listelerine yer verdiğimiz IMPAC Dublin Edebiyat Ödülleri’nin 2013 sahibi belli oldu: City of Bohane adlı kitabıyla Kevin Barry. Kitabın Türkçede yayımlanacağına dair bir habere henüz ulaşamadık.

* Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı adlı romanının meşhur karakteri, Bay Darcy, kısa bir televizyon dizisinde Colin Firth tarafından ölümsüzleştirilmişti. Şimdi, filmin –ve elbette kitabın– en sevilen bölümlerinden olan göl sahnesi, Hyde Park’taki göle konuşlandırılan bir heykelle ölümsüzleşirildi. Heykel, duruma göre, hayallerinizi ya da kâbuslarınızı süsleyecek.Devamı »

New York evlerinin pencereleri

José Guízar New York’ta yaşıyor ve pencerelerle kafayı bozmuş durumda. Meksikalı grafik tasarımcı, “Windows of New York” (New York’un Pencereleri) adlı proje kapsamında, her hafta yeni bir pencere çizimini paylaşıyor. Benzer bir proje –belki yalnızca tarihi yarımadaya sınırlı kalmakla– İstanbul, Paris ve Roma gibi şehirler için de yapılsın isterdik doğrusu. New York’un pencerelerinin tamamını, adresleriyle birlikte buradan görebilirsiniz. Bizim favorilerimiz birinci, renkli camlar ile tuğladan oluşan pencere… Sanatçının diğer çalışmaları için internet sitesine buyurunuz. (Pek Güzel Şeyler aracılığıyla.)

7-horatioDevamı »

2012’nin en iyi 50 kitap kapağı

Design Observer’ın her yıl yaptığı 50 Books/50 Covers (50 Kitap/50 Kapak) yarışmasının 2012 sonuçları açıklandı. Otuz beş kişilik bir jüri tarafından seçilen kapakların arasında dizi kapağı çalışmalarının yanı sıra Geray Gencer‘in Doğan Kitap için hazırladığı bir kapak da bulunmakta.

Geçtiğimiz yıl, yarışmanın katılım şartları arasında, kitabın, hangi ülkede çıkmış olursa olsun İngilizce yayımlanması gerektiği yer alıyordu. Bu koşul bu yıl değiştirilmiş ve yarışma her dilden katılıma açılmış (jürinin kitabın konusunu anlayabilmesi için İngilizce bir özetle birlikte başvurulması kaydıyla). Artık değişikliğin sessiz sedasız gerçekleşmesinden mi yoksa jürinin tercihlerinden dolayı mı, bilemiyoruz ama 50 kitap arasında İngilizce olmayan, yalnızca kapak çalışması Gencer’e ait olan Yaz Yalanları var. (Gencer’in diğer çalışmaları burada. Özellikle de Doğan Kitap’ın dünya edebiyatı dizisinden Pedro Paramo ve diğer romanlar için yaptığı kapaklara bayılıyoruz.)

50 kapağın hepsini aşağıda görebilirsiniz. Tasarımcılar ve kitaplarla ilgili bilgi için buraya bakabilirsiniz. Biz en çok The Flame Alphabet, Shoplifting from American Apparel ve Melville House’un Neversink Library dizisini beğendik. (Melville House’un iki yıldır birden fazla kitapla listeye girdiğini belirtmek gerek.) Sizin görüşlerinizi de yorumlara bekliyoruz.

Geçtiğimiz yılın en iyi 50 kapağına buradan ulaşabilirsiniz.

4348-Ben-MarcusThe-Flame-AlphabetDevamı »