Etgar Keret’ten genç yazarlara on kural

Keret-Fiction-QAAykut Ertuğrul’un, İTEF kapsamında bir kez daha İstanbul’a gelen Etgar Keret’le Koltukname için röportaj yaptığını duyurmuştuk. Haftaya yayınlayacağımız röportajdaki sorulardan biri de, genç yazarlara tavsiyelerde bulunacak olsa, ilk maddenin ne olacağıydı. Bu vesileyle, Keret’in zaten Rookie dergisi için “Yazarlara On Kural” hazırladığını öğrendik. Kuraldan çok hayat felsefesini andıran bu on tavsiyeyi, Ertuğrul’un röportajından önce, yazarın, her gün bir doz Keret’e ihtiyaç duyan takipçileri için çeviriyoruz. Aşağıdaki listeyi George Orwell’in altın kurallarıyla kıyaslamak isteyenler de buraya buyurabilirer. Keret’in Avi Pardo çevirisiyle yayımlanan kitapları da buradan.

1. Mutlaka severek yazın.
Yazarlar yazma sürecinin ne kadar zor ve acı verici olduğunu söylemeyi çok severler. Yalan söylüyorlar. İnsanlar, hayatlarını gerçekten hoşlandıkları bir şey yaparak kazandıklarını kabul etmek istemezler. Devamı »

Yazar, çevirmen ve editörlerden, hasta yatağında okunacak kitaplar

Yaz ayları, Türkçe yayıncılıkta durgun geçer. Çıkan kitap sayısı azalır, sonbaharda başlayacak fuar dönemi için enerji toplanır. Ama vatandaş tatilde okuyacak kitap arayışında olsa gerek ki, kitap ekleri ve gazeteler “şezlong kitapları” listeleriyle dolup taşar: yeni çıkanlar, tazeliğini koruyanlar, yazarların önerdikleri, eleştirmenlerin önerdikleri, kitap eki editörlerinin önerdikleri… Nedense kolay kitap arayışındadır insanlar, çok satanlar daha da çok satar, listelerde “hoş, hafif, akıcı” gibi özellikler ön plana çıkarılır.

Oysa diğer mevsimler öyle midir? Ceket kitapları, battaniye kitapları, şemsiye kitapları duyulmuş mudur hiç?

Eylülün başında grip olup güz aylarına hastalıklı bir giriş yaptığımızda, “hasta yatağında okunacak kitaplar” listesi arandık durduk. Hangi yazarlara, hangi kitaplara yönelmeliydik? Ama nafile, öyle bir liste yoktu. Flannery O’Connor, İsmet Özel ve Edgar Allan Poe’ya gitti elimiz ama kasvetli satırlara maruz kalan bünye daha da zayıf düşerken, bir yerlerde yanlış yaptığımızı hissettik ister istemez.

Hastalığı üstümüzden attıktan sonra aslında çözümün basit olduğunu fark ettik: Bu soruyu, işi bir şekilde kitap “yapmak” olanlara yöneltecektik. Yönelttik de. İşte huzurlarınızda, yazar, çevirmen ve editörlerden, hasta yatağında okunacak kitaplar.

——

//Selim İleri

Sevgili Koltukname, ben kendi deneyimlerimle yanıtlamak istiyorum. Özellikle mızmız nezlelerde, griplerde ilâçlardan fazla Hüseyin Rahmi‘nin ve Salâh Birsel‘in eserlerinin yararını gördüm. Hem hapşır, hem gül, hem sevinç, mutluluk duy. Salık veririm.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 1-7 Ekim 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Etgar Keret kitaplarımızı imzalarken.

* Geçen hafta İTEF haftasıydı. Koltukname olarak etkinliklere katılmakla kalmayıp, bir de röportaj gerçekleştirdik. Bu ayki yeni konuk yazarımız, Aykut Ertuğrul, bizler için Etgar Keret’le görüştü. Haber çok yakında sayfalarımızda yer alacak, bu sırada Ertuğrul’un Keret görüşünü merak edenler, Nimrod Çıldırışları hakkında Sabit Fikir‘e yazdığı inceleme yazısına bir göz atabilirler.

* Junot Díaz, bu yıl John D. ve Catherine T. MacArthur Vakfı’nın 500 bin dolarlık “deha bursu”nun sahiplerinden biri olmuş. Sırf yazmaya devam edebilsin diye… Eh, bize de ancak okumak düşer.

