Hayatın Anlamı’ndan parçalar

Yakından takip ettiğimiz Brain Pickings’te, Life dergisinin sanatçılar, siyasetçiler ve din adamlarıyla röportajlardan derlediği, Meaning of Life (Hayatın Anlamı) adlı bir kitaptan alıntılar yayımlandı. Aralarında Annie Dillard, Stephen Jay Gould, John Updike gibi isimler var.  Aşağıda alıntılardan yaptığımız seçmece çevirileri bulabilirsiniz. Listemizde Charles Bukowski, Arthur C. Clarke ve John Cage var. Görsel ise Duane Michals‘tan, başlığı “The Human Condition” (İnsanlık Durumu).

“Hayatın anlamı” başlığını okuyunca aklımıza hemen Terry Eagleton’ın The Meaning of Life: A Very Short Introduction adlı kitabı geldi (Ayrıntı yayınları Türkçeleştirmiş). Eğer başlık ilginizi çekti ama cevaplarDevamı »

Tanışınız: Türkçe Bilimkurgu ve Fantastik

Barış Müstecaplıoğlu’nun fantastik romanı Korkak ve Canavar’ın kapağı

Bilimkurgu ve Fantastik Edebiyat dünyası Türkçede üzerine bir şey okunacak en verimli mecra değil. Türkiye’de artık derneği bile olsa da, Türkçe ürünler yazılsa da, tanıtımı ve eleştirisi az olan  bir mecra. Bugün size tanıtmak istediğimiz blog, sadece edebiyatta değil, Sinema, Anime, Korku ve Rol yapma oyunları bölümlerini de dahil ederek, çok kapsamlı bir şekilde konuyu ele alıyor. Hem tanıtım hem eleştiri yapıyor. Steampunk gibi Türkçede iyice az gördüğümüz türleri bile içeriyor. Blog‘un adı zaten çok şey açıklıyor: Türkçe Bilimkurgu ve Fantastik: Türkçe Bilimkurgu, Fantastik ve Korku Eleştirileri.

Blog’un kurucu editörü G. Mehmet Ay. Kendisi eleştiri ve tanıtımın yanı sıra öykü de yazıyor. Öykülerini burada bulabilirsiniz. Blog‘a konuk yazarlar da katkıda bulunuyor. Yazarların ortaklaştığı nokta rol yapma oyunları ve bilimkurgu öyküleri tutkuları gibi geldi bize. Site bol güncelleniyor ve odaklandığı konu göze alındığında çok çeşitli haberlerle bilimkurgu ve fantastikDevamı »

Yeni çağın tefrikası

Tefrika yeni çağın internet mecrasında tekrar diriltilecekmiş. Boing Boing’de gördüğümüz haber bizi heyecanlandırdı ve yakın zamanda haber olan Amazon Kindle’ın yeni projesinin ne kadar destek görebileceği konusunda da bir fikir verdi. Fikir hem çok eski hem de yeni. Zamanın büyük klasikleri bildiğiniz üzere tefrika edilerek yayımlanmış ve sonra kitaplaşmışlar. Koltukname’de bol bol ele aldığımız Sherlock Holmes serisi bunun örneklerinden sadece biri. Tefrika yöntemi elbette memleket klasikleri için de kullanılmış. Hatta Tefrika diye bir site ve tefrika yarışması var.

Şu sıralarda Kindle‘ın yeni ürünleriyle ön plana çıkan Amazon da Kindle tefrikaları başlatmaya karar vermiş. Öncelikle Charles Dickens’ın Oliver Twist‘i tefrika halinde Kindle kullanıcılarına sunulacakmış. Yanlış Devamı »

Hugo Ödülleri ve internetten okumak

Bilimkurgu ve fantastik edebiyatın onca örneği arasından nasıl seçeceğim diyenlerin temel adreslerinden biri, bu alanda verilen prestijli edebiyat ödülleridir. Ödüllerin çok detaylı bir listesi burada bulunabilir. Bizim aklımıza hemen Nebula, Hugo, Arthur C. Clarke ve Philip K. Dick ödülleri geliyor. Özellikle aynı sene içinde bu ödüllerin birkaçını bir arada alanlar haliyle öne çıkan eserler oluyor. Örneğin Türkçeye de çevrilmiş China Miéville‘in Şehir ve Şehir‘i 2009 ve 2010’da, aralarında hem Nebula hem Hugo hem de Clarke bulunan yedi ödül aldı. Eskilerden örnek vermek gerekirse Ursula K. LeGuin’in bir daha bir daha okuduklarımızdan olan Mülksüzler‘i de hem Hugo hem de Nebula ödüllerini kazananlardan olmuştur. Edebiyatta ödül konusu, genel olarak ödül meselesi çok tartışmalı elbette. Uzaktan bakınca bilimkurgu ve fantastik edebiyat ödülleri, nispeten okuyucuya yön vermeDevamı »

