Yüzüklerin Efendisi’ni J. R. R. Tolkien yazmasaydı

J. R. R. Tolkien Nobel’i alamamış olabilir, ama Yüzüklerin Efendisi üçlemesiyle okurların gönüllerinde taht kurduğu ve bir efsaneye dönüştüğü yadsınamaz. Peki, Tolkien‘in edebiyat anlayışı Yüzüklerin Efendisi‘ni nasıl biçimlendirmiş? Aynı hikâye farklı yazarlar tarafından yazılsaymış neyi andırırmış? Görünüşe göre Alison Brooks bu soruyu sormakla kalmamış, üstüne bir de farklı yazarları taklit ederek yanıtını bulmaya çalışmış.

Bu çalışma bize, Joyce Carol Oates’un, Emily Dickinson ve Mark Twain gibi beş büyük Amerikalı yazarın hayatını, kendi üsluplarında yazılmış öykülerle anlattığı Vahşi Geceler! kitabını hatırlattı. Bakalım Brooks’un hangi yazarın üslubunu taklit ettiğini bulabilecek misiniz. Tahminlerinizi yorumlarda bekliyoruz; daha fazla örnek görmek isterseniz de buraya buyurabilirsiniz. Yanıtlar için her bir bölümün altındaki beyazla yazılı metni seçmeniz yeterli. (Flavorwire aracılığıyla.)

Devamı »

Klasiklerin klasik reklamları

Ernest Hemingway - Güneş de Doğar
Ernest Hemingway – Güneş de Doğar

Kitap tanıtımı, reklamı meselesi gerçekten çağın ruhunu, okuma alışkanlıklarını yansıtıyor. Daha önce kitap fragmanlarından bahsetmiş, bir çizgi romanın fragmanını bu sayfalara taşımış, hatta bu hafta True Blood‘ın yemek kitabının tanıtım klibi üzerine konuşmuştuk.

Flavorwire çağdaş klasiklerin yıllar öncesinden kalmış reklamlarını paylaştı. Sadece grafikler değil, yazarların nasıl tanıtıldığını okumak da döneme dair önemli ayrıntılar sunuyor. Yazarlara “yıldız” muamelesi daha fazla yapılıyor gibi geldi. Örneğin Ernest Hemingway’in Güneş de Doğar kitabının reklamında, “Hemingway’in güneşi de bu kitapla yükselecek” mealinde cümleler geçiyor. Yine reklamların çoğunda yazarların bir resmi var gibi. Yazarın kendisinin ön plana çıkarılması hâlâ bu alandaki reklamcılığın belli bir kısmı için geçerli denebilir.Devamı »

Elias Canetti’nin not defteri ve Pavese’nin ölümü

Elias Canetti, Bulgaristan’dan İsviçre’ye, Avusturya’dan İngiltere’ye Avrupa’yı zihninde taşıyan romancı, oyun yazarı, deneme yazarı ve gururla sunduğu üzere anı yazarı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında bile aslında çok tanınmadığı söyleniyor. Bir yandan da bolca başka dillere çevriliyor ve yayımlanıyor. Günümüzün sosyal bilimcilerinin ortaklaşa okuduğu bir avuçDevamı »

Yazar fotoğrafı karalamaca

İstanbul’da yağmurlu başlayan, Ankara’da yağmurlu devam eden haftanın açılışını, yazarların suratlarının karalanmış fotoğraflarıyla yapıyoruz. Klip yönetmeni ve video editörü Michael Daye, canının sıkıldığı bir gün evindeki 100 tane ünlü yazar kartpostalıyla karşı karşıya gelince, son derece doğal olarak çözümü üstlerini karalamakta bulmuş. Savunmasız yazarların çoğu yazdıklarıyla alakalı desenlerle süslenseler de, Daye’in asıl amacı boşlukları doldurmak. Özellikle iddiasız ve kişisel olduğu için hoşumuza giden bu çalışmadan bir seçkiyi yazının devamında bulabilirsiniz. Sizin de yorumlarınızı beklemekteyiz. 100 kartpostalın tamamı için Daye’in Tumblr hesabına buyurunuz. (Flavorwire aracılığıyla.)

