Zezine: İnternetten ısrarla isteyin

Sosyal medya ve birkaç satırlık yazılarla geçen bu günlerde, haberlere ve insanlara bu kadar hızlı ve bu kadar renkli ulaşabilmek güzel. Güzel ama insan bazen ulaşmak değil de durup şaşırmak, bir daha bir daha okumak, hatta belki de ilham almak istiyor. Dergiler arada kalmışlığın en güzel ifadeleri. Ne bir kitap kadar talepkâr ne de bir başlık kadar uçucu. Hem saklanabilir hem atılıp satılabilir. Hatta belki insana yazı yazdırabilir mecralar.Devamı »

İranlı ninja — cümle içinde kullanınız!

Önce, size yakında tanıtmak için sabırsızlandığımız, Ortadoğu üzerine Ortadoğuluların yazıp çizdiği pek güzel bir İngilizce elektronik mecmua olan Jadaliyya‘da okuduk İranlı ninjaları. Sonra soL Portal “İran’ın Reuters’i yasakladı… ama galiba kimse ‘basın özgürlüğü’ diyemeyecek” adlı, konunun açıklama gerektirdiğini ta başlıktan belli eden bir yazı yayımladı. İyi de oldu. Peki tam ne oldu?Devamı »

Tanışınız: Bakınız

Tanışınız:‘da bundan önce moviebarcode ve hitRECord sitelerini tanıtmıştık. Şimdi bir kez daha sinema üzerinden gidiyor, fakat bu sefer Türkiye’ye uzanıyoruz. Eğer sinemayla ilgili seans saatinden daha fazlasını öğrenmek derdindeysiniz, üstelik bunu sadece festivaller gibi özel zamanlarda değil rutin olarak ve vizyondaki filmlerle ilgili olarak da dert edinenlerdenseniz, üstelik tüm bu bilgileri Türkçe almak istiyorsanız sizi hemen Bakınız‘a bakmaya davet ediyoruz.

Sinemayla ilgili haber ve yorum yazılarının ağırlıkta olduğu Bakınız, kategorilerinden de anlaşılacaı üzere içerik anlamında oldukça zengin bir site. Bizce Türkiye için özellikle önemli olan bir bölümü dizilerle ilgili yazılar. “Yabancı diziler” (en son Game of Thrones örneğinde gördüğümüz gibi) gittikçe kendi tartışma mecralarını yaratıyorlar. Ayrıca sayıca çoklar ama kalite hakkında insanın önden bir fikrinin olması zor olabiliyor. Bizim için Bakınız’ı diğer tüm mecralardan ayıran özelliklerinden biri, dizileri de tartışmaya açması. Kötüye kötü, eğlenceliye eğlenceli demekten çekinmiyor. Arada Türk dizilerini de sorguluyor ve sorgulatıyor olması da cilası! İlgilenenlere bkz. “Muhteşem Yüzyıl: Bir Kuma Hikayesi“.Devamı »

Fowles sevenlerden müjdemizi isteriz!

Koleksiyoncuyu, Büyücü‘yü, Fransız Teğmenin Kadını‘nı okumuş olan herkese müjdemiz var. John Fowles’un Türkçeye çevrilmemiş tek romanı, Daniel Martin, yazarın Türkiye’deki yayıncısı olan Ayrıntı Yayınları tarafından nihayet yayımlanmış. İngiliz dilinin önde gelen romancılarından Fowles’un en esaslı romanlarından birinin çevrilmesi bizce kelimenin tam anlamıyla bir müjde! Haber o kadar yeni ki, henüz Ayrıntı kendi internet sitesine kitabın bilgilerini koymamış. Bu yüzden kitapla ilgili detaylar için İdefix‘i öneriyoruz. Çevirmen, daha önce Ayrıntı için Tom Robins çevirmiş olan Nuray Yılmaz.Devamı »

Yeni sezonla birlikte kızışan Game of Thrones tartışmaları

Game of Thrones, yayınlandığı andan itibaren büyük bir hayran kitlesine sahip olmuş, ikinci sezondan önceki uzun arayla da birçok insanı delirtmişti. Elbette diziyle beraber edebiyat tartışmaları da kızıştı. Çoğu kimsenin aklında artık şu soru var: J. R. R. Tolkien‘in tartışmasız elinde tuttuğu fantazi edebiyatın krallığını George R. R. Martin Taht Oyunları‘yla gerçekten aldı mı? Aslında Martin’in yazdığı kitabın adı Buz ve Ateşin Şarkısı. Kitap toplam 7 ciltten oluşacak ve şimdiye kadar Amerika’da 5 cildi, Türkiye’deyse 3 cildi yayımlandı. Taht Oyunları ilk cildin alt başlığı ve tabii ki aynı zamanda Devamı »

İranlılar, sizi seviyoruz!

