Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çoğunlukla romanlarıyla –başta Bin Dokuz Yüz Seksen Dört olmak üzere– tanınan George Orwell, aslında bir o kadar da önemli bir deneme ve eleştiri yazarıdır. Katalonya’ya Selam‘ın yanı sıra, “Why I Write” ve “A Nice Cup of Tea” gibi birçok inceleme/eleştiri yazısı ve makale kaleme almıştır. Bu önemli yazarın edebiyat dışı eserlerini de bir gün Türkçede görmeyi umuyoruz (bkz. “Neden bu kadar geç?“). O güne dek, Orwell hayranlarına bir tadımlık niyetine, bir başka önemli makalesinin, “Politics and the English Language”in sonlarına doğru verdiği listeyi sunuyoruz. İşte Orwell’den yazarların mutlaka izlemesi gereken altın kurallar:Devamı »
Etiket: yazarlar
Neden bu kadar geç?
Birkaç gün önce, Ayrıntı Yayınları‘nın John Fowles’un en önemli eserlerinden biri sayılan Daniel Martin‘i tam otuz beş yıl aradan sonra yayımlayacağının haberini yapmıştık. “İngiliz dilinin önde gelen romancılarından Fowles’un en esaslı romanlarından birinin çevrilmesi bizce kelimenin tam anlamıyla bir müjde!” diyordu Sevillaportakalı. Kitap şu anda, 12 Nisan’da piyasaya sürülmek üzere ön siparişte. Kitabı özgün dilinden […]
Fowles sevenlerden müjdemizi isteriz!
Koleksiyoncu‘yu, Büyücü‘yü, Fransız Teğmenin Kadını‘nı okumuş olan herkese müjdemiz var. John Fowles’un Türkçeye çevrilmemiş tek romanı, Daniel Martin, yazarın Türkiye’deki yayıncısı olan Ayrıntı Yayınları tarafından nihayet yayımlanmış. İngiliz dilinin önde gelen romancılarından Fowles’un en esaslı romanlarından birinin çevrilmesi bizce kelimenin tam anlamıyla bir müjde! Haber o kadar yeni ki, henüz Ayrıntı kendi internet sitesine kitabın bilgilerini koymamış. Bu yüzden kitapla ilgili detaylar için İdefix‘i öneriyoruz. Çevirmen, daha önce Ayrıntı için Tom Robins çevirmiş olan Nuray Yılmaz.Devamı »
Flann O’Brien’ın not düşmanlığı

Dün 1 Nisan’ı es geçmemek adına George Clooney’nin eşek şakalarından bir seçkiye yer vermiştik. Şimdi ise Amerika’dan İrlanda’ya uzanıyor ve ironi ile hicivin ustası sayıldığı için 1 Nisan’da gerçekleşen ölümü gerçekten çok manidar olan Flann O’Brien‘a değinmek istiyoruz.
O’Brien, İrlanda edebiyatının en önemli isimlerinden biri olmasına rağmen hayatı boyunca James Joyce’un gölgesinde kalmanın acısını çekmiştir. Nitekim yazarı seven okurlar olarak biz bile kendisinden ilk olarak Joyce’un doğum günü vesilesiyle bahsetmiştik. Başyapıtı sayılan At-Swim-Two-Birds (Türkçeye nasıl çevrilir, hiç bilemiyoruz), Ulysses‘e bir yanıt niteliğindedir. En çok tanınan diğer romanı Üçüncü Polis, Lost‘un yapımcıları tarafından diziye esin kaynağı olduğu açıklandıktan sonra daha fazla ilgi görmeye başlamıştır. Devamı »
Varşova’da Etgar Keret Evi

Centrala için çalışan Mimar Jakub Szczęsny, Varşova’nın Wola mahallesinde Etgar Keret için en geniş noktası 133, en dar noktası ise 71 santimetre olacak bir ev tasarladı. Savaş öncesi ile komünist döneme ait iki yapının arasındaki boşluğa yerleştirilecek olan Etgar Keret Evi‘nin, mahallenin tarihini sembolize edeceğini söylüyor Szczęsny. Ev, İsrailli Keret için bir sığınak olmanın yanı sıra, onun Varşova’da bulunmadığı zamanlarda da diğer yazar ve Devamı »
Cemal Kafadar: Nedir bu dünyanın hali?
Toplumsal Tarih dergisi, son sayısında Cemal Kafadar’la güzel bir söyleşiye yer vermiş. Biz de bu vesileyle son yılların en öne çıkan Osmanlı tarihçilerinden biri olan Kafadar’a yer vermek istedik.