* Bu Haftadan Kalanlar bölümümüzde edebiyat ağırlığını sürdürüyor. Fark ettiniz mi bilemiyoruz, ama bu hafta Amerika’da Yasaklı Kitaplar Haftası’ydı. Düzenlenen çeşitli etkinliklerden favorimiz, John Waters’ın San Francisco’daki bağımsız kitapçı, City Lights’ta D. H. Lawrence’ın Lady Chatterley’in Sevgilisi‘nden, Grinin Elli Tonu‘nun kahramanlarının bile yüzünü kızartacak bir bölüm okuması.

* Kâğıt İnsanlar‘ı gördünüz mü? Salvador Plascencia’nın, kâğıdın sınırlarını zorlayan kitabı bu ay Begüm Güzel çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı. Flavorwire, kâğıdın şerefine, benzer şekilde sayfada oyunlar oynayan kitapların bir listesini çıkartmış. Bir göz atmanızı tavsiye ediyoruz. Kâğıt İnsanlar‘dan da edinmeyi unutmayın!

 

Tencere tavasıyla birlikte mutfak portreleri

Dün Agatha Christie’nin incirli portakallı çöreğinin tarifini verdikten sonra, bugün de hem Christie çöreğinin hem de diğer yemek tariflerinin hayat bulduğu mutfaklara uzanıyoruz. Hollandalı sanatçı Erik Klein Wolterink imzalı mutfak portreleri, dört duvarı yan yana dizmekle kalmıyor, tüm dolapların, fırının, bulaşık makinesinin, buzdolabının da içine bir göz atıyor. Yatay ve dikey çizgilerin iç içe girmesi, birbirine karışması gerçekten etkileyici. Biz Pek Güzel Şeyler aracılığyla görüp pek beğendik, sizin de yorumlarınızı bekliyoruz. Sanatçının diğer çalışmaları için buradan buyurabilirsiniz. Resimleri üstüne tıklayarak büyütüp ayrıntılarıyla incelemeyi sakın unutmayın.


Devamı »

Haftadan Kalanlar // 24-30 Eylül 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Eylül ayının son haftasında, ekimde Koltukname’de yer alacak sürprizlere hazırlandık. Daha önce Twitter ve Facebook’ta şu ipuçlarını vermiştik. Şimdi yeni bir ipucu ekliyoruz: Etgar Keret ve Shira Geffen imzalı bir kısa film.

*En yeni akademik skandallardan birini Emrah Göker‘in tweet‘iyle öğrendik. Belçikalı felsefe hocası Maarten Bourdy, akademik olarak hiçbir şey ifade etmeyen ama en moda postmodernle ilahiyat kırması sözcükleri serpiştirerek yazdığı, anlaşılan tek şeyin Darwin karşıtlığı olduğu bir yazıyı iki ilahiyat konferansına göndermiş. Ait olduğu üniversitenin adını bile uydurmuş. Elbette kabul edilmiş. Senelerce önce Sokal böyle bir sahta yazı ve akademik skandala imza atmıştı. Yazının özetini ve kısa bir tartışmayı burada bulabilirsiniz.

* Kolektif Kitap Freud ve Picasso’yla Hayali Söyleşiler dizisine başlamış. Burada Freud’u bir de böyle okumanın keyfiyle ilgili bir yazı bulabilirsiniz. Freud’un yazarı D. M. Thomas. Picasso’yu ise Neil Cox yazmış.

* Philip Roth mu kendi romanı hakkında daha fazla bilgi sahibidir yoksa Wikipedia mı? Peki Roth oturup Wikipedia’ya yazdığında, öyle değil böyle değil de, kanıtla o zaman cevabını alırsa ne olur. Sirenin Sesi hem hikâyeyi anlatmış hem de her şeyi Google’ladığımız bu çağda çok önemli bir meseleye değinmiş: Sahici olan nedir?

* Tahtadan bilgisayar klavyesi yapmışlar. Başka bir şekilde ifade etmek mümkün değil. Ceviz ve akçaağaç kullanmışlar. Üstelik oyuncak değil, bluetooth teknolojisiyle çalışıyormuş. Şaşkınlığımızı paylaşmak istedik.

Mutfakta aklımıza düşenler

* Havalar yavaş yavaş dönerken, tekrar evde eğlenme ve evde yeme içme gündemleri canlanıyor. Lebovitz’den bu ucuz ama farklı sos dizi sezonu açılmışken aradığınız sos olabilir. Bildiğimiz fasulyeyle yapılıyor.