Ortadoğu’da daha fazla çatışma, daha fazla savaş, tam da bugünlerde gittikçe ana akım medyanın kışkırtmakta bir sorun görmediği konular oldu. Suriye’ye askeri müdahaleden İran’a savaş açmaya kadar Batı’da ve bölgede medyanın önemli bir kısmı bütün bu savaş ve müdahale tehditlerinin devletlerin değil, halkların ilişkileri için ne anlama gelebileceğini düşünmeden yazıyor çiziyor. Bazı düşmanlıklar bir kere başlatıldı mı geri alınması ne kadar sürer kimse bilemez. Bazı düşmanlıklar geri döndürelemeyebilir…Devamı »

Simit üzerinden sosyal medya rehberi

Belki siz sosyal medya önüne ne çıkarırsa çıkarsın, Pinterest olsun Instagram olsun, geldiği gün geldiği gibi başa çıkabilenlerdensinizdir. Biz öyle değiliz. Sosyal medyanın gittikçe dallanıp budaklanan ve eskisine göre çok daha az sönerek kaybolan araçları arasında biz kayboluyoruz. Yalnız değiliz! Bizim gibi, “Her şeyi anladım ama bu en son çıkan x sosyal medya aracı Devamı »

Cemal Kafadar: Nedir bu dünyanın hali?

Toplumsal Tarih dergisi, son sayısında Cemal Kafadar’la güzel bir söyleşiye yer vermiş. Biz de bu vesileyle son yılların en öne çıkan Osmanlı tarihçilerinden biri olan Kafadar’a yer vermek istedik.

Cemal Kafadar’ın Türkçede son olarak Kim Var imiş Biz Burada Yoğ iken adlı kitabı yayımlanmıştı. Dört Osmanlıyı; bir Yeniçeri, bir tüccar, bir derviş ve bir hatunu anlatan kitap Karacaoğlan’la başlıyor:

Karac’oğlan der ki bakın olana
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken

Bizce bu kitabın giriş bölümü tarih derslerine giriş mahiyetinde okutulmalı liselerde, üniversitelerde. Bir tarihçinin dertleri ne olabilir sorusuna hem geniş hem detaylı hem de “buralı” cevaplar veriyor Kafadar. Devamı »

Dış müdahale ve İran / Ajax Operasyonu ve e-çizgi roman

Gündemde İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik artan tehditkâr tutumları, Suriye’ye türlü dış müdahaleler ve genel olarak Ortadoğu’nun gündeminin bir kez daha yabancı temsilcilerle iç içe belirlendiği günler var. Bunlar Ortadoğu tarihine yabancı gündemler değil, hatta Ortadoğu tarihini okuyanlara bir déjà vu hissi veriyor zaman zaman.

Middle East Institute‘un (Ortadoğu Enstitüsü) blog‘unda yazan Michael Collins Dunn aracılığıyla öğrendik ki, Ortadoğu tarihinin bugünü en çok çağrıştıran olaylarından biri, iTunes dükkânında satılan iPad uygulaması olan bir çizgi romana dönüştürülmüş. Ajax Operasyonu olarak da bilinenDevamı »

İnternet kimin?

Geçtiğimiz haftalar, daha önce Twitter üzerinden gündeme gelen sansür ve internette özgürlüğün sınırları konusuna başka bir açıdan bakmamıza sebep oldu. Twitter üzerinden tüm konuştuklarımız,  hatta sansürün şekli şemali bile Google için de geçerli: Google da ülke bazında yazılanları sansürleyebiliyor. Fakat geçtiğimiz hafta bir de gündeme Google’ın yeni gizlilik politikaları taşındı. O kadar büyük bir gücü var ki Google’ın bilgi toplama etkinliklerinin, AB bile araya girdi, hatta Google’a bir tek AB’nin karşı koyabileceği iddia edildi. Tabii ki tüm AB itirazları sadece AB vatandaşlarını kapsayan itirazlar oluyor.Devamı »

