Yakın plan gözler

surenmanvelyanhumaneyes1Ermeni fotoğrafçı Suren Manvelyan‘ın bu yakın çekim göz çalışmasını görünce gözlerimize inanamadık… Your Beautiful Eyes (Senin Güzel Gözlerin) başlıklı bu çalışmada sanatçı öyle yakın plan ki, bir kelimeyi onlarca kez tekrar edince anlamını yitirmesi misali, gözler de işlevlerinden bağımsız nesnelere dönüşüyorlar.

İronik bir şekilde, gözün, çıplak gözle göremeyeceğimiz dokusu, Manvelyan’ın fotoğraflarında ortaya çıkmış. Mavi, yeşil gözlerin lifimsi dokuları okyanusu andırırken, kahverengi gibi daha koyu renk gözlerin kraterlere, işlenmemiş toprağa benzemesi gerçekten inanılmaz. Tabii hepsinin ortasında, kara bir delik…

Manvelyan’ın portfolyosuna buradan bakabilirsiniz. (My Modern MET aracılığıyla.)Devamı »

Hayatın içinden dans ederek geçenler

Kapı ziline oynayan türde kişilikler olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor. İşte bu yüzden Jordan Matter’ın Dancers Among Us (Aramızdaki Dansçılar) adlı çalışması bizi çok heyecanlandırdı. Matters, alışveriş yaparken, parkta otururken, yağmurda yürürken, kısacası hayatın içinden geçerken dans eden insanları fotoğraflıyor.

Çalışmanın ilhamını, üç yaşındaki oğlunun oyun oynayışından aldığını söylüyor sanatçı. “Bu saf tutku dolu anların yerini neden şüphecilik, can sıkıntısı ve umursamazlık alıyor? Oğlumla oynarken, dünyayı onun gözlerinden sunacak bir fotoğraf dizisi yaratmayı düşündüm. Resimlerdeki insanlar hayat dolu olacak, ânı yaşayacak, günlük yaşamı tüm yönleri ve duygularıyla kutlayacaklardı.”

Sonuçlar ilham verici. Fotoğrafların tamamı için sanatçının internet sitesine buyurabilirsiniz. Dancers Among Us‘a kitap olarak ulaşmak da mümkün. (Flavorwire aracılığıyla.)

dance

Devamı »

Müzecilikte kendi hediyelik eşyanızı kendiniz yapın dönemi

Rijksmuseum, esas olarak Hollanda, Hollanda’nın yanı sıra da Avrupa ve Asya sanat tarihinden kilit parçaları koleksiyonunda bulunduran bir Amsterdam müzesi. Sadece bununla kalsa Amsterdam’a uğramayanlar için pek bir önem taşımazdı. Fakat Zeit Online‘da okuduğumuz bir haber bizi  internet sitesine yöneltti, orada gördüklerimizi de paylaşmadan duramadık. Müze bünyesinde bulunan 125 bin eseri dijital ortama aktarmış. Zeit’ın da belirttiği gibi, bu kadarı da aslında pek yeni değil. Google Art Project ya da Europeana gibi projeler aslında bunu yapıyor. Nitekim başka müzelerde bu kadar toplu biçimde olmasa da dijital ortama geçiyor.

Fakat Rijksmuseum bir adım ileri gitmiş. Size, zevkinize göre internet üzerinde bir koleksiyon oluşturma şansı tanıyarak, koleksiyonculuğun ucundan tattırmış oluyor. Koleksiyonu, bazı sorulara verdiğiniz cevaplara göre onlar oluşturuyorlar ki içlerinde, “Tatil için nereleri tercih edersiniz?” Devamı »

“Sanat ve Yemek” üzerine

Feasting on Art’ı sizlere daha önce tanıtmıştık. Sanat ve yemek arasındaki ilişkiyi tarifler de vererek kurcalayan bu blog sadece natürmort değil, çok farklı mecralardan besleniyor. Arada haberler de veriyor ve biz de böylece muhtemelen hiç gidemeyeceğiz sergileri uzaktan sevme şansına kavuşuyoruz. İşte Art + Food: Beyond the Still Life (Sanat ve Yemek: Natürmortun Ötesi) sergisini de bu blog‘dan öğrendik.