Virginia Woolf
Virginia Woolf

Devamı »

Sylvia Plath ve Flannery O’Connor’dan görsel çalışmalar

Daha önce “Ressamlığa soyunan yazarlar“dan bahsetmiş, Victor Hugo, Herman Hesse, Jack Kerouac ve Henry Miller gibi isimlerin çalışmalarına yer vermiştik. Bir kez daha yazarların görsel sanatlarla ilişkilerini anıyoruz, ama bugünkü listemiz yalnızca iki büyük Amerikalıdan oluşuyor: Daha önce limonlu pudingli kekiyle sayfalarımıza konuk olan Sylvia Plath ile hakkında haber yapma şerefine ilk defa eriştiğimiz Flannery O’Connor.

Londra’daki  Mayor Galeri‘nin yakın zamanda sergilediği 44 dolmakalem çalışması, haberi aldığımız Brain Pickings‘in sözlerini özetlemek gerekirse, Plath’in hem ayrıntılara ne kadar önem verdiğini, hem de doğadan mimariye, birebir ilişkilerden toplumsal alanlara kadar yaşama nasıl bir merakla yaklaştığını ortaya koyuyor. Plath’in günceleri Oğlak Yayınları‘ndan yayımlanmıştı ama maalesefDevamı »

The New Yorker 76 yıl önce reddettiği Fitzgerald öyküsünü basıyor

Sanırız Koltukname’deki minimalist poster çılgınlığını F. Scott Fitzgerald tutkusu izliyor. Caz Çağı’nın adını koyan yazarın daha önce sesine, kızına verdiği nasihatlara, tercih ettiği kokteyle ve başyapıtının çeşitli uyarlamalarına yer vermiştik. Fitzgerald son günlerde Leonardo DiCaprio’lu son Muhteşem Gatsby filmiyle gündemde. Herhalde bunu fırsat bilen The New Yorker dergisi, yazarın tam 76 yıl önce reddedikleri bir öyküsünü nihayet yayımlamaya karar vermiş. Melville House’un haberine göre, bugüne dek hiç yayımlanmamış öyküyü Fitzgerald’ın torunları “kasada” keşfetmişler.

“Thank You for the Light” (Ateş için Teşekkürler) “sert ve lastikli korseler satan, güzelliği hafif solmuş kırklarındaki bir kadın” olan Mrs. Hanson’ın hikâyesini anlatıyor. Yeni satış bölgesindeki insanlar sigara alışkanlığını Devamı »

“John hayranlık uyandırıcı bir ad”

Oscar Wilde, sansasyonel özel hayatının yanı sıra sivri diliyle tanınan bir yazar. Şubat 1892’de, bir tiyatro eleştirmeni oyunlarından birini yerden yere vurunca, Wilde editöre aşağıdaki şikâyet mektubunu yazıyor. Yanlış anlaşılmasın, şikâyeti eleştirilmek değil, eleştirmenin kendisine inatla “John Wilde” demesi.

Wilde’ın neredeyse tüm eserlerine –biraz düzensizce de olsa– Türkçede ulaşılabiliniyor. İlgilenenler bu uzun listeyi çevirmenlerle birlikte mektuptan sonra bulabilirler. (Letters of Note aracılığıyla.)Devamı »

Faulkner paraya ihtiyaç duyunca

William Faulkner’ı bu sayfalarda daha önce kokteyl tercihleriyle ağırlamıştık. Bugün doğrudan kendi sözlerine yer vermek istiyoruz. Geçtiğimiz haftalarda yazarların reklamlarda oynaması da dahil olmak üzere para kazanma biçimleri tartışılmıştı. Burada Faulkner 20. yüzyıl edebiyatının en hakiki seslerinden biri para, yazmak ve hakikat arasındaki ilişkiye dair konuşuyor. 1947 baharında Mississippi Üniversitesi’nin İngiliz Dili Edebiyatı Bölümü’nde, bir hafta boyunca her gün bir başka sınıfa giren Faulkner, başlarında profesörleri olmayan öğrencilerin sorularını yanıtlamış. Kendisiyle yapılan bu soru-cevap seansının seçtiğimiz bazı kısımları çevirmek istedik; tamamınıysa This Recording‘de okuyabilirsiniz. Ben daha da okuyacağım diyenler ayrıca Conversations with William Faulkner (William Faulkner’la Söyleşiler) adlı kitaba bakabilirler. Üstüne bir de Faulkner’ın kendi eserlerini okuyacağım diyenler de Yapı Kredi ve İletişim yayınevlerine bir göz atabilirler (ayrıca Cem Yayınları’nda, ancak sahaflardan bulunabilecek olanDevamı »