Amherst Güzeli’nden hindistancevizli kek tarifi

Emily Dickinson gelmiş geçmiş en yalnız şairlerden biridir. Ayrıca, “Şiirleri belki de hiç okunamayabilirdi,” dediğimiz şairler kervanındaki bilinen kadın şairlerdendir. “Hiç okunamayabilirdi, nasıl olur!” dediğimiz yazarlar listesinin başında ise herhalde Franz Kafka vardır. Emily Dickinson kardeşine, Franz Kafka ise Max Brod‘a tüm yazılarının yakılması talimatını vermişlerdi. Dickinson’ın yazıları arasında yakılanlar neredeyse tüm yazışmaları olmuş, şiirler ise ölümünün ardından yayımlanmış. (Yanan ve yanmaktan kurtulan kitaplarla ilgili İngilizce kısa bir bilgi için buraya bakabilirsiniz.)

Yaşarken kendisine “Amherst’lü Efsane” denilmiş. Ölümünün ardından adı “Amherst’lü Rahibe”ye çıkmış. Şiirlerinin yayımlanmasının Devamı »

GDO’lu yem ve tartıştıklarımız, tartışmadıklarımız

Son iki hafta yine ülke gündeminde gıda siyasetiyle ilgili bir konu tartışıldı. Yeteri kadar tartışılmadı ama özellikle daha önce de haber yaptığımız Fikir Sahibi Damakların ve birçok gönüllünün sayesinde en azından konunun farkına varıldı. Konu ise GDO’lu ithalat ürünlerine verilen ve maalesef verilmeye devam edilecek gibi gözüken izinlerin düzenlenmesi, mevzuatının oluşturulması. Bu konuda internet üzerinden halka da fikri soruluyormuş gibi gözükse de, aslında fikrimizi soran yok. Fikrimizi bağırmaya çalışanlar var ama. Konuyla ilgili bir kampanya Fikir Sahibi Damaklar’dan geldi. Öyle ki kampanya sonunda bu ithalatın düzenlenmesi yönünde çalışan ve izinler için başvuruyu yapan TÜGİDER (Tüm Gıda İthalatçıları Derneği) üyelerinden bir şirket dernekten çekildi. Kampanya şirketlere neden bu başvuruyu yapıyorsunuz diye soruyordu ve bu yönde bir dilekçe imzaya açılmıştı. Biz bu yazıyı hazırladığımız esnada TÜGİDER’in internet sitesine ulaşılamıyordu. Bir diğer kampanya da Greenpeace’den: yemezler.Devamı »

Aşk: “Acele etme yeter”

Daha önce Steinbeck ve Hitchcock‘tan bahsetmiştik. Yönetmenin kendi senaryosunu tanınmayacak hale getirmesine direnmişti ünlü yazar. Ayrıca Fitzgerald’ın kızına yaptığı hayatta kafaya takılacak ve takılmayacak şeyler listesini de vermiştik.

John Steinbeck ise en büyük oğlu Thom’a 1958’de yazdığı bir mektupta aşkla ilgili ufak bir liste yapıyor gibi. Özetlemek gerekirse, “Aşk aceleye gelmez ama başına geldiği zaman kimsenin bunu küçümsemesine izin verme,” diyor Steinbeck. “Kızlar senin ne hissetiğini bilmek gibi özelliğe sahiplerdir ama gene de duymak isterler,” diye devam ediyor.

Önemli bir ayrıntı: Yazarın tüm mektupları kitaplaştırılmış ama dilimize çevrilmemiş; gene de okuyalım derseniz buraya bir bakın. Neden çevrilmiyor böyle güzel eserler? Belki de bu tür mektup/anı kitap listeleri yapıp yayınevlerine göndermeliyiz! 101cookbooks‘tan Heidi aracılığıyla öğrendiğimiz mektubun Türkçesini aşağıda, İngilizcesini ise burada bulabilirsiniz.Devamı »

Aşk: acele etme yeter

Daha önce Steinbeck ve Hitchcock‘tan bahsetmiştik. Yönetmenin kendi senaryosunu tanınmayacak hale getirmesine direnmişti ünlü yazar. Ayrıca Fitzgerald’ın kızına yaptığı hayatta kafaya takılacak ve takılmayacak şeyler listesini de vermiştik.