Yazarların atıştırmalıkları

Yazarlar ve yemekler üzerine gitmeye devam ediyoruz. Atıştırmalıklar, ayakta yazmayı ve asla disiplinsizliğe kapılmamayı tercih eden Goethe dışında herhalde her masa başında, sehpa üstünde, koltukta, kafelerde, parklarda, yazanın el alışkanlığından sayılabilirler. Bazen alışkanlıklardan takıntılara dönüşürler. Kahve, bizim memlekette çay en tanıdıklarından da olsa, bazıları (Walt Whitman gibi) istridye ya da (Lord Byron gibi) sirke de alabiliyormuşDevamı »

Klasiklerin klasik reklamları

Ernest Hemingway - Güneş de Doğar
Ernest Hemingway – Güneş de Doğar

Kitap tanıtımı, reklamı meselesi gerçekten çağın ruhunu, okuma alışkanlıklarını yansıtıyor. Daha önce kitap fragmanlarından bahsetmiş, bir çizgi romanın fragmanını bu sayfalara taşımış, hatta bu hafta True Blood‘ın yemek kitabının tanıtım klibi üzerine konuşmuştuk.

Flavorwire çağdaş klasiklerin yıllar öncesinden kalmış reklamlarını paylaştı. Sadece grafikler değil, yazarların nasıl tanıtıldığını okumak da döneme dair önemli ayrıntılar sunuyor. Yazarlara “yıldız” muamelesi daha fazla yapılıyor gibi geldi. Örneğin Ernest Hemingway’in Güneş de Doğar kitabının reklamında, “Hemingway’in güneşi de bu kitapla yükselecek” mealinde cümleler geçiyor. Yine reklamların çoğunda yazarların bir resmi var gibi. Yazarın kendisinin ön plana çıkarılması hâlâ bu alandaki reklamcılığın belli bir kısmı için geçerli denebilir.Devamı »

Haftadan Kalanlar // 27 Ağustos-2 Eylül 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Haftasonu sinemaya gitmek istediğinden gösterimdeki filmlere bakıp sevinemeyenler hislerini paylaşacak bir haftalık sinema programı buldular. Bant Mag.‘in “belli ki çok başarılı” olan bu sinema programını seyretmeden biz artık sinemaya gitmiyoruz. Örneğin bu haftaki programda Jason Bourne’a bir “şaşkın Ramazan pidesi” diyerek bizi bizden aldılar. Her filmin hakkını veren eğlenceli bir program.

* Suşi üzerine çok komik bir filmi ve bir de önemli bir belgeseli paylaşmak istiyoruz. Jiro Dreams of Sushi (Juri Suşi Hayalleri Kuruyor), çok ünlü bir suşi ustasının sanatını, işine olan tutkusunu ve kendisini takip eden oğluyla ilişkisine odaklanıyor. Belgeselin suşi hakkında çok da öğretici olacağını tahmin ediyoruz. Fragman burada izlenebilir. Buradaki kısa video ise yeni başlayanlar için suşi konulu fakat çok eğlenceli bir video (Lost At E Minor aracılığıyla). Japon geleneklerine de alaycı bir bakış söz konusu.Devamı »

TV’den masaya: dizilerden yemek tarifleri derlemek

Koltukname olarak edebiyat ile yemek arasındaki geçişleri keşfetmeyi, yazarlardan tarifleri (Sylvia Plath, Ernest Hemingway, Emily Dickinson) çevirmeyi pek seviyoruz. Haftadan Kalanlar‘da ise mutfakta aklımıza düşenleri paylaşıyoruz. Sinema ile yemek arasındaki tuhaf rastlantıları da paylaşmışlığımız var. Bugünün haberi ise bir HBO dizisinin yemek kitabının çıkıyor olması. Önümüzdeki hafta 5. sezonunun finali yayınlanacak popüler vampir ve tüm yaratıkların dizisi True Blood‘ın sezon finalinin hemen ardından yemek kitabı satışa sunulacakmış. Kitabın adı True Blood: Eats, Drinks, and Bites from Bon Temps.Devamı »

Elias Canetti’nin not defteri ve Pavese’nin ölümü

Elias Canetti, Bulgaristan’dan İsviçre’ye, Avusturya’dan İngiltere’ye Avrupa’yı zihninde taşıyan romancı, oyun yazarı, deneme yazarı ve gururla sunduğu üzere anı yazarı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında bile aslında çok tanınmadığı söyleniyor. Bir yandan da bolca başka dillere çevriliyor ve yayımlanıyor. Günümüzün sosyal bilimcilerinin ortaklaşa okuduğu bir avuçDevamı »