Korsanın cezası

The Guardian‘da 11 Temmuz’da korsan konusunda yazılan bir haber, korsanın çok kaliteli bir şekilde olmasa da ara ara tartışıldığı Türkiye’de yaşayan bizler için bile şaşırtıcı oldu. Bir yazarın kendi kitabını internetten yayan bir “korsan”a yaptıkları anlatılıyor haberde. Yazar, Terry Goodkind. Türkçeye çevrilmiş iki kitabı mevcut: Dokuzlar Yasası, Büyücünün İlk Kuralı. Ayrıca Phoenix Yayınevi’nin Efsaneler 2 derlemesinde de kendisine yer verilmiş. Yazar dünyada The Sword of Truth (Doğruluk Kılıcı) serisiyle ve serinin yayımlanmış on üç kitabına dayanan televizyon dizisi, Legend of the Seeker‘la ünlü. Fantastik edebiyat okuyanların muhtemelen tanıyacağı, bu türün çok satarlar listesinde yer alan yazarlardan. Kendisi önemli bir kararla son kitabını yayıncısız yayımlamaya karar vermiş. Bunun için de e-kitap formatını benimsemiş.

E-kitap formatı aslında yayıncı aracılığı üzerine çok soruyu akla getiren, dağıtıcı gibi başka aracılara başka güçler kazandırabilen pek tartışmalı ama gittikçe de yaygınlaşan bir format. Konu üzerine Koray Löker’in iki sene kadar önce hazırladığı dosya hem dünyadaki gelişmeleri hem de Türkiye’de bu meselenin mevcut resmini gayet iyi veriyor. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Löker’in bu sene yazdığı özellikle de Amazon üzerine durduğu yazıyı da yeri gelmişken tavsiye edelim.Devamı »

Doğum gününü küçük bir kıza hediye eden R.L. Stevenson

Yarattığı karakterler neredeyse kendi ününü aşan yazarlardan biri olan Robert Louis Stevenson, görünüşe göre oldukça tatlı ve düşünceli bir yazarmış. Nitekim Stevenson Samoa’da yaşadığı dönemde, doğum günü Noel’e geldiği için üzülen Amerikan delegesinin kızına kendi doğum gününü vermiş…

Stevenson, ne yazık ki Türkçede iki üç kitabı onlarca yayınevinden basılan, geri kalan çalışmalarının ise yüzüne bakılmayan yazarlardan. Örneğin Dr. Jekyll ve Bay Hyde İletişim, Can, İthaki ve Oğlak dahil olmak üzere on iki yayınevinden çıkmış (bonus olarak bir de çizgi romanı var). Define Adası‘nı yine birçok yayınevinin yanı sıra Oğlak, İş Bankası yayımlamış. Birkaç resimli çocuk kitabından başka, yazarın, Dost Kitabevi’nin Babil Kitaplığı’ndan çıkan Sesler Adacığı adlı eseri bulunuyor.Devamı »

Müzikli ve yemekli, gecikmiş bir Bloomsday kutlaması

Geçtiğimiz cumartesi, yani 16 Haziran, Bloomsday‘di. James Joyce‘un başyapıtı Ulysses‘in kahramanı  Leopold Bloom‘un 16 Haziran 1904’te geçirdiği o uzun günün anısına 1954’ten (yani kitabın 50. yıldönümünden) bu yana her yıl kutlanan Bloomsday’de (Bloom’un Günü), Joyce severler Dublin’de toplanarak Bloom’un izinden gidiyor ve kahramanın Ulysses‘te uğradığı pub’larda biralar içiyor, romandan kostümler giyiyor, hatta maratonlar düzenliyorlar.