John Steinbeck ise en büyük oğlu Thom’a 1958’de yazdığı bir mektupta aşkla ilgili ufak bir liste yapıyor gibi. Özetlemek gerekirse, “Aşk aceleye gelmez ama başına geldiği zaman kimsenin bunu küçümsemesine izin verme,” diyor Steinbeck. “Kızlar senin ne hissetiğini bilmek gibi özelliğe sahiplerdir ama gene de duymak isterler,” diye devam ediyor.

Önemli bir ayrıntı: Yazarın tüm mektupları kitaplaştırılmış ama dilimize çevrilmemiş; gene de okuyalım derseniz buraya bir bakın. Neden çevrilmiyor böyle güzel eserler? Belki de bu tür mektup/anı kitap listeleri yapıp yayınevlerine göndermeliyiz! 101cookbooks‘tan Heidi aracılığıyla öğrendiğimiz mektubun Türkçesini aşağıda, İngilizcesini ise burada bulabilirsiniz.Devamı »

Apartheid topraklarında Sevgililer Günü

İsrail’in Gazze kuşatması ve genel olarak Filistin topraklarında sürdürdüğü işgal, şiddet ve ayrımcılık en muhafazakar İsrail hükümetlerinin biri altında devam ediyor. Filistinliler bu rejime apartheid (ırkçı) rejimi diyor. Bu kavrama başvurulmasında elbette Güney Afrika deneyimine ve uzun mücadeleler sonucunda bu rejime karşı uluslararası muhalefete gönderme yapma niyeti var. Fakat özellikle İsrail vatandaşı olan ve olmayan ve İsrail vatandaşları arasında da Filistin kökenli olan ve olmayan ayrımı, Devamı »

Fukushima…

Geçen sene dünyayı sarsan olaylardan biri de Japonya’daki deprem, tsunami ve sonrasında gelen nükleer felaket oldu. Satoru Niwa hem Mısır’da geçen sene bu vakit olanları hem de Fukushima’da tüm bu felaketler sonrası gelen karantinayı çekmiş. Bölge Japonya’nın geri kalanına kapatıldıktan sonra oraya gitmiş. Fotoğrafçının hem Mısır hem de Fukushima dosyalarına buradan ulaşabilirsiniz. Gerçekten acele bırakılmış bir günlük yaşamı ve yerle bir olmuş bir yerleşim…

Geçen sene bu zamanlar Kahire’de

Geçen sene bu zamanlar Kahire’de insanlar sokaktaydı ve tüm dünya hızlıca adına Twitter/Facebook devrimi denmiş –ve bizce yanlış denilmiş– devrimi konuşuyordu. Bir sene sonra Kahire’de bugün insanlar yeniden sokakta olacak, işçiler grev yapacak, öğrenciler meydanı işgal edecek.

Sokak sanatı ve belgeselleriyle takip ettiğimiz bizim Akdeniz’de olan bu halk ayaklanmasına basın değişik şekillerde müdahale etti. Tunus devrimini heyecanla gösteren, Bahreyn ve Yemen’de aynı heyecanı göstermeyen Al Jazeera hem İngilizce hem Arapça yayın yapması nedeniyle sürecin uzaktan da olsa müdahillerinden biri oldu. Özellikle Mısırlı blog yazarlarını, Twitter’dan yayın yapan gazetecileri çok destekledi. Fakat sermayesinin dayandığı Körfez’de olanları bu şekilde öne çıkarmadı, oradaki blog yazarlarının isimlerini bize ezberletmedi. Al Jazeera‘ye kesinlikle eleştirel ve mesafeli durmak gerekiyor, zira hangi gündemi ne gibi çıkarlarla şişirip/gömdükleri belli olmuyor.Devamı »

Kahire’de grafiti

Amsterdam’da bantçı, Moskova’da sokak sanatçısı haberlerimizden sonra Kahire’den grafiti savaşları haberi var elimizde. Haberi aldığımız Al Masry Al Youm gazetesindeki yorum yazısı aynı zamanda Kahire’de grafiti üzerine sık güncellenen bir blog sahibi Soraya Morayef’e ait.

Blog‘da Kahire’de grafitinin yaşanan halk ayaklanması sürecinin ne kadar doğal ve müdahil bir parçası olduğunu fotoğraflar üzerinden görmek mümkün. Grafiti sanatçıları hem ayaklanan halkla hem de kendi aralarında büyük bir danışma gösterdiler. Bunun örneklerini ise Kahire’de her Devamı »