Cemal Kafadar’ın Türkçede son olarak Kim Var imiş Biz Burada Yoğ iken adlı kitabı yayımlanmıştı. Dört Osmanlıyı; bir Yeniçeri, bir tüccar, bir derviş ve bir hatunu anlatan kitap Karacaoğlan’la başlıyor:
Karac’oğlan der ki bakın olana
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken
Bizce bu kitabın giriş bölümü tarih derslerine giriş mahiyetinde okutulmalı liselerde, üniversitelerde. Bir tarihçinin dertleri ne olabilir sorusuna hem geniş hem detaylı hem de “buralı” cevaplar veriyor Kafadar. Devamı »
Jonathan Franzen hiçbir şeyi sevmemeye devam ediyor

Jonathan Franzen, yeni bir Ernest Hemingway, bir J. D. Salinger, yani Amerika’yı temsil eden ve geleceğe kalacak önemli bir yazar sayılıyor (yahut kendisini öyle sayıyor, henüz tam anlayamadık). 2001 yılında yayımlanan The Corrections‘la (kelime anlamıyla Düzeltiler; Türkçeye Aile Sırları olarak çevrilmişti) büyük bir başarı yakalayan yazar, tam 10 yıl sonra Freedom‘la (Özgürlük) tekrar okurlarla buluşmuştu. Hem de ne buluşma. The Corrections vakti zamanında Oprah Winfrey’nin meşhur kitap kulübüne seçildikten sonra, Devamı »
Ömer Seyfettin Öykü Ödülü bu yıl Aykut Ertuğrul’un
Doğum günü kutlama alışkanlığımız olmadığı gibi, farklı mecmualarda sık sık yer aldıkları için genellikle ödül haberlerine de yer vermiyoruz. Fakat hem öyküleriyle bizi heyecanlandırdığı hem de henüz haberiyle fazla karşılaşmadığımız için, Balıkesir Gönen Belediyesi tarafından düzenlenen Ömer Seyfettin Öykü Ödülü’nü bu yıl Keyfekeder Kahvesi‘yle Aykut Ertuğrul‘un aldığını bildirmek istedik. Ertuğrul’un da yazarlarından biri olduğu Farzımuhal’ın haberi şöyle:
Aykut Ertuğrul’un muhtelif dergilerde yayımlanan öykülerinden oluşan ilk öykü kitabı Keyfekader Kahvesi, 2011 yılında Okur Kitaplığı tarafından yayımlanmıştı. 3 Mart 2012 günü TYB İstanbul Şubesi’nde yapılan açıklamayla çeşitli değerlendirme ve eleştiri yazılarında övgüyle söz edilen Keyfekader Kahvesi’nin Balıkesir Gönen Devamı »
Amherst Güzeli’nden hindistancevizli kek tarifi
Emily Dickinson gelmiş geçmiş en yalnız şairlerden biridir. Ayrıca, “Şiirleri belki de hiç okunamayabilirdi,” dediğimiz şairler kervanındaki bilinen kadın şairlerdendir. “Hiç okunamayabilirdi, nasıl olur!” dediğimiz yazarlar listesinin başında ise herhalde Franz Kafka vardır. Emily Dickinson kardeşine, Franz Kafka ise Max Brod‘a tüm yazılarının yakılması talimatını vermişlerdi. Dickinson’ın yazıları arasında yakılanlar neredeyse tüm yazışmaları olmuş, şiirler ise ölümünün ardından yayımlanmış. (Yanan ve yanmaktan kurtulan kitaplarla ilgili İngilizce kısa bir bilgi için buraya bakabilirsiniz.)
Yaşarken kendisine “Amherst’lü Efsane” denilmiş. Ölümünün ardından adı “Amherst’lü Rahibe”ye çıkmış. Şiirlerinin yayımlanmasının Devamı »
Vonnegut’dan kurgunun biçimi
20. yüzyılın en önemli edebiyatçılarından biri olan Kurt Vonnegut, Flavorwire’ın şahane listelerinden birinin aracılığıyla ulaştığımız bu kısa videoda, üç farklı kurgu biçiminin grafiğini çiziyor. Bunların sonuncusu, bilgisayarların bile anlayamayacağı kadar karışık. Bakalım hangi hikâye olduğunu çıkartabilecek misiniz?
Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi
Canı gönülden sevdiğimiz Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkiye’deki çeşitli edebiyat etkinlikleri, edebiyat kuruluşları vb.’larının “adı” olmaya devam ediyor. soL Portal’ın haberine göre, Gülhane Parkı’nın girişindeki Alay Köşkü, Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi olarak yenilenmiş ve “Kültür Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün yazar örgütlerini daveti üzerine, TYS gibi PEN de bu güzel mekânda edebiyat etkinlikleri yapacak.”