Pina Bausch: Dans, dans, dans

3D’nin tüm sinemaları sardığı, gerekli gereksiz kullanıldığı bu yıllarda, gerçekten 3D seyretmek istediğimiz tek filmi/belgeseli sinemada seyredememiş olmanın acısını hissettik gerçekten: Wim Wenders’in 3D Pina Bausch belgeselinden bahsediyoruz. “Dans etmezsek kayboluruz,” demiş ünlü dansçı/koreograf. Filmin fragmanı heyecanımızı ve 3D’nin neden filme bir boyut katacağını umduğumuzu anlatır sanırız:Devamı »

Haftadan Kalanlar // 13-19 Ağustos 2012

Haftadan Kalanlar adlı bölümümüze hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız.

* Ankaralı fotoğraf atölyesi Ka’nın sitesinde Lewis Carroll ve fotoğraf üzerine çok güzel bir yazı ve bol bol Lewis Caroll’ın fotoğrafçılığının örneklerini bulabilirsiniz.
* John Lennon’ın çizimlerinin nasıl da yasaklandığını, yasaklanan şehirde yıllar sonra açılan sergi vesilesiyle anlatmıştık. Fakat Lennon’a yasak ve sansür bitmiyor. TRT, olimpiyatların kapanış törenini verirken, Lennon’dan “Imagine” şarkısının, hayal ettiği “dinsiz” dünyayı sansürlemiş. Halbuki orijinali şöyle.
* Sansür, yasak derken, lisans ve yüksek lisansta Ortadoğu üzerine ders almış çoğu kişinin bileceği, çok temel ders kitaplardan William Cleveland ve Martin Bunton’ın Ortadoğu Tarihi kitabı Mısır’da yasaklanmış. Üniversitede derslerin okuma listesine konması engellenmiş. Aynı hafta içerisinde Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Olimpiyatlar

Olimpiyatları yarılamışken konuşulan çok şey oldu, daha da tartışılır, diye düşünüyoruz. Koltukname’de daha önce Agos’un Osmanlı adına katılan Ermeniler üzerine hazırladığı dosyayı Haftadan Kalanlar köşemizde paylaşmıştık. Bugün de eski fotoğraflar ve günümüze dair bir oyunla devam ediyoruz. Fotoğraflar Vintage Everyday‘den. Sene 1896. Olimpiyat şehri Atina. Olimpiyatların hangi Olimpos’la alakasının olduğunun tartışılmadığı, spor bakanlarının “O zaman Antalya’da olsun, Olimpos Antalya’da,” demediği günlerden fotoğraflar. İnanmıyorsanız, evet, bu demeçler verilmiş, haber olmuş. Yunanlılardan da “Siz ne içiyorsunuz kardeş!” mealinde bir cevap alınmış.

Fotoğrafların ardından ise şu linkteki oyuna bakabilirsiniz. Olimpiyatlarda bir şansınız olur muydu, nasıl bir madalya alırdınız konulu pek eğlenceli bir kısa oyun. Sevilla Portakalı yüzmede 1896 Olimpiyatları’ndaDevamı »

Alan Ball karakterleriyle aşk nefret ilişkisi

True Blood‘ın 5. sezonunun bitmesine dört bölüm kalmışken ve her bir karakteriyle ayrı derdimiz olan bu diziyi yine de neden seyrediyoruz, diye düşüncelere dalmışken karşımıza Paste‘in yaptığı bu grafik çıktı. Alan Ball karakteriyle olan aşk nefret ilişkisini anlatmış, iyi de yapmış. Fikrimizce az bile yapılmış. Sookie’den nefret edilmesine sebep olacak, rahatsız edici daha çok fazla özelliğini sayabiliriz. Her mekâna sanki kuaföre giriyor gibi bir havayla girmesi örneğin ilk aklımıza gelen. Seviyoruz ama neden denebilecek olan kısımlarda sanki genel olarak daha fazla zorlanmışlar. Fakat bu rahatsız edicilik, tedirgin, gergin, tuhaf karakterler aslında Six Feet Under‘da ziyadesiyle vardı ve True Blood‘dan çok daha fazlaydı. Hatta Six Feet Under‘da rahat bir karakter düşünüyoruz, bulamıyoruz. Bütün bu gerginliği bize çok da sürükleyici bir biçimde seyrettirmek de Alan Ball’un marifeti. Grafik yazının devamında, çevirisi de hemen arkasında.Devamı »