Crave Sidney Uluslararası Yemek Festivali kapsamında görülebilecek sergi, natürmortun ötesine geçecek şekilde görsel sanatlar ve yemek ilişkisini ele alıyor. Son derece gündelik tüketilen gıdalar söz konusu çoğunlukla. Devamı »

Tencere tavasıyla birlikte mutfak portreleri

Dün Agatha Christie’nin incirli portakallı çöreğinin tarifini verdikten sonra, bugün de hem Christie çöreğinin hem de diğer yemek tariflerinin hayat bulduğu mutfaklara uzanıyoruz. Hollandalı sanatçı Erik Klein Wolterink imzalı mutfak portreleri, dört duvarı yan yana dizmekle kalmıyor, tüm dolapların, fırının, bulaşık makinesinin, buzdolabının da içine bir göz atıyor. Yatay ve dikey çizgilerin iç içe girmesi, birbirine karışması gerçekten etkileyici. Biz Pek Güzel Şeyler aracılığyla görüp pek beğendik, sizin de yorumlarınızı bekliyoruz. Sanatçının diğer çalışmaları için buradan buyurabilirsiniz. Resimleri üstüne tıklayarak büyütüp ayrıntılarıyla incelemeyi sakın unutmayın.


Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Minimalist sanat akımı posterleri

Poster sevdamıza, sanat akımlarının minimalist poster çalışmalarıyla devam ediyoruz. Daha önce minimalist masal, dizi, ressam vb. posterlerini görmüş ve çok sevmiştik, ama tüm sanat akımlarının, kendi başına bir sanat akımı olan minimalizm ekolünden örneklendirilmesini daha da ilginç bulduk. Bir gün, örneğin “sürrealist sanat akımı posterleri” gibi bir çalışmayla karşılaşır mıyız, diye merak içindeyiz.

Fas kökenli Fransız tasarımcı Amahouo Outmane‘ye ait bu posterleri biz şahane bir site olan Sanat Blog‘da gördük. Onlar da bu vesileyle her bir akımın altına Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi‘nden aldıkları tanımları yazmışlar, bizim de alıntılamamızı mazur göreceklerini umuyoruz.

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Yeşilçam afişleri canlanıyor II

Kısa bir aradan sonra Haftanın Eğlencesi‘yle karışınızdayız. Daha önce Karaköy merkezli bir tasarm atölyesi olan HINK‘in Yeşilçam afişlerine getirdiği yeni yorumlara yer vermiştik. Bu hafta da Samet Çiçek‘in 8-Bit Yeşilçam Posterleri‘ni sunuyoruz huzurlarınıza. Takip edenler bilir, bu tür poster çalışmaları bizi çok heyecanlandırıyor. Yakında duvarlarımızı süslemek için Çiçek’in çaılşmalarını da sipariş verebileceğimizi umuyoruz.

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Sanat eserlerini taklit eden kediler

Herhalde internette en çok dolaşan şey komik kedi resimleri ve videolarıdır. Bu viral kedi çılgınlığının bazen korkutucu boyutlara ulaştığını düşünsek de, biz de ara sıra “Hemingway’in kedileri” gibi başlıklarla katılmadan edemiyoruz. Bu hafta da Haftanın Eğlencesi köşemizde farklı bir kedi dosyasıyla karşınızdayız. Design You Trust, ortalıkta ünlü tablolar gibi poz vererek duran, kıvrılan, uyuyan, hatta esneyen kedilerin resimlerini bir araya getirmiş. Huzurlarınızda, sanat eserlerini taklit eden kediler. (Flavorwire aracılığıyla.)

1612 The Copycats: Cats Imitating Famous Works Of ArtDevamı »

Sylvia Plath ve Flannery O’Connor’dan görsel çalışmalar

Daha önce “Ressamlığa soyunan yazarlar“dan bahsetmiş, Victor Hugo, Herman Hesse, Jack Kerouac ve Henry Miller gibi isimlerin çalışmalarına yer vermiştik. Bir kez daha yazarların görsel sanatlarla ilişkilerini anıyoruz, ama bugünkü listemiz yalnızca iki büyük Amerikalıdan oluşuyor: Daha önce limonlu pudingli kekiyle sayfalarımıza konuk olan Sylvia Plath ile hakkında haber yapma şerefine ilk defa eriştiğimiz Flannery O’Connor.