Tanpınar’ın 1950’de kurucu üyeleri arasında yer aldığı PEN Türkiye, 2012 içerisinde müze-kütüphanede sekiz tane etkinlik yapacak. Bunlardan ilki, 25 Şubat Cumartesi 14:30-16:00 arası yer alacak olan, “Dünya Yazarlar Birliği PEN, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Öykü”:Devamı »
Haftanın Eğlencesi: Hemingway’in kedileri
Ernest Hemingway’in hayvan sevgisi aileden geliyor. Hemingway’s Cats (Hemingway’in Kedileri) adlı eğlenceli kitapta anlatıldığı üzere, dedesi Ernest Hall hayvan sevgisiyle tanınırmış; babası Clarence Edmonds Hemingway ise doktorluğa karar vermeden önce uzun bir süre veteriner olmak istemiş. Fakat “Papa” Hemingway’in asıl aşkının kediler olduğunu biliyoruz. Akıntı Adaları‘ndaki, kahramanın kedisine “ilaç” kelimesini öğrettiği, birlikte uzun yürüyüşlere çıktıkları o sahneleri kim unutabilir? Heminway’in kedileriyle çektirdiği fotoğraflar yazının devamında.Devamı »
Aşk: acele etme yeter
Daha önce Steinbeck ve Hitchcock‘tan bahsetmiştik. Yönetmenin kendi senaryosunu tanınmayacak hale getirmesine direnmişti ünlü yazar. Ayrıca Fitzgerald’ın kızına yaptığı hayatta kafaya takılacak ve takılmayacak şeyler listesini de vermiştik.
John Steinbeck ise en büyük oğlu Thom’a 1958’de yazdığı bir mektupta aşkla ilgili ufak bir liste yapıyor gibi. Özetlemek gerekirse, “Aşk aceleye gelmez ama başına geldiği zaman kimsenin bunu küçümsemesine izin verme,” diyor Steinbeck. “Kızlar senin ne hissetiğini bilmek gibi özelliğe sahiplerdir ama gene de duymak isterler,” diye devam ediyor.
Önemli bir ayrıntı: Yazarın tüm mektupları kitaplaştırılmış ama dilimize çevrilmemiş; gene de okuyalım derseniz buraya bir bakın. Neden çevrilmiyor böyle güzel eserler? Belki de bu tür mektup/anı kitap listeleri yapıp yayınevlerine göndermeliyiz! 101cookbooks‘tan Heidi aracılığıyla öğrendiğimiz mektubun Türkçesini aşağıda, İngilizcesini ise burada bulabilirsiniz.Devamı »
Joyce’un telif tartışmaları uzadıkça uzuyor
Doğum günü unutulsa da, James Joyce telif hakları tartışmalarıyla gündeme gelmeye devam ediyor. Sabit Fikir‘deki habere göre, Joyce’un yeni keşfedilen çocuk hikâyesi The Cats of Copenhagen (Kopenhag Kediler) Dublinli Ithys Press tarafından özel bir baskıyla satışa sunulmuş. Yayınevinin sitesindeki açıklamaya göre de, kitap 5 Eylül 1936 tarihli mektupta yazılan özgün hikâyeden hazırlanmış. Toplamda 200 baskı yapılmış ve bunların 26’sı mektubun tıpkıbasımı 170’i numaralı baskı, geri kalan 4’ü ise satışa sunulmuyor. Tıpkıbasımların fiyatı 1200 avro, geri kalanıysa 300. (Yapı Kredi’nin tıpkıbasımlarının pahalılığından şikâyet ettiğimiz için suçlu hissettik kendimizi bir an — ama yalnızca bir an.)Devamı »
Lemony Snicket’ın yanlışlarla dolu dönüşü
Daniel Handler‘in müstearı olan Lemony Snicket, dört kitaplık yeni bir diziyle geri dönüyor. Little, Brown Yayınevi’nin Little, Brown Books for Young Readers (Genç Okurlar için Little, Brown Kitapları) markası kapsamında yayımlanacak ve Snicket’ın çocukluğunun “otobiyografik bir anlatımı”nı içerecek olan dizinin adı All the Wrong Questions (Hep Yanlış Sorular). İllüstrasyonlardaysa grafik roman yazarı Seth’in imzası olacak.
