Albert Camus’den müstakbel eşine: “Romanımı az önce bitirdim…”

Başlıkta bahsi geçen roman, Yabancı. Çağdaş Fransız klasiklerinin öncülerinden sayılan Albert Camus, bu en çok tanınan romanına noktayı koyduğunda, müstakbel eşi Francine Faure‘a bir mektup yazıyor.

Özel bir mektup bu: Yalnızca romanın kaleme alınış sürecini değil, öncesini, Camus’nün içinde var olduğu tüm iki yılı gözler önüne seriyor. Yabancı‘da insanı en çok sarsan öğelerden biri olan gerilimi yazarın nasıl bizzat tecrübe ettiğini anlatıyor, karşılığında okur tepkileriyle ilgili endişelerinden söz ediyor.

2013, Camus’nün 100. doğum yılıydı. Yazarın yeni yaşı Türkiye’de sessiz sedasız kutlandı belki ama (Karibu Turizm ile Can Yayınları, Yekta Kopan rehberliğinde bir Paris turu düzenledi, Can ayrıca yazarın üç kitabına özel baskı yaptı) sevgili internet yazarla ilgili yeni eski bilgilerle doldu taştı. Bu bilgi kalabalığı içinde bizim için böylesine güzle bir mektubu bulup çeviren Birsel Uzma‘ya teşekkür ediyoruz. Mektupla yetinmeyip yazarın kitaplarını okumak isteyenler, yazarın Türkçe yayıncısı olan Can’ın sitesine buyurabilirler. (Des Lettres aracılığıyla.)

30 Nisan 1940

Gece vakti yazıyorum sana. Romanımı az önce bitirdim ve uyumayı düşünemeyecek kadar gerginim. Şüphesiz henüz bitmedi çalışmam. Yeniden elden geçirmem, eklemem, tekrar yazmam gereken şeyler var. Fakat esas olarak bitirdim ve son cümleyi yazdım. […] Elyazmaları önümde duruyor; oldukça fazla çaba ve iradeye mal olduklarını düşünüyorum – romanı var etmek, asıl ikliminden uzaklaşmamak için birçok farklı düşünceyi, farklı arzuyu kurban etmek zorunda kaldım. Zaman zaman bazı cümleler, bazı duygular, olaylar şimşek gibi gelip geçiyordu aklımdan. Yaptığımdan dolayı ürkütücü bir gurur içindeydim. Fakat zaman zaman da, döküntüler ve beceriksizlikten başka bir şey göremiyordum içinde. Bu öykünün içine fazla girdim. Şimdi bu kâğıtları çekmeceme kaldıracak, yeni denemem üzerine çalışmaya başlayacağım. On beş gün içinde tüm bu duygulardan sıyrılıp tekrar çalışırım bu roman üzerine. Daha sonra okutacağım. Bu konuda da fazla gecikmek istemiyorum çünkü aslında iki yıldan beri içimde taşıyorum bu romanı. Yazarkenki halimden gördüğüm kadarıyla da zaten içimde yazılıp bitmiş halde duruyormuş. İki aydan beri gündüzlerimi ve gecelerimin bir kısmını üzerinde çalışarak geçirdim. Tuhaf ama gazete almak için dışarı çıkıyor, çıkarken de bir cümleyi yarıda bırakıyor, geri döndüğümde hiç zorlanmadan, mükemmel bir akıcılıkla devam ediyor, cümleyi tamamlıyordum. Daha önce hiçbir şeyi böyle bir kesintisizlik, böyle bir kolaylıkla yazmamıştım. Şu aralar iyi uyuyamıyorum, hatta uykusuzluk çekiyorum. Uyandığımda hemen aklıma bunun gibi, dikte edilirmişçesine yazıvereceğim eserler geliyor. Artık projelerimle ve evrenle ilgili her şeyi çok daha açık algıladığımdan, bunları yazıya dökmek istiyorum.

Bu akşam tükenmiş haldeyim. Bu aralar Paris’te çalışmanın beni fazla yorup yormadığını soruyorum kendime. Fakat aslında bu roman da bir o kadar sorumlusu bu durumun çünkü bana kolay gibi görünen ama aslında beni tüketen kesintisiz bir çalışma gerektirdi.

İşin en komik yani, memnun olup olmadığımı bile bilmiyorum. Yine de, beni benden koparabilecek tek şey buydu. Sanırım, yaptığım işe büsbütün gömülerek yaşamama olanak verdiği için diğer her şeyini affedebilirim Paris’in. Fakat bu bir yana, çalışmanın hazzı bile kimsenin yok edemeyeceği bir anlam taşıyordu ve işte beni yoran da bu oldu. Bununla birlikte, bu metnin okuyucusunun da en az benim kadar yorulacağını düşününce, içindeki daimi gerilimin birçok ruhun cesaretini kırıp kırmayacağını bilemiyorum. Fakat mesele bu değil. Ben bu gerilimi istedim ve var etmek için kendimi ortaya koydum. Gerilimin varlığından haberdarım. Senin hoşuna gidecek mi bilemiyorum. […]

Bunun dışında değişen bir şey yok. […] İlkbahar akşamları yapışkan ve yağmurlu burada. Romanımdaki bir cümle geliyor aklıma: “Orada, orada da akşam melankolik bir molaydı.” Alger ya da Oran’daki akşamları nasıl özlüyor, deniz kıyısında olmayı nasıl arıyorum bir bilsen. Birkaç haftalığına gidebilmek ve yeşil gökyüzüne kavuşabilmek için bir yaz ve bir kış var daha önümde hâlâ. Tüm bunlar çok uzakta ve oraya ulaşabileceğime bile inanmayı başaramıyorum. Belki de tüm bunlar nedeniyle bu biten şeyin hemen ardından neşeyle sıçramadım yerimden. […]

Albert Camus

Çarşamba. Bu mektup iğrenç ve okunmayacak halde. Yine de gönderiyorum sana. Dün doğru düzgün yazamayacak kadar gergindim.

Fransızcadan çeviren: Birsel Uzma

Reklamlar

3 Yorum

Filed under Edebiyat, Kitaplar

3 responses to “Albert Camus’den müstakbel eşine: “Romanımı az önce bitirdim…”

  1. Çok harika bir makale olmuş. Tebrikler

    Beğen

  2. Geri bildirim: Marquis de Sade’dan karısına: “Evet, itiraf ediyorum, şehvet düşkünüyüm ben” | koltukname

  3. Geri bildirim: Sand’dan Flaubert’e: “Edebiyatı fazla seviyorsun; o seni öldürecek” | koltukname

Yanıt Verin

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s