Londra’daki  Mayor Galeri‘nin yakın zamanda sergilediği 44 dolmakalem çalışması, haberi aldığımız Brain Pickings‘in sözlerini özetlemek gerekirse, Plath’in hem ayrıntılara ne kadar önem verdiğini, hem de doğadan mimariye, birebir ilişkilerden toplumsal alanlara kadar yaşama nasıl bir merakla yaklaştığını ortaya koyuyor. Plath’in günceleri Oğlak Yayınları‘ndan yayımlanmıştı ama maalesefDevamı »

Kâğıt işleri

Avusturalyalı tasarımcı Bianca Chang, bir süredir elle kesilmiş grafik kâğıt heykellerden oluşan bir dizinin çalışmalarını sürdürüyor. Üç boyutlu harfler ile üzerlerindeki gölge oyunlarıyla ilgilenen genç tasarımcı, birçok işinde %100 geri dönüştürülmüş kâğıt kullanarak kâğıt tüketiminin etkisi azaltmakla kalmıyor, ama aynı zamanda genellikle tek kullanımlık olan bir aracı uzun soluklu bir sanat eserine dönüştürmeyi amaçlıyor. Halen Mark Gowing Design‘da çalışmaktan olan Chang’in portfolyosuna internet sitesinden göz atabilir, yazının devamında sanatçının çalışma videosunu bulabilirsiniz.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Yeşilçam afişleri canlanıyor I

Karaköy merkezli bir tasarm atölyesi olan HINK‘in arkasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniveritesi Grafik Tasarım Bölümü’nde okuyan Ethem Onur Bilgiç, Hakan Küçükyılmaz ve Selçuk Ören var. “Hakkında” sayfalarına göre “Dergi, kitap, afiş tasarımı, storyboard, video, illüstrasyon, animasyon gibi çalışmalar ortaya koyan grup; önemli reklam ajansları, organizasyon firmaları ve yayınevleri için işler üretmekte.” Gerçekten de işlerine şöyle bir göz attığında, hangisinin gerçekten basılan iş, hangisinin yalnızca bir proje olduğunu anlamak biraz zor da olsa, kitap kapağından dergi illüstrasyonuna kadar birçok heyecan verici çalışmayla karşılaşıyor insan. Kendileri son zamanda Yeşilçam afişlerine yeni bir soluk getirmeye karar vermiş, böylece serinin birinci bölümünü sitelerinde yayınlamışlar. Bakınız’ın Facebook sayfası sayesindeDevamı »

“John hayranlık uyandırıcı bir ad”

Oscar Wilde, sansasyonel özel hayatının yanı sıra sivri diliyle tanınan bir yazar. Şubat 1892’de, bir tiyatro eleştirmeni oyunlarından birini yerden yere vurunca, Wilde editöre aşağıdaki şikâyet mektubunu yazıyor. Yanlış anlaşılmasın, şikâyeti eleştirilmek değil, eleştirmenin kendisine inatla “John Wilde” demesi.

Wilde’ın neredeyse tüm eserlerine –biraz düzensizce de olsa– Türkçede ulaşılabiliniyor. İlgilenenler bu uzun listeyi çevirmenlerle birlikte mektuptan sonra bulabilirler. (Letters of Note aracılığıyla.)Devamı »

Kitap tabağa düşünce

Amerika’da bir grup okur ve kütüphaneci, yeter içerilerde okuduğumuz, demişler ve okuma eylemini sokağa taşımışlar. Hatta sesli sesli okumuş, gelene geçene laf atmışlar. Kendilerine Reading in Public adını veren grup, sanatın sınırlarını sorgulamak, kamusal alanda okuma fikri üzerine eğilmek istemiş. Eylemin doğası gereği fazlaca yerel olduğundan paylaşmak için bir yol arayıp, sanatçılardan yardım almışlar. Sonunda okunan kitaplar tabaklara düşmüş. “Tabakta kitap kapağı” olarak kısaltılabilecek, ancak aslında kitaptan esinlenilmiş özel görseller içeren bu fikre bayıldık. Böyle bir koleksiyon yapılsa alırız! En sevdiklerimizi yazının devamında görebilirsiniz. Burada olmayıp da aslında şahane tabağa düşermiş dediklerimiz de var. Bir gönüllü/gönüllüler çıksa beraber kitapları tabaklara taşısak diye bekliyoruz…Devamı »