Ne yazık ki Joyce Türkçe haberlerde kutlamalardan ziyade telif sansasyonlarıyla yer almaya devam ediyor. Nitekim bu yıl Bloomsday’i hatırlayan pek olmadı — biz de bunu fırsat bilerek birkaç gün gecikmeli de olsa Joyce’u ve destanının başkahramanı Leopold Bloom’u sevdiğimiz blog‘ların yardımıyla anmak istedik. Melville House, Ulysses‘in “Sirenler” Devamı »

Yazarlardan kokteyller

Yakınlarda Bukowski’nin bir içip bir şiir okuduğu kayıtlarından bahsetmiştik. Yazarlar ve yemekleri kadar yazarlar ve içkileri de sıkça rastlanılan bir konu. Ama buralardan tarif çıkarmak The Kitchn‘in hediyesi olmuş. Pratik, ev tipi tariflerin sitesi The Kitchn, daha ziyade Amerikalılardan oluşan bir listede yazarları sevdikleri kokteyllerle eşleştirmiş. Ortaya bol alkollü ve renkli bir liste çıkmış.

Bu yaz günlerinde çoğumuzun favorisi kitap okumak ve soğuk bir şeyler içmek olduğundan, hepimize ilham vereceğine inanıyoruz. Kim bilir, belki de yakında dinlenilen müziğe içki eşleştiren Drinkfy‘ın edebi versiyonu çıkar. Ya da belki edebi müzik listeleri gibi edebi içki listeleri de hazırlanır kitapların yanına. Belki sizin zaten vardır?Devamı »

Bukowski’yi Bukowski’den dinlemek

Koltukname olarak yazarların seslerini dinlemeyi ve paylaşmayı seviyoruz. Daha önce Freud‘dan ve F. Scott Fitzgerald‘dan kayıtlar paylaştık. Bugün de Charles Bukowski‘nin türlü tonlarda şiir okuyuşlarıyla karşınızdayız.

Charles Bukowski, şairdir ve sarhoştur. Avantgart sanatın her türünü arşivleyen ve paylaşan inanılmaz dost canlısı ve internetin eski sakinlerinden UbuWeb‘in son şahaneliklerinden biri, Bukowski’nin şiirini ve sarhoşluğunu bize aynı anda sunması oldu. Bukowski şiirini okurken bir yandan komşularına girişiyor, sonraları yanındakilere laf atıyor; kayıtların içinde ilerledikçe ne kadar içtiğini kestirmeye başlıyor insan. İçmekten değil de kan kanserinden ölmüş olması elbette dikkate değer. Ama daha dikkate değer olan kendi şiirlerini nasıl yorumladığı. Bukowski’nin ilk kayıtlarından “At Terror Street and Agony Way”de (1968) ilk şiirle en son şiir arasında Bukowski’nin sesinde Devamı »

Ressamlığa soyunan yazarlar

Yaratıcı insanlar kendilerine uzmanlaşacak bir alan seçseler bile, çoğunlukla diğer sanat dallarını tamamen terk etmekte zorlanırlar. Bu yüzdendir ki sanatçı kavramının bin bir türlü açılımı vardır; hatta bazen esnekliğiyle insanları usandırır (bkz. insan üstü yaratık, James Franco).

Ama bugün o usandırıcı çalışmalara değil, kelimelerden uzaklaşmak isteyen yazarlara yer veriyoruz. Goethe, Proust ve Fitzgerald, bazen dilin sınırlandırmalarından kurtulabilmek adına kalemi kaldırıp eline fırçayı alan yazarlardan birkaçı. Sonuçlar aşağıdaki gibi. (Melville House aracılığıyla.)

images
“Bir Manzaradaki Gezginler”, Johann Wolfgang von Goethe, 1787

Devamı »

Yolda’nın infografik haritası

Woody Allen filmleri ve Artist gibi ender filmler bir yana, Hollywood geçtiğimiz yıl film (ve çizgi film) uyarlamalarıyla balıklama daldı. Ödül törenleri döneminde “Oscar’ın galibi kitaplar!” başlıklı yazılarla da sık sık karşılaşmıştık. Her ne kadar biz izleyiciler olarak özgün senaryolara hasret kalmış da olsak, stüdyolar bu kitaptan filme formülünü çok tutmuşa benziyorlar. Öyle ki, bırakın roman, öykü, çizgi roman gibi kurgusal çalışmaları, kadınlar için bir hamilelik rehberi olan What to Expect When You’re Expecting‘i (Çocuk Beklerken Ne Beklemelisiniz) bile Dikkat Bebek Var diye sinemaya uyarlamış durumdalar. (Daha fazla tuhaflıklar için Flavorwire’ın film tarihindeki en garip kaynaklar listesine bakabilirsiniz.)Devamı »

