İstanbul’a saklanan seramikler

Pazartesi günü, Ayşe Kurşuncu’nun ikinci kişisel sergisi olan SAKLI’nın açılışında bulunuyorduk. Ayşe Kurşuncu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Seramik ve Cam Tasarımı Bölümü’nde araştırma görevlisi. İnternet sayfası Mutfak‘ta da görülebileceği üzere, çalışmalarında hem günlük yaşam nesnelerine hem de kayıp eşyalara yoğunlaşıyor (ikinci linkteki ayakkabının gerçeküstü gerçekçiliğine dikkatinizi çekeriz).

1 Temmuz’a kadar Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi‘neki Camaltı Galerisi’nde yer almayacak(!) olan sergisindeyse bir adım ileri gidiyor Kurşuncu. Nitekim basın bülteninde yazdığı gibi:

Kurşuncu’nun seramikleri bu kez sergi salonunu terk edip İstanbul’un ara sokaklara dalıyor, kent sakinlerinin gündelik hayatına sızıyor, gözlerden uzak köşelere takılıyor, unutulmuş duvarlara tutunuyor, izleyiciyi de beraberinde götürüyor.Devamı »

The Beatles: albüm, konser, sergi

Haziranın başı The Beatles’ın pop müziği değiştiren albümleri “Sgt Peppers Lonely Hearts Club Band“in çıkışının yıldönümüydü. İlk defa şarkı sözlerinin şimdi çoktan alıştığımız tarzda basılıp albüme eklendiği, yine ilk defa şarkıların arasında duraklama olmayan albümün müzik tarihindeki önemiyle ilgili şu uzun, bol anektodlu, pek detaylı yazıya bakabilirsiniz. Paul McCartney’nin nasıl olup da bu yenilikçi albümü tasarladıklarının açıklamasını oradan kısaltarak çeviriyoruz:

The Beatles olmaktan çok sıkılmıştık. Artık genç oğlanlar değildik, artık adam olmuştuk. Bütün bu gençlik meseleleri, o bağırış çağırışlar çoktan bitmişti. Üstelik artık kendimizi çıkıp şarkı söyleyen performansçılar olarak değil, sanatçı olarak görüyorduk. John ve ben yazıyordum, George yazıyordu, filmler yapmıştık, John kitaplar yazmıştı. Artık sanatçı Devamı »

Ölen gazetecilerin anısına bir daktilo çalışması

Ne yazık ki Türkiye’de basın hakların ihlali, yabancı olduğumuz bir konu değil. Gazetecilerin konuşma özgürlüğü gitgide daha yoğun bir şekilde bastırılırken, birçoğunun yaşam özgürlüğü de ellerinden alınmakta. Henüz dün “dışarıdaki” gazeteciler “içeridekiler” için yürümüşken, bu sabah karşılaştığımız bu sanat çalışması bizim için daha da anlamlı bir hale geldi. Kendini “interaktif sanat yönetmeni” olarak tanımlayan Julian Koschwitz, tüm dünyada 1992’den bugüne ölen gazetecilerin anısına “On Journalism” (Gazetecilik üzerine) adında iki parçalı bir sanat projesi hazırlamış. Çalışmanın birinci bölümü olan “News“ta (Haberler), belirli ülkelerin haberleri, basın özgürlüğü ile ülkedeki gazetecilerin durumuna göre görsel olarak karalanıyor, bozuluyor. Resim ne kadar bozuksa, o ülkede son 20 yıl içinde gazetecilerin durumu o kadar Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Dalí New York’ta

Salvador Dalí’den ve türlü yeteneklerinden daha önce bahsetmiş, biraz bilgi verip biraz da Amerika’da katıldığı yarışmadan söz etmiştik. Yine Dalí’nin bir macerasıyla karşı karşıyayız. Pek beğendiğimiz UbuWeb’de Dalí in New York (Dalí New York’ta) filmini görünce paylaşmamak olmazdı. UbuWeb filmin altında “oldukça eğlenceli,” diye yazmış, katılmamak elde değil.