Penguin avansları geri almak için kendi yazarlarına dava açıyor

Melville House’un haberine göre, Amerika (ve dünyanın) en büyük yayınevlerinden Penguin, yüklü avanslar almalarına karşın kitapları teslim etmeyen kimi yazarlarına dava açmış. Öne çıkan adlar şöyle:

Prozac Toplumu‘nun yazarı Elizabeth Wurtzel, 2003’te, “depresyonla başa çıkabilmeleri için gençlere bir kitap” yazmak için 100.000 dolara anlaşmıştı. Penguin Wurtzel’in 33.000 dolarlık avansını (en az 7500 dolar faizle) geri vermesini istiyor.

Blog yazarı Ana Marie Cox, 2006’ta “bir sonraki siyasi eylemci neslinin komik bir incelemesi”ni yazmak için anlaşmış ve 81.250 dolarlık avansı (ve en az 50.000 dolarlık faiz) için dava edilmiş durumda. Penguin sözleşmesinin toplamı 325.000 dolar ediyordu.

The New Yorker dergisinde yazan Rebecca Mead, Penguin’in iddiasına göre yayınevine 20.000 dolar (ve en az 2000 faiz) borçlu. Mead 2003’te “dergi yazılarını derlemek” için 50.000 dolarlık bir anlaşmaDevamı »

Haftanın Eğlencesi: Pop kapsülleri

Süper kahraman sevdasıyla tanınan Fransız sanatçı Grégoire Guillemin, son çalışmasında yalnızca çizgi roman kahramanlarına değil, çeşit çeşit popüler kültür figürüne de –rock yıldızı, aktör, çizgi film kahramanları, edebi kahramanlar– yer vermiş. Bakınız aracılığıyla keşfettiğimiz sanatçının bu son serisinin çeşit çeşit posterleri, tişörtleri ve daha fazlası için buraya buyurabilirsiniz. Aşağıdaki resimden kimleri tanıdınız? (Resmi, sağ tıklaDevamı »

Sonbahar 2012 kitapları

Koltukname’de daha önce, Elif Tanrıyar’ın Sabah Kitap için hazırladığı “Bahar 2012 kitapları” listesine yer vermiş, gördüğü ilgi karşısında kendimiz bir yaz kitapları listesi hazırlamak istemiştik. Ne yazık ki yayınevlerinden destek alamayınca hevesimiz kursağımızda kalmıştı. Elbette bu kitap listelerine küseceğimiz anlamına gelmiyor, hatta mevcutta özgün listeler hazırlama planlarımız devam etmekte. Ama bu sırada, bir okurumuzun isteği üzerine, yine Sabah Kitap‘ta çıkan Sonbahar 2012 kitaplarını sayfamıza taşıyoruz.

Yurtiçinde de, yurtdışında da kitap fuarı anlamına gelen sonbahar döneminde Türk yayınevleri Türkçe yazarlara eğilim göstermiş. Listede en çok “transferler” ilgi çekiyor. Latife Tekin İletişim Yayınları’na geçmiş, Mehmet Murat Some Sel Yayınları’na, Tuna Kiremitçi ise Kırmızı Kedi’ye. Klasiklerden Sait Faik’in kitapları ise artık İş Bankası’ndan çıkacakmış (açıkçasıDevamı »

Haftadan Kalanlar // 17-23 Eylül 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Bu kadar kitap, yayınevi, çeviri konuşurken kitapçılardan yeteri kadar bahsetmiyoruz aslında. Kitapçılarla ilgili çok farklı bir açıdan bir bakış için kitapçıda flört etmek başlıklı şu yazıya bakabilirsiniz. Tam bir Amerikan üslubuyla yedi kuralı bile belirlenmiş bu işin. Ne kadar bizim kitapçılara ya da bizim buralar uyar onu tartışabiliriz.
* Kitapla ilgili sık değinemediğimiz bir başka konu da edebiyat etkinlikleri. İstanbul’un (ve bu yıl Ankara, İzmir ve Hatay’ın da) edebiyat festivali İTEF yaklaşırken gideceğimiz etkinlikleri belirlemeye çalışıyoruz. Juan Gabriel Vásquez ile Etgar Keret kaçırmayacağımız yazarlardan. Vásquez’in son kitabı Süleyman Doğru’nun şahane çevirisiyle burada, Keret’in yeni ama eski öyküleri ise Avi Pardo’nun şahane çevirisiyle burada.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Minimalist sanat akımı posterleri

Poster sevdamıza, sanat akımlarının minimalist poster çalışmalarıyla devam ediyoruz. Daha önce minimalist masal, dizi, ressam vb. posterlerini görmüş ve çok sevmiştik, ama tüm sanat akımlarının, kendi başına bir sanat akımı olan minimalizm ekolünden örneklendirilmesini daha da ilginç bulduk. Bir gün, örneğin “sürrealist sanat akımı posterleri” gibi bir çalışmayla karşılaşır mıyız, diye merak içindeyiz.