Kitap tabağa düşünce

Amerika’da bir grup okur ve kütüphaneci, yeter içerilerde okuduğumuz, demişler ve okuma eylemini sokağa taşımışlar. Hatta sesli sesli okumuş, gelene geçene laf atmışlar. Kendilerine Reading in Public adını veren grup, sanatın sınırlarını sorgulamak, kamusal alanda okuma fikri üzerine eğilmek istemiş. Eylemin doğası gereği fazlaca yerel olduğundan paylaşmak için bir yol arayıp, sanatçılardan yardım almışlar. Sonunda okunan kitaplar tabaklara düşmüş. “Tabakta kitap kapağı” olarak kısaltılabilecek, ancak aslında kitaptan esinlenilmiş özel görseller içeren bu fikre bayıldık. Böyle bir koleksiyon yapılsa alırız! En sevdiklerimizi yazının devamında görebilirsiniz. Burada olmayıp da aslında şahane tabağa düşermiş dediklerimiz de var. Bir gönüllü/gönüllüler çıksa beraber kitapları tabaklara taşısak diye bekliyoruz…Devamı »

Kitaptan artırmak

Bu ülkede kitap fiyatları insanı üzebilir bir yelpazede geziniyor. Bu yüzden Şilili okurların ne yapsak tartışmaları ilgimizi çekti. “Kitap fiyatları kitap okumakla aramıza girmeli girmemeli mi?” gibi bir soru çirkin bir soru olurdu ve güzel cevaplar ancak güzel sorulara geliyor. Bu yüzden şöyle demeyi yeğliyoruz: “Kitap fiyatlarına nasıl müdahale edilebilir ve kitap okumanın daha ucuz yolları nelerdir?” Bunlar kısa vadede idare eder sorular. Şililer bu soruyu sormuş ve cevaplamışlar. Vergiler azalsa, hatta olmasa, kitap fiyatları ucuzlasa, diye hayal etmişler, bir kampanyaya girişmişler. Global Voices sağ olsun hem haberi vermiş hem de tartışmaları özetlemiş.

Kitapların daha ucuz olması gerektiği konusunda okur tarafında bir tartışma yok ama nasıl olacak? Bazıları bu vergi meselesinin peşine koşsalar da, diğerleri bu verginin ortalama 30 ila 60 dolar arasında değişen kitap Devamı »

Faulkner paraya ihtiyaç duyunca

William Faulkner’ı bu sayfalarda daha önce kokteyl tercihleriyle ağırlamıştık. Bugün doğrudan kendi sözlerine yer vermek istiyoruz. Geçtiğimiz haftalarda yazarların reklamlarda oynaması da dahil olmak üzere para kazanma biçimleri tartışılmıştı. Burada Faulkner 20. yüzyıl edebiyatının en hakiki seslerinden biri para, yazmak ve hakikat arasındaki ilişkiye dair konuşuyor. 1947 baharında Mississippi Üniversitesi’nin İngiliz Dili Edebiyatı Bölümü’nde, bir hafta boyunca her gün bir başka sınıfa giren Faulkner, başlarında profesörleri olmayan öğrencilerin sorularını yanıtlamış. Kendisiyle yapılan bu soru-cevap seansının seçtiğimiz bazı kısımları çevirmek istedik; tamamınıysa This Recording‘de okuyabilirsiniz. Ben daha da okuyacağım diyenler ayrıca Conversations with William Faulkner (William Faulkner’la Söyleşiler) adlı kitaba bakabilirler. Üstüne bir de Faulkner’ın kendi eserlerini okuyacağım diyenler de Yapı Kredi ve İletişim yayınevlerine bir göz atabilirler (ayrıca Cem Yayınları’nda, ancak sahaflardan bulunabilecek olanDevamı »

Haftadan Kalanlar // 9-15 Temmuz 2012

Koltukname’de yeni bir bölümle karşınızdayız: Haftadan Kalanlar. Adından da anlaşılabileceği üzere, bu köşede haftadan kalanları, okuyup da blog yazısına uzamayanları, bir tweet’e sığmayanları, bir arada daha mı güzel dururlar dediklerimizi sizlerle paylaşacağız. (Ortak noktalarımız ve ad benzerliğimizden dolayı neredeyse kardeş çıkacağımız Kalemsuare‘nin de yakın zamanda “kısa kısa” adında benzer bir çalışmaya giriştiğini de bu vesileyle duyurmuş olalım.) İşte yılın, 9 Temmuz’la başlayan 28. haftasından kalanlar:

* Sıcaklar kendini daha da hissettirirken Henry David Thoreau karpuz yemeyi öneriyor.
* Yemekten laf açılmışken, eğer siz de ne gerek var evde hamburger yapmaya, dışarıda var nasıl olsa diyenlerdenseniz, buraya göz atmak isteyebilirsiniz. Biz de hamburgeri evde, döneri dışarıda tercih ediyoruz.
* Apple meraklıları ya da genel olarak bilgisiyar meraklıları için Rusya’da bir Apple müzesi açılmış. Fotoğraflar pek uygun düşen Vintage Everyday‘de.
Vintage Everyday gibi blog‘lar Amerika’nın eski fotoğraflarının derdine düşerken, bizde artık daha iyisi var: Anlatsam Fotoroman Olur.Devamı »

Korsanın cezası

The Guardian‘da 11 Temmuz’da korsan konusunda yazılan bir haber, korsanın çok kaliteli bir şekilde olmasa da ara ara tartışıldığı Türkiye’de yaşayan bizler için bile şaşırtıcı oldu. Bir yazarın kendi kitabını internetten yayan bir “korsan”a yaptıkları anlatılıyor haberde. Yazar, Terry Goodkind. Türkçeye çevrilmiş iki kitabı mevcut: Dokuzlar Yasası, Büyücünün İlk Kuralı. Ayrıca Phoenix Yayınevi’nin Efsaneler 2 derlemesinde de kendisine yer verilmiş. Yazar dünyada The Sword of Truth (Doğruluk Kılıcı) serisiyle ve serinin yayımlanmış on üç kitabına dayanan televizyon dizisi, Legend of the Seeker‘la ünlü. Fantastik edebiyat okuyanların muhtemelen tanıyacağı, bu türün çok satarlar listesinde yer alan yazarlardan. Kendisi önemli bir kararla son kitabını yayıncısız yayımlamaya karar vermiş. Bunun için de e-kitap formatını benimsemiş.

E-kitap formatı aslında yayıncı aracılığı üzerine çok soruyu akla getiren, dağıtıcı gibi başka aracılara başka güçler kazandırabilen pek tartışmalı ama gittikçe de yaygınlaşan bir format. Konu üzerine Koray Löker’in iki sene kadar önce hazırladığı dosya hem dünyadaki gelişmeleri hem de Türkiye’de bu meselenin mevcut resmini gayet iyi veriyor. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Löker’in bu sene yazdığı özellikle de Amazon üzerine durduğu yazıyı da yeri gelmişken tavsiye edelim.Devamı »

Tanışınız: UbuWeb

UbuWeb sayesinde daha önce Bukowski’nin kendi metinlerini okuduğu ses kayıtlarını ve Dalí New York’ta belgeselini sizlerle paylaşmıştık. Bugün siteyi biraz daha detaylı incelemek istiyoruz. Zira Ekşi Sözlük’ten Karia’nın da dediği gibi, burası bir “müstakil dijital sanat manifestosu”. Reklam yok, üyelik yok; bezdiren hiçbir müdahale olmadan, dijital ortama aktarılabilecek ve ucundan köşesinden ya da göbeğinden avangard sayılabilecek her türlü metin, ses kaydı ve videoyu burada bulmak mümkün. İnternet dallanıp budaklandıkça aslında aklımızı da bulandırdığı ve esaslı okumalardan, dinlemelerden uzak tuttuğu; ekran karşısında vakit geçirmekten eski keyiflerimizi unuttuğumuz söylenir durur. UbuWeb insana, hayır öyle değil, internet sayesinde bedava Rimbaud belgeseli seyretmek, Maurice Blanchot okumak mümkün, dedirtiyor.Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Popüler kültürde Yıldız Savaşları

Yıldız Savaşları, halihazırda kendine ait kocaman bir dünya yaratmış kültlüğü de aşıp başka boyutlara uzanmış bir film serisi. David Eger aşağıda bazı örneklerini paylaşacağımız seride zaten popüler kültürün ortasındaki bu filmi yine çoğunluğu popüler kültürden beslenen ve büyük ölçüde tanınırlığı olan sahneleri yeniden yaratmakta kullanmış. “Abbey Road“dan E.T.‘ye, Baba‘dan “İnci Küpeli Kız”a, en bilindik “anlar” klonlarla, Yogi’yle, Han Solo ve Princess Leia’yla yeniden canlanmış. Biz en çok Abbey Road’da yürüyen klonlar ve Darth Vader’la eğlendik. Eger’in yine Yıldız Savaşları‘yla haşır neşir olduğu diğer projelerini buradan takip edebilirsiniz. (Lost At E Minor aracılığıyla.)

Devamı »