Dizinin ilk kitabı Who Could That Be at This Hour? (Bu Saate Kim Olabilir ki?); 2012’nin Ekim ayında 1 milyonluk bir baskıyla yayımlanıyor. Talihsiz Serüvenler Dizisi‘nin 60 milyondan fazla sattığı göz önünde bulundurulursa durum biraz daha normal karşılanılabilir. Kitabın tanıtımından:Devamı »
Nâzım’dan mektuplar
Sabit Fikir‘in haberine göre, Yapı Kredi Yayınları, Nâzım Hikmet‘in eşi Piraye’ye yazdığı tüm mektupları bir araya getiren Piraye’ye Mektuplar adlı bir kitabı Şubat 2012 ortasında piyasaya sürüyor. Kitabı derleyen, aynı zamanda Nâzım Hikmet’in üvey oğlu olan eleştirmen, yazar Mehmet Fuat. Kitap aslında toplam 581 mektubu içeriyor, fakat Yapı Kredi özel bir edisyon hazırlamış: 26 mektup ile zarfın tıpkıbasımının yer aldığı ve yalnızca 1000 adet basılan bir ek kitapçık da Piraye’ye Mektuplar‘la birlikte satışa sunuluyor. Kitabın içeriğiyle ilgili olarak Sabit Fikir şu bilgileri vermiş:Devamı »
Steinbeck’le Hitchcock filikada
1943 yılında Alfred Hitchcock, John Steinbeck‘ten yeni filminin senaryosunu yazmasını istiyor. Teklifi kabul eden Steinback ona kısa sürede bir novella sunuyor. Hitchcock, Lifeboat (Filika) adını alacak filmi çekerken başka yazarlarından yardımıyla senaryoyu kendi ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde şekillendiriyor. Ocak 1944’te, vizyona girmeden hemen önce Steinbeck bitmiş filmi izliyor…
… Ve dehşete kapılıyor. Özellikle de siyahi denizci Joe’nun ekrana nasıl yansıtıldığıyla ilgili olarak. Öyle ki, hemen yapım şirketi 20th Century Fox’a bir mektup göndererek, bir ay sonra da temsilcisine telgraf çekerek adının filmden çıkartılmasını talep ediyor. Maalesef Steinbeck’in bu isteği pek dikkate alınmıyor.Devamı »
Hemingway & Gellhorn
Sinema ve diziler üzerine incelemeler, haberler ve her türlü şahanelikler yayımlayan internet sitesi bakınız’dan aldığımız habere göre, Amerikan kanalı HBO mayıs ayında yazar Ernest Hemingway ile gazeteci-yazar Martha Gellhorn‘un ilişkisini konu alan bir televizyon filmi yayınlayacak. Hemingway’i Clive Owen canlandırırken, Gellhorn rolünde seyircilerin karşısına Nicole Kidman çıkacak. Yönetmen ise Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği‘nin Philip Kaufman‘ı. Filmin beş dakikalık uzun fragmanını buradan seyredebilirsiniz.
Gellhorn Hemingway’in üçüncü –aynı zamanda ondan boşanmak isteyen tek– eşi. Aynı zamanda Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘un esin kaynağı. Hemingway’in birçok eserinin Türkçesine Bilgi Yayınevi’nden ulaşabilirsiniz. Savaşla ilgili yazılarının yanı sıra romanları da bulunan Martha Gellhorn’un kitaplarına Türkçeden henüz ulaşılamıyor maalesef.
İyi ki doğdun James Joyce
Koltukname’de henüz yazarların doğum günlerini kutlama gibi bir alışkanlık edinmedik (henüz’e dikkat), fakat yakın zamanda kitaplarının telif haklarının kalkmış olmasıyla ses getiren yazarın 130. doğum günüyle ilgili pek bir yazıya rastlamayınca bir istisna yapabileceğimizi düşündük. Evet, bugün, İrlandalı yazar James Joyce’un 130. doğum günü. İyi ki doğdun Joyce!
Yazarın, bildiğimiz kadarıyla hiç Türkçeleştirilmemiş Finnegans Wake‘ten bir bölüm okumasını buradan dinleyebilirsiniz. (Daha Devamı »
Kraliçenin önünde eğilmeyi reddeden sanatçılar
Geçtiğimiz hafta İngiltere’deki Bakanlar Kurulu Ofisi (Cabinet Office – başbakan ile bakanlar kuruluna destek olan bir bölüm), bir “haber alma özgürlüğü dilekçesi” kapsamında, 1951-99 yılları arasında kraliçe tarafından onurlandırılmayı reddeden (ölü) insanların listesini açıklamış. (Uzun sözün kısası, İngiltere’de 2000 yılında yürürlülüğe giren bir kanun sayesinde, kamuoyu kamu makamlarından bilgi talep edebiliyor. Daha ayrıntılı İngilizce bilgi için bkz.) Çeşit çeşit şövalyelik vb. unvanları reddeden isimlerin arasında bolca yazar ve sanatçı da bulunuyor. Guardian‘ın haberine göre, bugüne kadar bu bilgiye ancak onurlandırılmak isteyen şahıslar açıklama yaparsa ulaşılabiliniyordu Devamı »