Fas kökenli Fransız tasarımcı Amahouo Outmane‘ye ait bu posterleri biz şahane bir site olan Sanat Blog‘da gördük. Onlar da bu vesileyle her bir akımın altına Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi‘nden aldıkları tanımları yazmışlar, bizim de alıntılamamızı mazur göreceklerini umuyoruz.

Devamı »

Haftadan Kalanlar // 10-16 Eylül 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Türkiye’de kitap eklerinde ve edebi dergilerde yalnızca tanıtım yazıları yazıldığından, olumlu olsun olumsuz olsun, gerçek eleştiri bulunmadığından şikâyet edilir. Görünüşe göre gerçek eleştirinin bulunduğu yerlerde de olumsuz eleştirilerin şekli şemalinden hem yazarlara hem de eleştirmenlere gına gelmiş ki, J. Robert Lennon, “How to write a bad reviewDevamı »

Haftanın Eğlencesi: Yarattıkları karakterlerle içli dışlı olan yazarlar

Bu haftaki eğlence köşemizde ünlü yazarlar, yarattıkları meşhur karakterle iç içe giriyor. Sorumlusu, grafik tasarımcı Selin Arısoy. Arısoy’un “curse eden kız” adındaki Tumblr sitesi için buraya, tasarımcıyı Twitter’dan takip etmek isterseniz buraya buyurunuz. Yazarların suratlarının daha ne şekillere girebileceğini merak edenleri de şuraya alabiliriz. (Explore aracılığıyla.)
Frank Herbert

Frank Herbert

Yeni bir Emily Dickinson fotoğrafı mı?

Amherst Güzeli olarak anılan Emily Dickinson’ın adını her zaman bir gizem perdesi çevrelemiştir. Kuşkusuz bunda yazarın günümüze yalnızca bir tane fotoğrafının ulaşmış olmasının büyük etkisi var. Bilmeyenler için, çiziklerle dolu, şair on altı yaşındayken, uzun bir hastalığın sonunda çekilmiş ve ne kendisinin ne de ailesinin beğendiği fotoğraf şöyle:

Şimdiyse adı bilinmeyen New England’lı bir koleksiyoncu, Massachusetts eyaletinin Springfield şehrindeki bir satışta bulduğu dagerreyotipinin, Emily Dickinson (sol) ile arkadaşı Kate Scott Turner’ın 1859’da çekilmiş bir fotoğrafı olduğunu öne sürüyor. Devamı »

Haftadan Kalanlar // 3-9 Eylül 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Türkiye’de ne yazık ki yalnızca korsan kitap değil, aynı zamanda korsan çeviri sıkıntısı yaşanmakta. Yayıncılar Birliği ve sektörün diğer önde gelenlerinin bildiğimiz kadarıyla çözüm bulmak için pek fazla uğraşmadığı bu sorunun örnekli bir açıklamasına, çevirmen Yiğit Yavuz’un blog‘undan ulaşılabilinir. Yavuz gerçekten de önemli bir meseleye, son derece usturuplu bir dille değinmiş.
* Amerika’da seçim dönemi yaklaşırken, Obama-Romney tartışması kızışıyor. Obama’nın seçildikten sonra vaatlerini yerine getirmediğinden şikâyet edenler çok; yine de demokratler haliyle Romney gelirse durumun daha da kötüye gideceği görüşünde. Jon Stewart‘ın The Daily Show‘u, Larry David‘in anlatıcılığını yaptığı bir videoyla “Az kötü çok kötüden daha iyidir,” diyor ve Amerikalılara hatırlatıyor: “Çok daha kötü olabilirdi!Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Meryl Streep matrisi

Bizlere “Dizi karakterlerinin kâğıt bebekleri” ve “Brad Pitt’in filmlerde yediği yemekler” gibi güzellikleri sunan Vulture, şimdi de Meryl Streep matrisiyle Haftanın Eğlencesi bölümümüzde yer alıyor. New York Magazine‘in eğlence bölümü olan Vulture, Son filmi Hope Springs Türkiye’de 5 Ekim’de vizyona girecek olan Streep’in en tanındık rollerini, X ekseninde soğuktan sıcağa, Y ekseninde ciddiden uçarıya gidecek şekilde değerlendirmiş. Mamma Mia!‘dan Şüphe‘ye, Meryl Streep matrisi, yazının devamında. Resmi, sağ tıklaDevamı »

Yüzüklerin Efendisi’ni J. R. R. Tolkien yazmasaydı

J. R. R. Tolkien Nobel’i alamamış olabilir, ama Yüzüklerin Efendisi üçlemesiyle okurların gönüllerinde taht kurduğu ve bir efsaneye dönüştüğü yadsınamaz. Peki, Tolkien‘in edebiyat anlayışı Yüzüklerin Efendisi‘ni nasıl biçimlendirmiş? Aynı hikâye farklı yazarlar tarafından yazılsaymış neyi andırırmış? Görünüşe göre Alison Brooks bu soruyu sormakla kalmamış, üstüne bir de farklı yazarları taklit ederek yanıtını bulmaya çalışmış.