Kuşbakışı odalar

Salonunuzda her gün her gece aynı koltuğa oturuyorsanız, bir kere başka bir uca yerleşince odanın nasıl da değişik göründüğünü fark ederek şaşırma olasılığınız epey yüksektir. Bu durum çoğunlukla ofislerimiz, çalışma odalarımız için geçerli olsa da, evlerimizi, işyerlerimizi, alışveriş ettiğimiz marketleri ya da dükkânları sınırlı açılardan görmeye mahkûmuz. Bu mahkûmiyetten sıkılmış olan Alman fotoğrafçı Menno Aden, Room Portraits (Oda Portreleri) adını verdiği çalışmasında yatak odalarının, mağazaların, çalışma ve yaşam alanlarının kuşbakışı fotoğrafını çekip bir portre olarak sunarak etkileyici bir çalışma ortaya koymuş. Yerçekimine meydan okuyormuş izlenimi veren fotoğraflardan bazılarını aşağıda görebilir, daha fazlası için de Aden’in internet sitesini ziyaret edebilirsiniz. (Flavorwire aracılığıyla.)

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: İkonik ressamlar

Geçtiğimiz aylarda Haftanın Eğlencesi bölümünde poster tutkumuz ile minimalist çalışmalara duyduğumuz aşkı bir araya getirerek, Eurydyka Kata ve Rafał Szczawiński‘nin minimalist televizyon dizisi posterlerine yer vermiştik. İkili, dizi postlerlerinin gördüğü ilgiden sonra, meşhur ressamlarla ilgili olarak benzer bir çalışmaya başlamış. “Iconic Painters to Guess” (Tahmin Etmek Üzere İkonik Ressamlar) adlı üç bölümlük serinin ilk bölümünü aşağıda bulabilirsiniz. Posterlerin hangi ressamları temsil ettiğini merak ediyorsanız her bir resmin altında beyaz olarak gizlenmiş metni seçmeniz yeterli.

Devamı »

Tanışınız: UbuWeb

UbuWeb sayesinde daha önce Bukowski’nin kendi metinlerini okuduğu ses kayıtlarını ve Dalí New York’ta belgeselini sizlerle paylaşmıştık. Bugün siteyi biraz daha detaylı incelemek istiyoruz. Zira Ekşi Sözlük’ten Karia’nın da dediği gibi, burası bir “müstakil dijital sanat manifestosu”. Reklam yok, üyelik yok; bezdiren hiçbir müdahale olmadan, dijital ortama aktarılabilecek ve ucundan köşesinden ya da göbeğinden avangard sayılabilecek her türlü metin, ses kaydı ve videoyu burada bulmak mümkün. İnternet dallanıp budaklandıkça aslında aklımızı da bulandırdığı ve esaslı okumalardan, dinlemelerden uzak tuttuğu; ekran karşısında vakit geçirmekten eski keyiflerimizi unuttuğumuz söylenir durur. UbuWeb insana, hayır öyle değil, internet sayesinde bedava Rimbaud belgeseli seyretmek, Maurice Blanchot okumak mümkün, dedirtiyor.Devamı »

Louis Vuitton amblemli origami

Geçtiğimi aylarda Haftanın Eğlencesi bölümünde bir kitabın doğuşuna yer vermiştik. Söz konusu olan kitap, Suzanne St Albans’ın Slightly Foxed‘tan çıkan Mango and Mimosa‘sıydı. İngiltere’deki Smith-Settle Matbaası’nda geleneksel baskı teknikleri kullanılarak hazırlanmıştı. Şimdiyse kitaplardan davetiyelere uzanıyor ve Osaka’da açılacak olan yeni Louis Vuitton dükkânı için özel olark tasarlanan origamilerin hazırlanışına tanık oluyoruz. Çalışma, İtalyan Happy Centro stüdyosu imzalı. Kendilerinin daha önce font illüstrasyonu sergisinde benzer bir çalışmaları olmuş; origamiden harfler Devamı »