Feminist yazar Jane Arden’le filmin nispeten başlarındaki görüşmelerinde Jane Arden, “Bu dâhi tanımlamasını depresif buluyorum,” diyor. Dalí’nin cevabı “Mütevazılık uzmanlık alanım değildir,” oluyor. Ama insanın 30 yıl öncesine kadar kendini ve bilinçaltını daha çok tanımadığında Devamı »

Ressamlığa soyunan yazarlar

Yaratıcı insanlar kendilerine uzmanlaşacak bir alan seçseler bile, çoğunlukla diğer sanat dallarını tamamen terk etmekte zorlanırlar. Bu yüzdendir ki sanatçı kavramının bin bir türlü açılımı vardır; hatta bazen esnekliğiyle insanları usandırır (bkz. insan üstü yaratık, James Franco).

Ama bugün o usandırıcı çalışmalara değil, kelimelerden uzaklaşmak isteyen yazarlara yer veriyoruz. Goethe, Proust ve Fitzgerald, bazen dilin sınırlandırmalarından kurtulabilmek adına kalemi kaldırıp eline fırçayı alan yazarlardan birkaçı. Sonuçlar aşağıdaki gibi. (Melville House aracılığıyla.)

images
“Bir Manzaradaki Gezginler”, Johann Wolfgang von Goethe, 1787

Devamı »

Banksy’nin çizimleri üçüncü boyutta

Herhalde Banksy‘nin gelmiş geçmiş en ünlü grafiti sanatçısının olduğunu söylersek abartmış olmayız. Gerçekten de bu İngiliz başta Londra olmak üzere dünyanın birçok büyük şehrinde duvarları süslemekle kalmıyor, çalışmaları milyonlara satılıyor, sanatçı her yerde alıntılanıyor. Flavorwire’dan aldığımız habere göre, Los Angeles’ta yaşayan İngiliz asıllı Nick Stern, Banksy’nin en bilindik ve en güçlü çalışmalarından bazılarını gerçek hayata uyarlayarak fotoğraflamış. Flower Thrower ve Kissing Coppers gibi eserleri içeren fotoğrafları aşağıda görebilirsiniz. Aralarında bazılarını satın almak istiyoruz, derseniz de Stern’in internet sitesine buyurun.

banksy1

Devamı »

Haftanın Eğlencesi: Teşrih edilen ünlü ressamlar

Reklamcılık konusunda uzman olmasak da bildiğimiz kadarıyla dünya çapındaki en büyük reklam ajanslarından biri olan DDB‘nin Brazilya koluMASP sanat okulu için ünlü ressamların teşrih edildiği aşağıdaki reklam kampanyasını hazırlamış. Bizim çok hoşumuza gitti; kampanya dahilinde başka ressam ve sanatçıları görmek ilginç olurdu. (AkseL’z aracılığıyla.)

Devamı »

Tanışınız: Feasting on Art

Tanışınız: bölümümüzde bugüne dek –tesadüfen– sinemayla ilgili sitelerden örneklerle ilerlemiştik. Öte yandan Koltukname’de edebiyat ve yemek ilişkisine değindiğimiz, hatta tarifler verdiğimiz oldu. Şimdi de güçlerimizi birleştirip bu ilişkiyi resim üzerinden kuran Feasting on Art‘tan (Sanattan Ziyafet Çekmek) bahsetmek istiyoruz. Ünlü yemek magazini Saveur‘ün “Sites We Love” (Sevdiğimiz Siteler) arasında gösterdiği, üçüncü yılına giren Feasting on Art, hız kaybetmeyen, aksine kendini geliştirip güzelleştiren sitelerden. (Söylemeden geçmeyelim: Saveur 2012 Ödülleri açıklandı. En iyi seyahat blog‘larında Istanbul Eats, Yılın En İyi Yemek Yazısı ise Café Fernando‘nun Chez Panisse yazısı birinci  oldular).Devamı »

Numune kutularında portreler

New York, Croton Falls’lu sanatçı Michael Mapes, numune kutularında gerçekten etkileyici portreler yaratıyor. Çektiği fotoğrafları parçalara ayrıdıktan sonra parçalarını kelebek iğneleriyle tutturan, küçük büyüteçlerin arasına sıkıştıran ve yuvarlayarak ufak tüplere koyan Mapes’in çalışmaları bir o kadar da rahatsız edici. Flavorwire’ın dediği gibi, “Portreler izleyicinin kendini aynı anda hem bilimsel gözlemci hem de gözlemlenen gibi, hem deli bilim adamı hem de parçalanmış nesne gibi hissetmesine yol açıyor.” Bizim aklımıza da ister istemez John Fowles‘un Koleksiyoncu‘su geliyor; özellikle de kitapta yalnızca âşık olduğu kızı zindana kapatan “koleksiyoncu”nun değil, aynı zamanda mahkûm kızın sesini de duyduğumuz için.