Bu çalışma bize, Joyce Carol Oates’un, Emily Dickinson ve Mark Twain gibi beş büyük Amerikalı yazarın hayatını, kendi üsluplarında yazılmış öykülerle anlattığı Vahşi Geceler! kitabını hatırlattı. Bakalım Brooks’un hangi yazarın üslubunu taklit ettiğini bulabilecek misiniz. Tahminlerinizi yorumlarda bekliyoruz; daha fazla örnek görmek isterseniz de buraya buyurabilirsiniz. Yanıtlar için her bir bölümün altındaki beyazla yazılı metni seçmeniz yeterli. (Flavorwire aracılığıyla.)

Devamı »

Yeni İngilizce kelimeler

TDK gibi derli toplu, ne yaptığını bilen, dile yön vermekte usta bir kuruma sahip olma şansını ne yazık ki yakalayamamış olan İngilizce dili, ancak Merriam-Webster ve Oxford gibi sözlüklerin yılda bir yeni kelime kabul etmesiyle zenginleşebiliyor. Amerikalı sözlük Merriam-Webster Collegiate Dictionary, 2012 baskısına, çoğu sosyal medya ve teknoloji odaklı çağımızı yansıtan on yeni kelime almış. Liste, sözlük anlamlarının Türkçeleriyle şöyle:Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Hafif hareketli film kareleri

Son dönemlerde internette en çok dolaşan şeylerden biri de cinemagraph‘ler (Türkçe karşılıği olarak “sinemagrafi”yi öneriyoruz). Çoğunlukla hareketli .gif formatında hazırlanan sinemagrafilerin temel özelliği, görselin tamamının değil de sadece küçük bir kısmının hareket etmesi. Bu haftaki eğlence bölümümüzde sizlere ünlü filmlerden hafif hareketli film kareleri sunuyoruz. Kimi yerlerde insanın tüylerini ürperten, kimi yerlerde duru bir güzelliği ön plana çıkartan sahnelerin tamamı için çalışmanın kaynağı olan If We Don’t, Remember Me‘yi ziyaret edebilirsiniz. (Pek Güzel Şeyler aracılığıyla.)



Devamı »

Haftadan Kalanlar // 20-26 Ağustos 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Arkitera, İstanbul Karaköy Meydanı’nın ve civardaki caddelerin yenileneceğini duyurdu. Bankalar Caddesi de dahil olmak üzere çeşitli yollar sırayla tam 60 gün trafiğe kapatılacak, trafik çoğunlukla Kuledibi’nden Şişhane’ye uzanan Büyük Hendek Caddesi’ne yönlendirilecekmiş. Şoförlere sabır diliyoruz, altyapı çalışması adı altında tarihi bölgenin dokusunu bozmayacaklarını umuyoruz.
* Trafik ve sabır demişken, sinirlenip de ortalığı yıkıp dökmek isteyenler, ama efendiliklerinden kendilerine hâkim olanlar: Zach Prewitt hazırladığı, filmlerdeki sinir krizi sahneleri videosuna buyurun.Devamı »

Huckleberry Finn’in 21. yüzyıl maceraları

BBC’nin Sherlock Holmes’ün maceralarını 21. yüzyıl Londra’sına taşıması, herhalde yapımcıların tahmin bile edemeyeceği kadar büyük bir ilgi gördü. Yalnızca üç bölümden oluşan, ama her bir bölüm bir film uzunluğunda (bir buçuk saat) olan dizi, yalnızca içeriğiyle değil, formatıyla da televizyon dünyasına yenilik getirdi. Bu durum İngiliz dizilerini kopyalamaya bayılan Amerikalıların da gözünden kaçmadı elbette. Sherlock‘un yapımcıları Mark Gatiss ve Steven Moffat, dizinin Amerikan versiyonunu çekmeyi reddedince CBS kolları sıvayıp Elementary adında bir diziye girişti. Yine günümüzde geçen dizide, Sherlock Holmes (Jonny Lee Miller) bir sebepten New York’ta yaşamaya başlamış.Devamı »