Freud’un sesi

Karl Marx ve Sigmund Freud’un çalışmaları öyle esaslıdır ki, teorilerini bilen bilmeyen herkesin bakış açısına yön verdikleri söylenir. Gerçekten de “Kızlar babaya düşkün olur” vari laflar insanların ağzından düşmez.  Freud’dan ziyade Lacan’a itimat edenler, Freud’un şahsen sapkınlıklarla dolu olduğunu düşünenler bile psikolojik analizleriyle başta bilinçaltı olmak üzere insan doğasına dair düşüncelerde çığır açmış olduğunu yadsıyamaz.

Freud 1938 yılında Nazi yönetimindeki Avusturya’dan kaçarak kuzey Londra’ya taşınmış, yalnızca birkaç ay sonra, 7 Aralık’ta da BBC Radyo’dan bir ekip tarafından ziyaret edilmiştir. 81 yaşında çene kanserine yakalanmış olan Freud, çektiği acıya rağmen BBC’ye İngilizce bir röportaj vermiştir. Ve böylece günümüze psikoanalizin babasının (naçizane fikrimize göre dedesi de Dostoyevski oluyor) bilinen tek Devamı »

Yazarlar, uyumayın

Kafka harıl harıl çalışıyor. Görsel Melville House’tan.

Yazıyla gecenin ilginç bir ilişkisi vardır (belki Zezine bir sonraki “Gece” sayısında buna da değinir).  Franz Kafka, Marcel ProustJames Joyce, Oğuz Atay… hepsi de geceleri yazmayı tercih etmeleriyle tanınır. Melville House’un haberine göre, yeni bir araştırma uykulu zihinlerin daha özgürce düşünebildiklerini ortaya çıkarmış — ancak bu yalnızca gece için değil, genel olarak uykulu olduğunuz tüm zamanlar için geçerli.  Scientific American şöyle diyor:

Albion Koleji’nin psikoloji bölümünde asistan profesör olan Mareike Wieth ile meslektaşları çalışmaya katılanları, Gündüzlük Gecelik Anketi’ne verdikleri yanıtlara göre “gündüz tipi” ve “gece tipi” olmak üzere ikiye ayırdı (ortalarda puan alanlar –katılımcıların yaklaşık yarısı– araştırmaya dahil edilmedi). Wieth katılımcılardan üç tane analitik problem, üç taneDevamı »

Edebiyatın zaferi mi, bir avuç yazarın zaferi mi?

Forbes Türkiye, mayıs sayısında ülkenin en çok kazanan yazar listesini, satış ve kazanç rakamlarıyla birlikte yayımladı. Beşinci kez hazırlanan listede 2011’in rekorlar yılı olduğunu belirten Forbes, yazının başlığını da “Edebiyatın Zaferi” olarak attı. Edebiyatla az çok ilgili olan herkesin bildiği gibi, bu tür durumlarda akla ilk gelen, “Çok satanlar gerçek edebiyat mıdır?” sorusu oluyor. Biz […]

Sylvia Plath ve limonlu pudingli kek

Daha önce kadın şairler ve yemek konusuna değinmiş, Emily Dickinson ve hindistancevizli kekten bahsetmiştik. Tarifini de vermiştik. Bugün de sevdiğimiz yeni bir blog‘da, Paper and Salt‘ta gördüğümüz Sylvia Plath’in limonlu pudingli kekinin tarifini çevirmek ve biraz da Plath’ten bahsetmek istiyoruz. Plath konusunda Türkçede şanlısıyız aslında. Günceleri Oğlak Yayınları‘ndan yayımlanmıştı. Gerçekten Plath’in tartışmalı hayatını kendisinden okumak büyük bir şans. (Gerçi tükenmiş gözüküyor yayınevinin Devamı »