H_1

Devamı »

Yumuşak G

Ankara hareketleniyor. Daha önce, internetin en genç e-dergilerinden Ankaralı Zezine‘in ilk sayısını müjdelemiştik. (Burada Fatih Al’la yapılmış bol bol Ankara konuşulan bir söyleşi bulabilirsiniz.) Gittikçe grileşen Ankara’nın renkli e-dergisi oldu diye sevinirken geçen haftalarda Ğ‘yle tanıştık ve altbaşlıklarını pek beğendik: “Payitahtımızın merasiminden sıkılan bebelerin baloncuğu.”

Biraz daha alıntı alalım:Devamı »

Yakalandın Bob!

New York’un prestijli sanat galerisi Gagosian Gallery, Bob Dylan’ın resim çalışmalarını geçtiğimiz eylül ayında sanat severlere The Asia Series (Asya Dizisi) adı altında sundu. Dylan, Çin, Japonya, Güney Kore ve Vietnam’a yaptığı seyahatlerine ait, kendi resimlerinden oluşan görsel bir ajanda oluşturmuştu. New York sanat camiasında elbette yer yerinden oynadı, zira söz konusu olan böyle kült bir karakterse, işlerin başka türlü yürümesi beklenemez. Serginin alt başlığı olarak, First hand depictions of people, street scenes, architecture and landscape (İnsanlar, sokak manzaraları, mimari ve doğanın ilk elden [elbette Dylan’ın elinden] anlatımı) seçilmişti. Ama söz konusu anlatımların ilk elden oldukları konusunda şüphelerin oluşması uzun sürmedi.Devamı »

İki şehir bir çetele: Paris-New York karşılaştırması

le réalisateur

Fransız grafik tasarımcı Vahram Muratyan’nın Paris ve New York’u çeşitli detaylar, klişeler ve tezatlar üzerinden yorumladığı posterlerinin yayımladığı blogu Paris Versus New York kısa sürede milyonlarca tık almayı başarınca, Ocak 2012’de Amerikalı yayınevi Penguin posterlerin toplandığı bir kitap yayımladı. Bu iki ünlü şehrin sembollerini, popüler kültür ikonlarını ve gündelik hayat ayrıntılarını incelikli, renkli, sade ve zekice karşılaştırıp yorumlayan sanatçının işlerini buradan satın almak da mümkün.Devamı »

Vakko’dan kütüphane

Türkiye’nin önde gelen giyim markalarından Vakko, Vitali Hakko Kreatif Endüstriler Kütüphanesi’nin kapılarını (randevuyla) açıyor. Kreatif endüstriler alanında Türkiye’de bir ilk olduğu iddia edilen kütüphanede, “moda, mimari, resim, tasarım, fotoğraf, müzik ve sinema” alanlarında,

dünyanın en seçkin yayın evleri [sic] tarafından basılmış kitaplarla oluşturulan özel koleksiyonunu, sanatçılar, araştırmacılar, akademisyenler ve üniversite öğrencileriyle birlikte, tüm sanat meraklılarının kullanımına açıyor.Devamı »

Son avangard Ankara’da

Walter Benjamin, Mohandas Karamchand Ghandi, Aldous Huxley, James Joyce, Sigmund Freud, Gustav Mahler ve Jacques Derrida. Rasgele sıralanmış bu önemli isimler arasında muhtelif şekillerde ilişki kurulabilir, kimi fazlaca zorlama da olsa. Biz bir tane söyleyelim; bu isimlerin bir ortak noktası, hepsinin İtalyan ressam Valerio Adami tarafından çizilmiş birer portrelerinin bulunması.

