
Rock müziğinin iyi amaçlara hizmet edebileceği ya da etmesi gerektiği konusunda U2 solisti Bono oldukça aktif çalışmıştı. Güney yarı küredeki fakir ülkelerin borçlarının silinmesi kampanyası, dünya politikacıları üzerinde bir baskı yaratmış ve kısmi sonuçlar elde etmiş olsa da, kalıcı bir etki oluşturduğunu söylemek olası değil. Bono gibi zengin ve meşhur değilseniz, müziğinizle ses getirecek, dünyaya faydalı işler çıkartmak kolay olmayabilir. Ama en azından bu müziğin köklerinde bulunan muhalif sesi kaybetmemek gerek.
Pete Seeger veya Woody Guthrie gibi egemenleri ve çarpıklıkları kıyasıya eleştiren müzisyenler, kendilerinden sonra kısmen politik tavır sergileyen Bob Dylan, Bruce Springsteen, The Clash, Dead Kennedys gibilerine de hem ilham vermiş hem de bir temel oluşturmuştu. Billy Bragg de, doğu Londra’dan 80’lerde çıkıp bu isimler arasına girmiş müzisyenlerden biriydi.
Bragg, Clash solisti Joe Strummer’ın 2002 yılındaki ölümü sonrasında, sayısız kez Strummer anma törenlerine davet edilmiş ve kendisinden Clash şarkıları çalması istenmiş. Bragg, müzikal olarak sıkıcı bu talebi genelde nazikçe geri çevirmiş ama Strummer’ın ruhunu ihya etmek için ne yapabileceğine kafa yormaya başlamış. Çok geçmeden bir tesadüf sonucu ne yapacağını bulmuş. Oturduğu mahalleden komşusu bir cezaevi çalışanı, Bragg’e kullanmadığı fazla bir gitarı olup olmadığını sormuş. Bazı mahkûmların hücrelerinde gitar çalmayı öğrenmeye çalıştıklarını ama tek bir gitarları olduğu için sorun çıktığını öğrenmiş.Devamı »
Gazze’de olup bitenler, dünyanın nasıl bir cehenneme dönüştüğünü bir kez daha gösterdi. Masum insanlar, siviller, çocuklar, tüm dünyanın gözleri önünde öldürüldü, binlerce insanın yaşam alanı yok edildi, hayat şartları kabul edilmez seviyeye indirildi. Bütün bunlar, İsrail devletinin iradesi ve dünyanın icazetiyle gerçekleşti. İsrail, yarattığı ve sürdürdüğü şiddet dalgasıyla elde etmek istediği sonucu aldı mı bilinmez; ama antisemitizmi körüklediği apaçık ortada.


“Little” (Ufaklık) lakabı, ona boşuna verilmemişti. Jimmy, gerçekten minyatür bir adamdı. Bunun sebebi ise, diğer iki erkek kardeşinde olduğu gibi Kallmann Sendromu adlı nadir görülen genetik bir bozukluktu. Bu durum, ergenliğinin tamamlanmasına engel olmuş, onun adeta doğal bir
70’ler batıda pop müziğin sürekli evrimleşerek dünyayı fethettiği yıllardı. Yeryüzünün dört bir köşesinde müzisyenler, disco, rock, heavy metal ya da soul’la kendi estetik anlayışlarını birleştiriyor, yeni bir evreye giren kapitalizmin de onayıyla, batılı müzikte ufuklar durmadan genişliyordu.
Dağılma: Grubun gitaristi Johnny Marr, turneler, konserler, kayıtlar arasında koşturmaktan mutsuzdur. Giderek daha çok alkol alan, istediği müziği yapamadığını, yeni arayışlara zamanı kalmadığını düşünen sıkıntılı Marr önce bir süre için, sonra da ebedi olarak grubu terk eder. Marr’ın gidişi The Smiths için yolun sonu gibidir. Kısa süre sonra grup dağılır. Sonra ikili, basın üzerinden atışmaya başlar. Grubun diğer esas oğlanı 