Yiyeceklerden nesneler

Yemek Kültürü bölümümüzde kalorilerin siyasetinden Miles Davis’in etli kurufasülye tarifine kadar birçok habere yer verdikten sonra, şimdi de huzurlarınıza gerçekten farklı ve eğlenceli bir çalışmayla çıkıyoruz: Çeşitli yiyeceklerden hazırlanan nesneler. Dan Cretu portakal kabuğu, salam, domates, patlamış mısır vb. gördüğünde zihninde yeni bir yemek tarifi değil, spor ayakkabılar, bisikletler, fotoğraf makineleri canlanıyor. Bunların zihninde canlanmasıyla da yetinmiyor, hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. Böylece, Flavorwire aracılığıyla karşılaştığımız bu eğlenceli işler ortaya çıkıyor. Dikkat, karnınız acıkabilir.

Günlük içecekler mikroskop altında

Bugünkü haberimizi Haftanın Eğlencesi yapıp yapmamayı çok düşündük, ama nihayetinde kimilerinin keyfini kaçırma ihtimali bulunduğundan “eğlence” başlığı altında yayımlamaktan kaçındık. Huzurlarınızda, sevilen içeceklerin mikroskop altındaki görüntüleri var. Flavorwire aracılığıyla ulaştığımız bu çalışma, fotoğrafçı William LeGoullon‘un Fingerprints of Drinkable Culture (İçilebilen Kültürün Parmakizi) dizisinden. LeGoullon,

dünyada insanlar tarafından yapılmış en çok tüketilen beş içeceği bilimsel numune gibi kabul edip, mikroskop altında fotoğraflarını çekmeden önce her sıvı örneğinin kurumasını bekliyor. Ortaya çıkan görseller, içilebilen kültürün parmakizlerini, bir sanat tüketimi hareketi olarak analiz etme imkânı tanıyor.

Fotoğraflar bize bir başka “numune” çalışmasını, “Numune kutularındaki portreler“i hatırlatıyor. LeGoullon da, Michael Mapes gibi bilimsel bir aracı asıl işlevinin dışında bir amaç için kullanarak ortaya son derece rahatsız edici sayılabilecek görüntüler çıkartıyor. Özellikle kolanın baloncuklu ve biranın damarlı görünümleri ilgimizi çekti. Sıradan içeceklerin sıra dışı ham halleri hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Kahve

Devamı »

Yeni bir çeviriyle Ulysses; Matisse’in gözünden Ulysses

Joyce’un kaleminden Leopold Bloom

James Joyce’un Ulysses‘inden Leopold Bloom adına kutlanan Bloomsday’dan bahsetmiştik, hatta kutlarken yemek isterseniz puding tarifi bile çevirmiştik. Bloomsday’in Türk basınında yeterince yer almadığından dert yanıyorduk ki, Kaya Genç‘in 22 Haziran’da Sabah Kitap‘ta yayımlanan bu yazısıyla az biraz teselli bulduk. Genç, “70’lik telif hakları üzerine” adlı yazımızda sorduğumuz, “Ulysses‘i tekrar çevirtmeye hangi yayınevi cesaret edecek? Ve buna gerek var mı?” sorularına kısmen yanıt veriyor ve Türkçeye yeni bir Ulysses çevirisinin kazandırılacağını bildiriyor: Yazar Armağan Ekici, 2008 yılından bu yana Joyce’un başyapıtının çevirisiyle uğraşmaktaymış. Hangi yayınevinden çıkacağı belirtilmeyen (yazarın yayıncısı ve yakın zamanda Giacomo Joyce‘u basmış olan Sel Yayıncılık söz konusu olabilir mi?) kitabı, yayımlanışının 90. yılı olduğu için 2012 Bloomsday’ine yetiştirmeye çalışmışlar fakat mümkün olmamış — roman yaz sonunda raflardaki yerini alacakmış. Merak edenler için, Devamı »