Sigmund Freud, 1972

Derrida 1978 yılında yayımlanan The Truth in Painting (Resmin Hakikati) kitabında yer alan “+R: Into the Bargain” başlıklı yazısında, ressam Valerio Adami’nin 1975’de Paris’te düzenlenen Le Voyage du dessin (Çizimin Yolculuğu) adlı sergisindeki işlerini ele almıştı. Belirtmekte fayda var, henüz Türkçe çevirisi olmayan kitap Derrida’nın sanatı ve estetiği nasıl ele aldığını anlamak için oldukça önemli bir kaynak. Ali Artun e-skop’taki yazısında son avangard olarak tanımladığı Adami’nin benzer şekilde pop sanatla uğraşan Warhol öncülüğündeki Amerikalı emsallerinden ayrı tutulması gerektiğinin altını çiziyor. Ve Adami’nin resmi hakkında şunları söylüyor:Devamı »

Sanatçılar reddediyorlar

SOL Portal’ın haberine göre, “alanlarında ağırlık sahibi 78 sanatçı, ‘Reddediyoruz’ başlıklı bir bildiri yayımlayarak ülkenin geleceğinden duydukları kaygıyı dile getirdiler.” Orhan Aydın’ın köşesinde yayımladığı tam metne buradan ulaşabilirsiniz Aralarında Ataol Behramoğlu, Bedri Baykam, Nihat Behram, Tarık Günersel ve Küçük İskender gibi isimlerin bulunduğu “Sanatçılar Girişimi” ile onlara destek verenler, 29 Şubat’ta Beyoğlu’ndaki SES Tiyatrosu’nda buluşup endişelerini dile getirdiler. Devamı »

Araştırmacıların rüyalarını süsleyecek bir mekân: SALT Galata

2

Karaköy Bankacılar Caddesi üzerindeki gösterişli Osmanlı Bankası binası, Kasım 2011’den beri SALT Galata adı verilen bir kültür kurumu olarak kullanılıyor. Fransız asıllı Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından Bank-ı Osmanî-i Şahane için tasarlanan ve ilk kez 1892 yılında hizmete açılan bina kamuya açık bir araştırma kurumu olarak yeniden düzenlenmiş. SALT Galata’nın basılı ve dijital kaynakları erişime açan SALT Araştırma bölümü araştırmacılar, öğrenciler ve meraklılara muazzam bir kaynak sunuyor. SALT Araştırma Kütüphanesi’nde güncel sanat, mimari, tasarım, edebiyat, şehircilik, sosyal ve ekonomik tarihe odaklanan yüz bin basılı yayın ve sayısı bir milyonu Devamı »

Edebi robot resimler

Edebi karakterler, iPod’larındaki şarkılardan sonra şimdi de robot resimleriyle karşımızdalar: James Franco kadar olmasa da belli ki çok yönlü bir sanatçı olan Brian Joseph Davis, The Composites* adlı bir çalışma kapsamında, polislerin kullandığı eskiz programıyla edebi karakterlerin robot resimlerini çizmeye başlamış. Müzik ve sanat alanında çalışmaları bulunan Davis’in birkaç tane de roman ve öykü kitabı bulunuyor. Davis Word Press sitesinde, uzun zamandır Tumblr’a uygun bir çalışmaya başlamak istediğini, The Composites’in de bu soruya yanıt ararken ortaya çıktığını söylüyor. Projenin buradan ulaşabileceğiniz sayfasında, resimlerin altında, bilgisayar  programına girilen karakter betimlemeleri yer alıyor. Davis ilginç tüm önerileri değerlendirdiğini söylüyor. İşte bizim ilgimizi çeken robot resimlerden bazıları:

Daisy Buchanan, Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald.

(Mia Farrow‘la karşılaştırınız.)Devamı »

Dalí: yazar, yönetmen, oyuncu, karikatürist, vb.

What’s My Line? (Mesleğim Ne?) 50’lerin popüler bir Amerikan yarışma programı. Dört kişiden oluşan sabit panelistler, yönelttikleri evet-hayır sorularıyla moderatörün yanında yarışmaya katılan kişinin mesleğini tahmin etmeye çalışıyorlar. Amaçları “evet” yanıtını alabilmek, nitekim on kere “hayır” yanıtını alırlarsa kaybetmiş sayılıyorlar. Her “hayır” yanıtında yarışmacı 5 dolar kazanıyor. (Aslında bu çok ilginç bir nokta çünkü yarışmacı en fazla 50 dolar kazanabiliyor. 50’lerin 50 doları acaba bugünün parasıyla ne kadar eder?)

Yarışmanın bir de “gizemli konuk” bölümü var. Bu bölümde yarışmacı olarak, gözleri bağlanmı panelistlerin önüne ünlü bir şahıs Devamı »